Kategoriler :
Alt Kategori :
2011 Mayıs - Allah Yolu Yektir Yek
Tarih : 19.11.2012 11:28:32
Okunma : 999
Yıl 18 - Sayı 211 - Mayıs 2011

Allah Yolu Yektir Yek

Şeriat da tarikat da yoldur. Şeriat yolundan cennete, tarikat yolundan Allah’a (c.c.) gidilir. Tarîk, şiddetle ayak vurulan yer demektir. Hacer validemizin ayağı gibi sabit ayak gerektir bu yolda yürümeye. Tarikat yolunda, kendi nefsimizden başka bir mürşide gönülden bağlanmamız şarttır. Şeriat yolunda ise ibadet ü taat etsek de nefsimizi aradan çıkaramayız; dolayısıyla da amellerimiz salih olup Hak katına erişmez.

Tarikat yolunda yürümek için her hususta kendisine itaat edeceğimiz bir mürşid-i kâmile bağlanırız. Sadık müridler bilir ki Allah’a giden yol, insanın derilerini kavlatır, ciğerlerini parçalar, bellerini büker, uykusunu kaçırır, kalbini titretir, gönlünü eritir. Bunun için şairler, “Bu yol uzaktır/Menzili çoktur/Geçidi yoktur/Derin sular var” diye tarif ederler tarikat yolunu. Derin sularda boğulmamak için üstadlarımızın emirlerini tutmak gerekir. Üstadımız (k.s.) buyururlardı ki: “Gönlünde ahıret kaygısı olan kişi deliksiz uyku uyuyamaz.” Şimdi kendimizi bu tariflere göre ölçüp biçelim. Ona göre Allah’a giden yolda ne kadar adım attığımızı hesap edelim.

Sorsalar, mürşidime bağlıyım diyoruz, beni Allah’ıma o götürecek diyoruz; sonra derin uykulardan gözlerimizi uyaramıyoruz. Demek ki muhabbetimiz eksik. Muhabbet eksikliğinin sebebi edep noksanlığıdır. Edepsiz insan tarikat yolunda yol alamaz. Şu girdiğiniz yol, alalade bir yol değil; burada her şey Rasulullah (s.a.v.)’in vekaletinden geçiyor. Bizim de bu edeple, ona göre yaşamamız lazım.

Üstadımız (k.s.) derdi ki: “Bazı ihvanımız var; ne o bizden ne biz ondanız.” “Bu yola muhabbetle gelin. Başka türlü yol alamazsınız” buyururlardı… Manevi hallere vâkıf bir zat bir gün Üstadımız ks’a ihvan kardeşlerinden birinin durumunu sorar.Üstadımız bu zata iki topluluk gösterir. Biri ihvan topluluğu, diğeri ise tarikatte olmayanların topluluğu. “Bak bakalım, o sorduğun kişi nerdedir” buyururlar. O zat bakar ki kardeşi ihvanların içinde değil; diğer topluluğa karışmış. Onların sözünü tutuyor. Onların sohbetlerinden zevk alıyor. Onların edep dışı hallerini adet ediniyor… Bunun üzerine Üstadımız (k.s.): “Sorduğunuz kişi zahiren girmiş ama manen girememiş.” buyuruyorlar.

Bu yol, tarikat-i aliyyedir; çok yüce bir yoldur. Bu yolda büyükler ile yarış yapılmaz. Sözlerinin dışına çıkılmaz. Gönle başka muhabbet konulmaz. Önce sorup sonra kendi kafasına göre iş yapılmaz. Bu haller insanı geriye götürür. Binbir zahmetle aldığı hallerini kaybettirir. Bu yolda en çok mürşid-i kâmilin zahiri hallerine takılanların ayağı kayar. Onları kendileri gibi nefsinin esiri insanlar sanıp da ta’n ederek ahiretlerini berbat eylerler. Sanırlar ki mürşid-i kâmil olmadan da Allah’a giden bir yol vardır. Mürşid-i kâmilin her an onları imtihan ettiğinin farkında olmaz daedep dışı sözler sarfederler.

Teslimiyeti ve muhabbeti tam olanlara imtihan tesir etmez. Bağı bostanı sel götürse, muhabbetli ihvan, ocağının başında oturup ısınmaya devam eder. Çünkü her şeyin Hak katından olduğunu ve kendisinin hayrı için yere indiğini bilir. Dışarının karını, soğunu, fırtınasını, yağmurunu hissettirmeyen evinin dört duvarı mürşid-i kâmilin tasarruf gücüdür. Tasavvuf budur; Allah’ımızın hakkımızdaki takdirinin güzelliğini kavramamız için verilen imtihanlardan dizimiz bile kanamadan çıkmamızı sağlayan yolun adıdır. Ama Ayet-i Kerîmede bildirildiği gibi “Çok azı bilir, ekserisi bu nimeti bilmez”

Mürşidin seni Allah’ına götürmeye çalışıyor, sen ona demediğini bırakmıyorsun. Bazı ihvan var ki biz yirmi senedir adını defterde tutmaya çalışıyoruz, o zorla kendini Rasulullah Efendimiz’in (s.a.v.) defterinden sildirmeye uğraşıyor.. Bizleri Habibullahının vekillerinin gözünden gönlünden düşürmesin.

Hamd olsun âlemlerin Rabbı olan Allah’a.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler