Kategoriler :
Alt Kategori :
2012 Mart - Mürşid-i Kamil Şarktan Doğan Güneşe Benzer
Tarih : 03.03.2012 13:38:51
Okunma : 1334
Yıl 19 - Sayı 221 - Mart 2012

Mürşid-i Kamil Şarktan Doğan Güneşe Benzer

Kıymetli kardeşlerim,

Tarikat gibi bir nimet-i uzmâ bize lutfedilmiş; hakkını da vermek nasibimiz olsun inşallah. Peygamber Efendimiz (sav)’e müşrikler itiraz ederken diyorlar ki: “Bu nasıl peygamber? Bizim gibi yiyor içiyor, evleniyor…” Melek gibi bir şey olsun istiyorlar. Halbuki bilmiyorlar ki onun mübarek zatı bu haliyle meleklerden üstün. Mürşid-i kâmillerimiz de öyledir. Dışarıdan bakınca bizim gibi insandırlar ama sır içinde sırdırlar. Onları meleklerden üstün yapan, evlatlarına olan şefkatleridir. Ana babamızdan daha çok dertlenirler bizim için. Bizim de müşriklerden farkımız kalmıyor, üstadlarımıza bilip bilmeden söz söylerken. Ben mürşidimin elinde ameliyat masasına yatırılmış bir hasta gibiyim. Hasta der mi ki “Doktor onu öyle yapma, böyle yap!” Diyemez. Kımıldasam, yanlış bir yerime bıçak değer diye korkusundan titrer. Akıllı mürid, o ameliyat masasındaki hasta gibi mürşidine teslim olur. Niye? Çünkü hasta. Kendi başına işe yarar bir hali yok. İyileşip taburcu olana kadar doktorun emirlerini tutacak. Sonra zamanı gelince doktoru onu zaten serbest bırakacak. İstediğini ye iç diyecek…

Kanadın yok, sen hemen uçmak istiyorsun. Dişlerin çıkmamış anne sütü olan rabıtayı beğenmiyor, yarar yaramaz gıdalar yiyeceğim diye tutturuyorsun. Allah’ını ziketmeyi, O’na istiğfar etmeyi hafife alıyorsun. Üstadlarının yazdıklarını beğenmiyor, tefsirler okuyayım, tabakat kitapları devireyim istiyorsun. Daha ana okulundasın, medreseye gideyim diyorsun… Dün mektebe varmış/ Bugün üstad olayım der Üstadlarımız bize bir reçete vermiş. Onda bizim ihtiyacımız olan bütün ilaçlar tarif edilmiş. Ben o reçeteyi bırakıp beni tanımayan bir eczacıdan yeni ilaç istiyorum. O ilaçları içince de kendi aklıma göre fikrediyorum; mürşidimin dediklerini beğenmiyorum. Bilsek ki mürşid-i kâmillerimizin her biri Şark’tan doğan güneş gibidir. Hangisini zikretsek, gelip bizim bir kötü ahlâkımızı tedavi etmeye muktedirdirler. Gönlümüze muhabbet güneşi doğması için teslimiyet pencerelerini açmamız lazım.

DÜNYA MUHABBETİNDEN GEÇİLMİYOR

Vahdet denizinde yüzmek istiyorsan, geminde çatlak olmayacak. Gemiye su girerse batar gider. Kalbin içine de yaramaz düşünceler girerse kalp fesada gider. Şeriata muhalif hallerin dolu. Kalbinde dünya muhabbetinden geçilmiyor. Gafilleri dost edinmişin sadıkların yanına binde bir uğruyorsun. Nerde kaldı senin Müslümanlığın, nerde kaldı evlatlığın?

Her arkın suyundan içme
Menbaını bulmak lazım

Bunları size olan muhabbetimden şefkatimden söylüyorum. İçinizde tazecik fidanlar var; onların hürmetine söylüyorum.

MÜRŞİDİNİZİ BEĞENMİYORSUNUZ

Mürşidin huzuruna kalbinde başka başka sevgilerle gelinmez, gelinse de feyiz alınmaz. “Eski hallerimiz kalmadı efendim” diyorsunuz. Gafillerin kitabını okusanız, onlar gibi düşünmeye başlarsınız. Televizyondan sözlerini dinleseniz, muhabbeti kalplerinize tohum atar. Kabirde, sualde onlar mı gelip yetişecek diye bir düşünün bakalım. 99 kötü huyunuz olsa benim gözüme bir güzel huyunuz görünüyor. Ama siz kardeşlerinizin bir kusurunu dağ gibi edip üstadlarımızı incitiyorsunuz. Mürşidinizi beğenmiyorsunuz. Kardeşimin ismini üstadımın gönül defterine ben kaydettireyim diye birbirinizle yarışacaksınız. Ben sizlerin ayağınızın türabıyım. Adana’da Sami Efendimizin sohbetini dinleyip gelenler, ‘İçimizdeki tüm sıkıntılar gidiverdi’ derlerdi. Bizim bu kürsüye sultanlarımızı yanımıza almadan çıktığımız vaki mi? Allah’ımız bize başka kapılarda derman aratmasın. Hazine sandığının üzerinde oturup ele güne avuç açanlardan eylemesin.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah’a.

Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler