Kategoriler :
Alt Kategori :
2008 Şubat - Rızâya Giden Yol: Sabr-ı Cemîl
Tarih : 21.10.2011 10:08:30
Okunma : 1233
Yıl 15 - Sayı 172 - Şubat 2008

Rızâya Giden Yol:
Sabr-ı Cemîl



Kardeşlerim, bir hadis-i kudsî üzerinde size'sabr-ı cemîl'in hakikatini anlatmaya çalışacağım:

'Kullarımdan bir kuluma teveccüh ettiğim vakitlerde, o kulumdan razı olacaksam, razı olmak istersem bedenine bir hastalık isabet ettiririm yahut evladına ölüm veririm; yahut malı telef olur. Benim verdiğim musibetlerin hepsinin birer lütuf olduğunu bilip düğün evine girmiş gibi karşılarsa yevmi kıyamette o kuluma hayâ muamelesi buyururum.'

'Kullarımdan bir kuluma teveccüh ettiğim vakitlerde, o kulumdan razı olacaksam, 'musibeten fi bedenihi' bedenine bir hastalık isabet ettiririm, o benim lütfumdur.' Kurban olduğum Allah'a şükrederim. Şu dizim yirmi beş senedir ovalananır böyle. Dostlarımız ovalar. Baktım Hacı Şaban Efendi gibi büyük bir zat, o da dizini ovalıyor. Baktım Medine-yi tahire'de Hacı Ziyaeddin Pakistan mürşid-i kâmili, bir milyon müridi var. Ayakları adaya dönmüş, iki tane siyah sakallı derviş dizini ovalıyorlar. Sordum razı mısın diye.'Çok şükür Rabbime, acıya da tatlıya da tahammül ediyoruz. Allah'ımız sabriyye sabrı versin inşallah' dedi.

Devam ediyor Rabbimiz: Yahut evladına ölüm ne veririm! Mevlama kurban olayım, can bir yavrum gitti dünyadan. Medine'ye müezzin istiyorlardı onu. Hafız Ahmet Efendi. Sesi muhibb insanları mest ederdi; Allah rahmet etsin. Yirmi, yirmi iki yaşlarındaydı. Soruyorlar; 'Nasıl oldunuz Efendi Hazretleri nasıl oldunuz?' İçerimize manevi mektup geldi, bir su serpildi. Ölüyoruz diye geldiler; biz gelenleri teselli vermeye başladık. Üstazımız taziye yazmışlar, 'Kendinizde olan hâle iftihar etmeyin Hasan Efendi. Meslekinizin semeresi olsa gerek.'diye.

Tasavvufda sabr-ı cemil, evladı ölenin babası kim olduğu dışardan girince belli olmayacak şekilde kişinin, onlar gibi neşatlı, sevinçli olmasından öte bir şey. 'Güzel sabır' bu değil. Sabrın sadece dışı bu. Kabuğu bile değil. Hakiki sabır, sabr-ı cemil; dışardan gelen adam, musibet sahibinin kim olduğunu bilemeyecek. Sabr-ı cemîl sahibinin kalbine Mevlamız birfuyuzatı ila-hiyye döker, o da öyle neşatlı durur ki sanırsınız düğün evine geldiniz.

Üçüncü madde:'evfi mâlihi'yahut malı telef olur. Eyyüb (AS) gibi bazen üçünü birden de verebilir Mevlâmız. İşte böyle karşılarsa benim verdiğim musibetleri, yevmi kıyamette o kuluma hayâ muamelesi buyururum. 'Haya ederim'dese sıfat olur. 'Kullarımın haya ettiği muameleyi yaparım. Onu azaba göndermem.'diyor. Çünkü vücuduna hastalık veriyorum, hiçbir şeyle bozulmuyor.'Allah verdi, Allah aldı' diyor. 'Her şey Allah'tandır'diyor.

Hacı Zühtü Efendi Hocamız, vaktin feridi bir alim idi. Bir gün babama dedi ki, 'Kaldıramayacağım dert versen de senden razıyım Ya Rabbi' dedim. Üç gün bir hal oldu Kocaman Hacı Zühtü'nün kalbi, Allah'a itiraz ediyor. 'Estağfirullah'diyor. Ondan sonra 'Ne istersin ya Rabbi benden bu kadar. Çekemeyeceği-miz derdi verme Ya Rabbi dedim', tevbe ettim, diyor.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh'a.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler