Kategoriler :
Alt Kategori :
2008 Ekim - Kudretten Sürmeli Olmak
Tarih : 21.10.2011 09:02:43
Okunma : 1342
Yıl 15 - Sayı 180 - Ekim 2008

Kudretten Sürmeli Olmak

Aziz kardeşlerim! Malum ola ki insan iki şeyden mürekkeptir. Birbirine karışmış iki şeyden. Ruh ulvi, nefis süflidir. Ruh âli, nefis süflidir. Nefis toprağından ruh madenini kurtaran veli oluyor, halife oluyor, diyorlar. Fakat bütün ahlakı çıkmış, hasetliği kalmış içerde; o zaman olamaz! Onun için hemen anlaşılmaz kimin ne olduğu.

Haset gider mi birden bire. Alnının çatından öpeyim kim hasetliklerden kurtuldum derse. O belli olmaz öyle. 'Efendim sende yok' diyeceksiniz. Ben bilemiyorum ki. Şuraya bir Kadiri tariki açılır, o da hak tarik olur da, onun başına benden çok toplanırlar; O zaman sınayacaksın. Hasetlik üzerinde ne kadar dursak azdır; bu, şeytanın sıfatıdır. Çok dua ve amelde sebat gerektirir.

Birçok ihvanımı İstanbul'da vazifeli kardeşlerimize gönderdim. Bir o kadarı da Ankara'ya gitti. Oranın halifelerini en büyükler olarak tanıttım. Millet soğumasın da onlardan da feyiz alsınlar diye. Şimdi, ihvanını tutup başkalarına göndermek kolay değildir. İçimde hasetliğim varsa kalmasın diye yaptım bunu. Büyük zatlar geldi. 'Elhamdülillah memleketinizi hoş gördüm Hacı Hasan Efendi güzel idare etmişsiniz' dediler. Ben hep diğerlerini işaret ettim. Allah cümlemizi hasetten korusun. Kudretten sürmeli ihvan bulmak zordur. Neyin ne olduğunu bilecek feraset herkese nasib olmaz. Bir yandığım varsa buna yanarım.

Kabri nur olsun, Hacı Mustafa Efendi vardı, ona Efendimizi soralım, bir imtihan edelim, bakalım kudretten sürmeli olduğunu biliyor mu, dedik.. 'Adanalı Sami Efendi nasıl? Sürmesi nasıl?' diye sorduk. 'Onun sürmesine kurban olayım, O kudretten sürmelidir' dedi. Sonra bize bir çıkıştı: 'Gafil adamlar, siz beni sürmeyi bilmez mi zannediyorsunuz?' dedi. Bize bir güzel kulluk dersi verdi. Elini öptük, kalktık. Kudretten sürmeli olmak, 'lâ ilâhe illallah' zikrini yaşayışıyla, hayatıyla tasdik etmek demektir. Her gelenin Hak'tan geldiğini bilerek yaşamak, bir an bile bundan gafil olmamaktır. Hased, şeytanın ahlakıdır demiştik. Şimdi o zat, Sami Efendimizin kudretten sürmeli olduğunu reddetseydi, hased edip inkâr eyleseydi dalâlet çukuruna yuvarlanacaktı. Nitekim niceleri bu illete tutulmuş ziyan olup gitmiştir. Füyüzatımıza söz söyleyip salâvatımıza dil uzatıp şeytan sıfatıyla sıfatlandılar, 'insan-ı şeytani' olup kayıp gittiler. Bizim yolumuz, 'insan-ı ruhani' olma yoludur. İnsan-ı ruhaninin en önemli vasfı, sehavetidir. Hem suretimiz hem siretimiz insan olacak. Hak katmda da kul yanında da makbûl olan budur. Aramızda Efendimizin kendine yaklaştırdığı nice böyle kardeşlerimiz vardır. Zahire aldanmamak lâzımdır.

Bir de 'insan-ı rahmani' vardır ki vasfı kelama sığmaz. Sureti insan fakat ahlâkı rahmani. Hani gören gözü, işiten kulağı tutan eli yürüyen ayağı Allâh olan insan... Hiç kimseye intizar etmemiş, düşmanına bile dua etmiş, herkesin suçlarını setretmeye çalışan Rahman olan Allâh'ın ahlâkıyla ahlâklanmış kâmil insan... Bu bahis her kişiye anlatılmaz. Ancak kudretten sürmeli olanlar anlar ve tad alır bu bahisten. Cenab-ı Mevlam cümlemizi, sureti insan, tineti insan olarak sırat-ı müstakimde eylesin; ferasetimizi arttırsın, kudretten sürmeli ihvanımızın sayısını çoğaltsın inşaallah... Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh'a...
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler