Kategoriler :
Alt Kategori :
2005 Aralık - Derslerimi Hakkıyla Yapamıyorum
Tarih : 21.10.2011 08:09:43
Okunma : 3983
Yıl 13 - Sayı 146 -  Aralık 2005

Derslerimi Hakkıyla Yapamıyorum

 

Kıymetli Kardeşlerim...

Evvelden letâifler çalışıyordu, gönlümüzde bir açıklık vardı. Nefy ü isbatta kelime-i tevhidin nûru parlardı. Kelime-i tevhidi yirmi bir defa okudukça ayrı bir lezzet alınırdı. Murakabede kalbini açtı mı derhal Arş-ı Âzam'dan ceryan gibi füyuzat-ı ilahiye dökülürdü.

Şimdi bir gevşeklik geldi bize, ne oldu bilmiyorum, rabıta-yı mevti yapamıyoruz; rabıta-yı mürşidi iyi tutturamıyoruz. Aceleye getiriyoruz. Çabuk kalkıyoruz, gönlü iyi doyuramıyoruz, hamlaşıp gidiyoruz. Nasıl olacak da dersimizi kıvamında çekeceğiz?

Es'ad Efendimiz (k.s.) şöyle buyuruyor: İstiğfar okuduğunuz zaman, günahlarınızı gözünüzün önüne getirin. Lâ ilahe illallahu'1-melikü'l-hakku'l-mübîn zikrini, Rabbımızı görüyor gibi yapın. Salevatta, kutb-u cihanı yanınıza alarak Fahri Kainat (s.a.v.) ile diz dize oturun.

Dersimizin reçetesi bizi idare eder, hastalık koymaz aslında. Yalnız, kullanış tarzımız iyi olmadığından tesir etmiyor. O, sana, aç karnına iç demiş, sen tok karnına içiyorsun.

Aç karnına, seherde, hacet kapılarının açık zamanında kalkılacak. Allah (c.c.), her gün, seher vaktinde, isteyen yok mu vereyim, ihtiyacı olan yok mu dua etsin, kabul edeyim rızkında darlanan yok mu -manevi rızık bizimkisi elbette- vereyim, buyuruyor.

Geçenlerde Kayseri'de bir sohbet oldu. Sabah namazında, Camii Kebir'den çıkınca iki genç yanımıza geldi.Bize,'Allah razı olsun Efendim. Bugün hakkıyla bir ders okuduk.Biz okumayı bilmiyormuşuz.' dediler.

Ders çekerken, sükûnet olacak, yerin karanlık olacak, göz açılırsa havâtır çoğalır. Eşyaları görmek, onlarla meşgul olmak gönlü dağıtır. Göz, tam kapalı olacak. Şu gönül açılacak.

Kayserili ihvanlar, Es'ad Erbili Efendimiz (k.s.)'i Kayseri'ye davet ediyorlar. Efendimiz, 'Ben ihtiyarım, seksen beş yaşındayım.' buyurmuşlar. -Şimdi Sami Efendimiz'in olduğu yaşlardaymış.-Es'ad Efendimiz (k.s.)'e hitaben,

'Efendim! Serhalifeniz Sami Bey'i gönderin.' demişler. O da, 'Peki. Adana'ya geçerken Kayseri'ye uğrasın.' buyurmuşlar.

Efendimiz Kayseri'ye gelince. Hacı Hüseyin Aksakal Hocaefendiye misafir olmuş. Hocaefendi Kayseri'de müftü. O vakitler kış. Evlerde bağ çubuklarını falan yakarlardı. Efendimiz'e bir soba yakacak ya, sabahleyin erkenden kalkmış. Efendimiz (k.s.)'in odasına varmış ki, Efendimiz (k.s.), Kayseri'nin o şiddetli soğuğunda; gusletmiş, gömleğini
giyinmiş, ayağını giyinmiş. Hocaefendi,

-    'Aman efendim! Bu ne hal, niye haber vermediniz. -Efendimiz daha genç. Evlenmeye gidiyor.- Su ısıtsaydım, hava çok soğuk. Niye böyle yaptınız.' demiş. Efendimiz (k.s.),

-    'Soğuk suya vücudumu alıştırdım, her sabah dersimi gusül ile yaparım.' buyurmuş.

Bâyezid-i Bistami (k.s.), 'Her gün gusleder, ağzımı gül suyu ile yıkar da ondan sonra Mevla'mı zikrederdim. Şu ağızlarla Allah zikredilmez.' diyor.

Hocaefendi anlatıyor: Neyse sobayı yaktım, dışarı çıktım. Kapıyı bir vuran var. Daha sabaha da iki üç saat var. Bir ölen mi olmuş, diye de merak ettim. Bir kızcağız kapıda.

-    'Ne oldu kızım bir şey mi var. Buyur. Kimsin.'

-    'Hocaefendi! Evinizdeki misafiri hiç uyku tutmadı mı. Sabaha kadar ışık hiç sönmedi. Pencereniz evimize karşı. Odamızın üstünden Arş-ı Âzam'a bir direk dikildi. Füyüzat aktı sabaha kadar.'

Bu, Üstadımız (k.s.)'ın elli sene evvelki hâli. Ben onu nasıl tarif edeyim. Allah'ım! Sultanımız'ın himmetinden ayırma. Bizi onlara lâyık evlâd eyle.

Ve'l-hamdü lillâhi Rabbi'l-Âlemîn.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler