Kategoriler :
Alt Kategori :
2007 Mayıs - Dinleyen Söyleyenden Ârif Gerek
Tarih : 20.10.2011 09:02:33
Okunma : 1226
Yıl 14 - Sayı 163 - Mayıs 2007

Dinleyen Söyleyenden Ârif Gerek

Furkân-ı mübînde 'Kulûbuş-şuarâ hazînetü'r Rahmân' buyuruluyor... Şairin, söz söyleyenin kalbi, Allah'ın (c.c.) hazinesi olur.

Sıdk ile dinleyelim.

'Çeşmelerde bardağın doldurmadan korusan

Bin yıl yanında durursan kendi dolası değil'

Bin yıl yanında dursan, testinin ağzını açıp da çeşmenin tam akan yerine tutmayınca bir damla su gelmez. Böyle işlerde çok kabiliyetli dinlemek lazım ki dinleyenin dinlemesiyle söyleyen, cûşa gelsin. Bir mağaza sahibini cûşa getirmek için sermayeli gelmeli... Şunu indir, bunu indir, adam coşmalı, alıcı istekliliğiyle mağaza sahibini coşturmak.

Çok sermayeli kardeşlerimiz var içimizde. İyi düşünüp istekli bulunursan, o zaman istediğin sözler söyleyenin yüreğine doğar. Ama kibirli gelecek olursan, hâlin yüksek dağlar gibi olur, yağmur yağdı mı üstünden sıyrılır gider. Tevazu ile geldin ise, akan füyuzat-ı ilahiye senin kalbine dolar. 'Ben de malumatlıyım, ben de hocayım, ben de efendiyim, ben de beyim' diye geldinse istifade edemezsin.

Üstazımız Hacı Es'ad-ı Erbili (k.s.) 'İnneme's-sadakatu'l-fukarâ' Ayet-i Celîlesine mânâ verirken, buradaki 'sadaka' manevi zekat olan 'Füyûzât-ı ilahiyyedir' der. Zekât kime verilir; ancak birinci derecede fakir olana verilir zekât.

Kendinde hiç ilim, irfan, ibadet, itaat görmeyip yokluğun içerisine girmiş bir kimse ise onun kalbine manevi zekât gelir girer. Füyûzâtla içi dönmeye başlar. Ama kendinde bir varlık görürse hiçbir şey gelmez. Kim ben alimim diye geldiyse o cahildir. O mesleğe cahildir, füyuzata cahildir.

'Her kim eyler iddiâ-yı kabiliyyet başlıca
Cehlini izhâr eder benden işit sen doğruca.'

Hacı Es'ad Efendimiz'in kelamları. Kelam-ı kibardır bunlar. Onun için kardeşlerim, kalbimizi başta bir aşağı indirelim.

Efendimiz en hakir bizi gördü de bizi tayin etti 'hizmet edeceksiniz bunlara' dedi. Ben size Allah (c.c.) rızası için hizmete geldim. Hizmet eden küçük olur. Kalbim, 'bunların ayağının türâbı olamazsın sen' diyor. Buna inanın. Hepimiz böyle olalım da manevi zekât alalım inşallah.

'velakad kerremnâ benî âdem' buyuruyor Allah'ımız (c.c.). 'Muhakkak benî âdemi mükerrem kıldım.' Mükerrem olan, bu et ile kemikten ibaret olan cisim değildir. Et kemik herkeste var. Herkesin iki ayağı var yürüyor. Münafık da yürüyor. Kafir de yürüyor, Yahudi de yürüyor. O da Âdem aleyhisselam' dan oldu. Onlar da Havva annemizden oldu. Lakin o da adam, sen de adam. Allah'ımız ayırt etmiyor. 'Hayır' diyor üstazımız; 'belki ruhaniyetimizdir mükerrem olan'. Gövdesiyle adam, adam olamaz. İçiyle adam olur. Ruhun gıdası da ibadettir. İyice anlayalım. Namaz kılmakla, abdest almakla, oruç tutmakla, haccetmekle, zekat vermekle, anne babaya itaatle, komşuları incitmemekle insan, ruhunu gıdalandırmış olur. Bu ibadetler kendi de tefeyyüz eder. Çünkü ruh, ibadetle feyiz alır, büyür gelişir.

'Tarikat mesleğine gireli çok seneler oldu, terakki edip etmediğimizi anlayamıyoruz. Füyûzattan gıdamızı alamıyoruz' diyorsanız, 'acaba perhizleri mi yiyoruz, ilaçları mı iyi kullanmıyoruz.' diye düşüneceksiniz. Bu reçeteyle yüz binlerce evliya yetişmiştir. Bizi dokuyan kutb-ı cihanlarımız var, Allâhımız var.

Mevlâ-yı zül-celâl Hazretleri, hepimizi sözü can kulağıyla dinleyen ve en güzeline uyan kullanndan eylesin inşallâh.

Hamd olsun âlemlerin Rabbı olan Allah'a.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler