Kategoriler :
Alt Kategori :
2008 Haziran - İnsan Neyi Çok Severse Onu Çok Anar
Tarih : 20.10.2011 08:17:01
Okunma : 1170
Yıl 15 - Sayı 176 - Haziran 2008

İnsan Neyi Çok Severse Onu Çok Anar
Değerli kardeşlerim,

Kalp üç şeyden hastalanır: Birincisi, zikrini bırakıp, gaflete dalmak, şeri-ate muhalif hareket etmek. Şeriate muhalif hareket ettin mi kalpteki zikir, ateşin üstüne su dökülmüş gibi söner. Şeriatten milim ayrılmamak lazımdır.

ikincisi, dünyanın zîb ü zînetine israf kabilinden olan, kişiye yaramayan şeylere düşkünlük. Üstadımız duvarları hep halı döşenmiş bir ev görüyorlar. Hemen men ediyorlar. Bu Firavun âdetiydi. Halı yere serip ısınmak için ihtiyaçtır. Ama duvara serdin mi israf olur.

Üçüncüsü, gaflet-i kalp sahibi kimselerle, ehlî dünya ile ihtilat etmek, karışmak. Kalbin zikrinin sönmesinde en mühimi budur. Kalb, eski sevgili dostlarını istemez olur. Ehl-i dünyanın kalbindeki hastalık sana da sirayet eder. Üstadımızın çeşitli vesilelerle mükerreren anlatıkları bir hadîse vardır. Ayasofya'da tarikat münkîri ehl-i dünyadan bir kişinin karşısında rabıtasız oturup mevlid dinleyen bir ihvanın bütün letâifleri-nin sönmesi hakkında. Çok ibretli bir hadisedir. 0 kişinin kalbinden geçen hastalık zikrini durdurmuştur.

Ayasofya Camii denilince aklıma başka bir kıssa geldi. Rasûllah Efendimiz Hazretlerinin himmetle-riyle ilgili.. Ayasofya şu anda müze hâlinde biliyorsunuz... Kilise olarak yapılmaya başlanıyor. Fakat bir türlü kubbesi oturtulamıyor. Zamanın kahinleri, müneccimleri vesairleri toplanıyor. Fahr-i Kainat Muham-med Aleyhissselatü vesselam Mekke'den Medine'ye hicret etmiş o sıralar. Âlimler kendi aralarında ko-nuşuyorve '0 zâtın eli değmezse bu iş tamamlanamayacak' diyorlar. Bir heyet gönderiyorlar. Diyorlar ki: 'Ya Muhammed (sav) biz büyük bir kilise yapıyorduk, usta kubbesini tuttu-ramıyor, ne zaman iskele boşalsa çöküyor.' Fahr-i Kainat Efendimiz Muhammed aleyhisselatü vesselam, bir avuç toprak alıyor, Medine toprağından. İçine mübarek tükrük-lerini bırakıyorlar. 'Bunu harcın içine karıştırın, tutar' buyuruyorlar. Hakikaten öyle oluyor. Hz. Ali Efendimiz taaccüb ediyor ve bir kilisenin binasına niçin destek verdiğini soruyor. Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki 'Oranın sonradan cami olacağını Rabbim bana bildiriyor.'

Dönelim ehl-i dünyanın hâllerine. Zerre kadar aklına ahiret gelmeyen kimseye ehlî dünya denilir. Dervişin fikri ne ise zikri de o olur. Bu, değişmez kaidedir, insan neyi kimi çok severse, onunla çok meşgul olur. Dünya ehli bağla bahçe ile, ahiret ehli Allâh ile Rasulullâh ile meşgul olur.. Dünya ehli ile oturan, mevt-i ebediyyeye giriftar olur. Ahireti ölür.

Arif kimseye, düşünmek için bir işaret kafidir. Ben de size bir işaret veriyorum. Kendinizi kurtarın, ehl-i dünyadan uzak durun.. Ekmeğini yemekten korkun! Sohbetlerinden firar edin! Öyle kaçın ki görüşmeye imkanınız olmasın. Rabıtanız tam ise zararı olmaz ama dalgınsanız, girdiğiniz mahallin rengine bürünü-yorsanız, nimetlerinden, sohbetlerinden, muhabbetlerinden, yürüyüşlerinden, niyetlerinden aslandan kaçar gibi kaçın! Elindeki nimete tamah etmeyin! 'Kim zengine dünyalığı için tevazu ederse dininin üçte ikisi gider..' buyuruyor Peygamberimiz. Bilhassa, hocalıkta, hacılıkta, imamlıkta, vaazda çok tehlikelidir bu tabasbus.

Allâh bizleri ehl-i dünyadan ve onların kötü ahlâk ve amellerinden muhafaza buyursun.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh'a..
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler