Kategoriler :
Alt Kategori :
2008 Mayıs - Ağır Kazan Geç Kaynar
Tarih : 20.10.2011 08:05:39
Okunma : 1373
Yıl 15 - Sayı 175 - Mayıs 2008

Ağır Kazan Geç Kaynar

Kıymetli kardeşlerim,

Haliki Zül-Celal'in, Fahri Kâinat Muhammed Aleyhissalatü vesselama gönderdiği kalb mektubunu açmaya ve okumaya devam ediyoruz.

Âmâ bir kardeşimiz, kocasına 'Bana kalp levhasını göster'diyor. Efendisi eliyle gösteriyor. Hanımın kalbi tahammül edemeyip başlıyor 'Allah, Allah, Allah, Allah' demeye. Bunun üzerine O kardeşimiz 'Yahu bu âmâ biz gören gözlerimizle, kalp üzerindeki lafza-i celâlin fotoğraflarını görmemize rağmen hâlâ kalbimizi çalıştıramadık'diye hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlıyor.

Kalp zikreder mi efendim? Elbette. Zikretmez olur mu hiç? Hem de nasıl zikreder. Şöyle bir düşünün: Bir şeyden korktuğunuzda nasıl da kalbiniz çarpar, işte onun gibi 'küt küt' duyurur sesini size. Ondan sonra biraz hafifler çarpması.

Bu iyidir. Zikrin koyulaştığı manasına gelir. Telvin halinden, temkin haline döner; durulur. 'Letaifleri sık sık değiştirmenin manası yok' der üstazımız. Kökleşsin. Kömürü tutuşturdun mu önce çıt çıt yüklenir. Ondan sonra alev olur. Bu durumda üzerinde bir şey pişir-

mek tehlikelidir. Ateş harlı olunca yemeğin dibi tutuverir. Ama ateş köz hâline geldi mi kahveni rahat rahat pişirebilirsin. Elin de yanmaz, lezzeti de güzel olur. Böyle tarif ederdi üstazımız.

Kalbin yeri sol memenin altıdır, ilk zikretmeye başladığında rabıta çok yapılırsa batar, battığı zaman letaif değiştirilmez. Ondan sonra acele de etmemek lazım. Hatta üstaza da duyurmamak gerekir. O batma hâlinden sonra 'küt küt küt küt küt'süveydayı derun kendini duyuracak şekilde 'Allah' (cc) der. Oyle dıştan bağırma çığırma olmaz bizim yolumuzda. Sadece kendi kulağın duyacak kadar 'Allah, Allah, Allaaaah' denir.

Mühim olan dilimiz, kalbimiz, kulağımız bir olsun 'Allaaaaah, Allaaaah, Allaaaah, Allaaah''Men kale Allah vefi kalbihi ğayrullah fehasbuhu fiddareyni Allah. Men kale Allah, Men kale Allah, men kale fi kalbihi Allah femuinuhu fiddareyni Allah''Bir kimsenin dili Allah der, kalbi de Allah derse, muini benim'diyor Allah, yardımcısı benim o kulumun. Meleklere bile duyurmam onun zikrini.

Yarın huzuru ilahiyeye gelince o letaiflerin çalıştığı bütün sevaplar yazılmış, her vazife bitmiş, günahı ağır geliyor diyor, Allah'ımız, benim indimde onun bir ameli var.
Meleklerin de duymadığı hafi zikir yaptı. Gönlü Allah'ı zikretti, tartın O bir zikir, dünya kadar günahına üstün geliyor. Hepiniz Allah diyorsunuz. Elhamdülillah. Ben de dilimin döndüğü kadar anlatmaya çalışıyorum. Ama dinleyeni olmasa böyle konuşamam. Çocuklarım rica eder konuşamam. Ancak siz konuşturuyorsunuz.

Oturduğunuz yerde kalp açıldı. Bu,'el-kalbu kenzullah'sırrıdır. Salihin kalbi Allah'ın hazinesi. Ne isterseniz var demiş Abdulkadir Geylani (k.s.) Bizim hazinemizde ne isterseniz var. Çünkü Allah'ın hazinesi kalbler. Ticaret ehli ham kumaşın iyisini alır. Sermaye hazır, sonra onu isti'dat, kabiliyet, teslimiyet makasıyla keser kendi kendine.

Dil de Allah'ın, dudaklar da Allah'ın, gönül de Allah'ın hepimiz de Allah'a aidiz. Yani vazifeyi gören Rabbimiz. Biz vasıtayız, başka bir şey yok. Terzi iftihar ederse belasını buluyor.'Men are-fe nefsehu fekad arefe Rabbehu' sırrına mazhar olmazsan konuşması zor. Onun için biz haddimizi bilmediğimizden konuşuyoruz. Ağzımızdan çıkanları Rabbimiz kıymetlendirsin inşaallah.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh'a.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler