Kategoriler :
Alt Kategori :
2007 Haziran - Nakşı medh Nakkâşa gider
Tarih : 19.10.2011 15:10:34
Okunma : 1231
Yıl 14 - Sayı 164 - Haziran 2007

'Nakşı medh Nakkâşa gider'

Üstadımız Âdâb Risalesi'nin baş taraflarında verilen ders üzere yüz binlerce evliya yetiştirdi. Bu reçeteye iyi dikkat etmek lâzım, hep anarım. Konuştuğumuz sözler hep onların. Duyduklarımı tekrar ediyorum. Elma, üzüm, incir, armut bütün meyveler gıdasını nereden alıyor; güneşten, yağmurdan, türaptan. Onlardan geliyor. Misallerle gidelim. Sabırla koruk, helva olur. Bu ata kelâmı. Bu dersler sabrede ede koruk olur. Ağzına atsan da çiğnesen dişlerin, dillerin uyuşur lakin günün birinde ellerini yapıştıracak kadar şirelenir. Kaynattın mı pekmez olur. Pişirdiğim helva olur. Kalpte itiraz olmasın yeter. Niyyet-i hâlise ile dinleyen okuyan kardeşlerimiz olduğundan bizde de konuşmak arzusu hâsıl oluyor. 'Dinleyen söyleyenden ârif gerek' derler ya bu yine dinleyenin faziletinden...

Efendim elma, üzüm, armut vb. güneşten gıda alıyor da aldığım bilmiyor. İhvanı bâ-safâ da tarikattan feyiz alıyor büyüyor da kendi bilmiyor... Bu , bizim için de geçerli.. Büyüten de Allâh, halkeden de (c.c.). 'Nakşı medh nakkâşa gider'. Nisbetimiz sultanımızadır. Kim vasfını kabûl ederse, Gavsı azam da ona himmet eder. Şu halının nakşını vasfettiniz mi o medih bunu dokuyana gider. Bizi bir dokuyan kutbu cihan var, Allah var, celle celaluh.

İçinizde alim, fazıl, veli insanlar var. Bu fakirin sözünü iyi dinleyin. Eğer kişi, üzüm gibi vesair meyve gibi güneşten feyizden gıda aldıysa iki şeyden belli olur.

1.    Allah'tan (c.c.) çok korkar içi. Yani havfullah. 'Re'sü'l hikmeti mehafetullah' buyurulmuştur. Hikmetin başı, Allâh korkusudur. Kalbine bu korku gelir kişinin ama o bunun güneşten geldiğini bilemez. Bildirmez ki riya etmesin diye Allah (c.c.).

2.    İbadetlerini eda etmek kendine çok kolay gelir.

Namaz kılmak, oruç tutmak, haccetmek, zekat vermek, evrad okumak, ezkar okumak, ihvanların yanına sohbete gitmek hepsi kendine kolay gelir. O kolay geliş füyuzat-ı ilahiyyeden gıda almış da büyümüş olduğu belli olur.

Üstadımız bu kitabı bize verirken 'Hasan bu kitabı size veriyorum, Hacı Es'ad Efendimiz (k.s.) konuştu ben de not aldım bunu.' Kelâmi Dergahı'nda Efendimiz not almış. Ben de size bu notu veriyorum. İhvanlarımızla konuşurken tıkır i tıkır kitap okuma. Birkaç kelime oku, sonra kendi istek ve arzun ne istiyorsa onları konuş. Mütaalalarını konuş.
Efendimden duyduğunu konuş. Kitap ihvanı yorar. Böyle dedi Sami Sultanımız..

Şimdi ben de size üstadımdan okuyorum. Üstad-ı Ekrem Hazretleri diyor: 'Mükerrem üstaz Hacı Es'ad Erbili -ks-onsekiz yaşında ilim tahsiline başladı. Yirmi üç yaşında icazetini aldı. Ona 'çok akıllı' derlermiş. Ne meslek tutsam, diye düşünüyor üstazımız. Dünyada en sevgili mesleğin tarikat olduğunu anladım. Çünkü ilim okuyunca şu ayet-i celileyi öğrendim: Estaizubillah 'Li küllin cealnâ minkum şirâten ve minhâcâ' diyor. Tefsir-i Kebir de bunun manası: 'Ey kullarım size iki şeyi vacip ettim. Evvela şeriatı saniyen tarikatı.' Bir insan şeriatte olursa, tarikata girmezse vacibi terketmiş, yatsıyı kılmış da salât-ı vitr'i kılmamış gibi, Kurban Bayramı'nı etmiş de kurban vacib imiş kesmemiş gibi mes'ul. Tarikatı aliyeye girenler bu ayeti celile-i cemileyle amel ederler. Bundan sonra dua ediyor üstazımız: 'Yeryüzünde senin ind-i uluhiyyetinde en hayırlı mürşidi bana nasip et ya Rabbi' diyor. Ve sonrasını şöyle naklediyor: 'Babamın evinde icazetnamem verilmek için bir merasim hazırlanıyordu. Babamın odasında istihareye yattım. Mevlana Halid Ziyauddini'l-Bağdadi, 'Es'ad oğlum gel', dedi beni çağırdı. Rüyamda böyle oldu. Sonra onun yerinde kendi kayboldu. Taha'l Hariri -ks- Efendimiz göründü. 'Es'ad gel sizi kabul ettim evlatlığa' diyor. Benim vücudumda bir rahatsızlanma hasıl oldu. Sallanırken uyandım. Evin içinde mumlar sönmüştü. Ama oda ziyanın içinde kalmış. Rüya bu ya iki üç dakika kadar o ziya geçmedi, vücudumun sallantısı da geçmedi. Rüyama bu ikisini şahit telakki ettim. Kendilerine hemen bir name, bir mektup yazdım. 'Üstazım beni kabul et, size intisap ediyorum. Gelmem biraz gecikecek, maniler var.' 'Gece nasıl kabul ettim ise, öyle kabul ettim, diye cevap gönderiyor Taha'I-Hariri Hazretleri. 'Yirmibeş istiğfar oku, yirmibeş salavât-ı şerife oku. Bir 'elemneşrahleke', üç ihlas bir fatiha oku. ' diyor. Eski ders buydu. Etraf yek-vücud idi. Etrafta münafıklar azdı. Az ders ile çok iş görülüyor idi. Efendimiz: 'şimdi ihvanın kusurları sebebiyle bu adet feyiz almalarına kafi gelmiyor. Habire çoğalttığımız ondan oluyor. Eskiden odunlar kuruydu' diye misal getiriyor.

Şimdi kusurlarımızı görüp azaltıp evradımızı çoğaltıp bereketlendirmemiz gerekiyor kardeşlerim. Odunu yeniden kurutmamız lâzım ki bir kıvılcım tutuşturmaya yetsin.

Allâh bizi dininde fakih eylediği ve kusurlarını gösterdiği kullarından eylesin.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah'a...
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler