Kategoriler :
Alt Kategori :
2008 Ağustos - Dervişliğin Temel Taşı Tevazu
Tarih : 19.10.2011 10:26:26
Okunma : 1069
Yıl 15 - Sayı 178 - Ağustos 2008

Dervişliğin Temel Taşı
Tevazu

Değerli kardeşlerim.

Bugün size dervişliğin temel taşı, tarikatın direği boş testileri dolduran tevazudan bahsedeceğim: Bir gün Kutb-u Cihanım Sami Efendim buyurdular ki:'Hasan Efendi, sizin ihvanınızdan azarladığınız yine gelirler mi?''Yedi defa kovduğum adam yine geldi efendim. Ağlayarak kusuruna tevbe etti, geldi.' dedim. 'Biz onun için sizin orayı seviyoruz' buyurdular.'Derviş gönülsüz gerek' demişler. Biz gönül koymayız. Biz ne kadar kovulduk. Haksızlıklara maruz kaldık.Hüngür hüngür ağlayarak döndüm geldim memlekete. Habire mektup geliyor. 'Kalbime bir şey hançer saplandı sanki, öleceğim. Bana hakkını halal et, hata etmişim. Elden duyduklarımı, iftiraları sahi zannetmişim...' diye uzayıp gidiyor.

Ben çocukluğumdan beri, Allahu Teala Hazretleri'nin beni topraktan daha alçak yarattığını bilmişim elhamdülillah.'Ben hiçbir şeyi kuldan bilmemki alınayım, gönül koyayım'diye cevap yazdım. 'Bir kör adam bir kör kağnıya binmiş Mersedesle giden bir efendinin arkasından yetişeceğim diye koşturuyor.'diyor(larmış.'' Ben günahımı önüme koydum, onunla uğraşıyorum. Başka derdim yok. Bana sadece günahlarım gösteriliyor. Bunca günahım yanında Efendimizin halifesi değil bir halifesinin köpeği olsam bana yeter.'Hasan Efendi nazlı'demişler. Çok doğru söylemişler. Nazlandığım günahlarıma oluyor. 'Hoca hiçbir şeye karışmaz, kimsenin aleyhinde uğraşmaz...'Böyle diyorlar, sonra dilleriyle sokuyorlar.

Akrabanın akrabaya kimse bilmez nettiğin

Akrabanın akrabaya akrep etmez ettiğin

Akrep gibi soktular. Büyük hakaretlere uğradığımı ağlayarak gelen dostlardan biliyorum. Amma içimde acısı var mı, diye gelin sorun. Yok! Vallahi yok! Hepsine hakkım helal olsun!

'Bizi görünce nasıl tevazu ediyor' diyorlar. Ben değilim tevazu eden, içerimden öyle geliyor kanaatiniz olsun. Bir gün yazıhaneden İmamiye Camii'ne gidiyoruz. Şöyle bir havatır geldi kalbime:'Sen alçaksın Hasan, sen günahkarsın. Hazretimizin ardına düştün. Efendimize yakın olma, sen necissin. Kokun bulaşmasın o gül bedene...'diyor bana içerim. Yoldan başı açık, dudağı boyalı kadınlar geliyor. Onları gördüm mü:'Siz benden iyisiniz. Siz saçınızdan asılacaksınız, ben sakalımdan asılacağım yarın ahrette.'deyip ağfaya ağlaya gidiyorum Efendimizin huzuruna. Bir hazin kaygı geldi içerime tarif edilir gibi değil. Efendimizden geldi zahir. 'Efendimizin ardınca gitmeye layık mısın da gideceksin.. .'Gidemiyorum bir türlü.

Beyazıt Camii'nden yukarda last-ikçilerin orda Mehmet Efendi var. Onun dükkânına vardım.'Yahu seni bekliyorlar telefonun başında... Efendimiz tarif etmişler. 'Hasan Efendi orda mı?''Buyur Mustafa Hoca Efendi?''Efendimiz emretti bugün. Hasan Efendi benim misafir-imsin...'Meğer kabul olunmanın kolayı varmış da ben bilmezmişim. Gönlümden geçenlerle testimi doldururmuşum meğer:'En alçak benim ya Rabbi'diye diye gittiğim için huzura kabûl olunmuşum. Bütün füyuzat tevazua veriliyor kardeşlerim. Zerre kadar kibir bütün emeği tarumar eder. Bizim ihvanımız tembihlidir.Tevazu ile oturur kalkar. Yolunu öyle alır.Tevazu olmazsa ne füyûzat ne lezzet bulunur; ne tarikattan birfaide sağlanır. Nakşibend Sultanımız,'Nefsini bin Firavun'dan eşedd bilmedikçe insan olunmaz* buyuruyor Âdab risalesinde. Ben hafızım, ben hocayım, ben efendiyim... bunları bırakalım Allah aşkına. Tutup da efendilerimize öğüt vermeye kalkışmayalım Allah aşkına... Nimetin sahibini unutursak, bizi menzil-i maksuda eriştiren mürşid-i kâmilimize akıl öğretmeye kalkışırsak nimete küfretmiş oluruz. Cenab-ı Hak hepimize hakikatiyle edeb, tevazu ve kalb-i selim nasib etsin inşaallah.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah'a
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler