Kategoriler :
Alt Kategori :
2008 Kasım - En Büyük Keramet Güzel Ahlâktır
Tarih : 18.10.2011 10:30:51
Okunma : 1226
Yıl 16 - Sayı 181 - Kasım 2008

En Büyük Keramet Güzel Ahlâktır

'Tahallaku bi-ahlâkillâh''Allah'ın ahlakıyla ahlâklanın' buyuruyor, Peygamberimiz.. Allah'ın en başta gelen ahlâkı 'sehavet' tir. Sehavetli bir adam Allah'ın ahlakıyla ahlâklanmış olur. İlim bir yana, hilim, sabır, tevazu bir yana, cömertlik bir yana... Sehavet öyle bir ahlâk-ı İlahiyedir ki kolay kolay anlatılamaz. Ancak 'Veren'in kim olduğunu hakkıyla bilen sahip olabilir.. Allâhu Azimüş-şân'ın ahlakıyla müte-hallık olmak insanın kemaline işarettir. İnsan-ı kâmillerin vasfıdır bunlar. İçleri öylesine merhamet doludur ki anlatması kitaplara sığmaz. Bir nefes kimseye intizar ettiği görülmemiş; her hâli dua, herfi'li dua, her kavli dua müker-rem insanların vasıfları., ikinci Allâh ahlâkı, setr-i kusûr... Settârü'l-uyûb hürmetine 'Allah'ın kullarının kusurlarını örtmek'tir. Kul, tevbe edip salih amel işleyince seyyiâtını hasenata tebdil ederim, diye müjdeliyor Cenâb-ı Hak Kur'an-ı azimişşan-da.. (25/70)

Evvel zaman ne kadar sigara içtindi? Yirmi sene!'Tevbe-i nasuhla tevbe ettim'dedin mi, bütün içtiğin sigaranın günahı sevaba tebdil oluveriyor. Kul o
zaman da şöyle diyor: 'Ya Rabbi benim büyük günahlarım da vardı. Onu da sevaba tebdil ettin mi?''Rabbi şöyle cevap veriyor: 'Settâr ismimle setrettim onları da kulum.'

Üçüncüsü ise,'hüsn-i muamele'dir; bütün insanlara yaratanı hürmetine güzel muamelede bulunmak, insanın içindeki merhamet duygusundan kaynaklanır. Allah'ın bu ahlâkıyla mahlukatına muamele ettiğimizde Allâhımızın c.c.'Rahmân' sıfatıyla ahlâklanmış oluruz. Maruf-ı Kerhî Hazretleri'nin ahlâkı çok güzelmiş... Hem yahudi, hem mecusi, hem hıristiyan hem müslüman dört kavim karışık bir memlekette oturur, ahlâkının güzelliğinden herkes o zâtı kendinden zannedermiş. Vakti gelince, oğluna şöyle diyor: 'Benim ölümüm yakın, lakin benim cenazemde insanlar gürültü yaparlar; yahudi bizdendir, nasrani bizdendir, mecusi bizdendir, müslüman bizdendir, diye. Onlara : Babam, cenazesini hangi kabre kendi götürürse, ben o kabrin sahibiyim, dedi, de... Sakın kimse tutmasın, bırakın öyle ortada.' Tabii Maruf-ı Kerhi büyük veli, keramet ehli. Vefat ediyor.. Hakikaten insanlar

birikiyor, herkes kendi usulünde, dininde ayin yapıyor. Dört de kabir kazılıyor. Oğlu geliyor, babasının vasiyetini bildiriyor. 'Beni yerimde bırakın, hangi kabre girersem ondanım ben'dedi, diyor.. Dört kavmin sevdiği bu zat, melekler tarafından Allah'a emanet; kaldırılmış uçarak gitmiş müslüman mezarlığına konmuş. Ordaki Yahudiler, Nas-raniler, Mecusiler yaklaşık sekiz yüz kişi,'eşhedü ella ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve rasulühü'diyerek Müslüman oluyor. En büyük keramet, bütün insanlara kendini sevdirecek ve hidayetlerine vesile olacak kadar güzel ahlâklı olmaktır kardeşlerim.. Bunları size söylüyorum ama, şimdi bakıyorum içinizde en günahkâr benim.. Rabbim biz gibi günahkâr kullarını da, sizlerin hürmetine, peygamberlerin hürmetine, kutb-ı cihanların hürmetine, mü'min, mü'minat hürmetine Settâr ismiyle set-retsin inşallah. Affetsin inşallah, mağfiret etsin inşallah..

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh'a
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler