Kategoriler :
Alt Kategori :
2009 Mayıs - Sâdıklarla Beraber Olan Kurtulur
Tarih : 18.10.2011 09:58:18
Okunma : 1362
Yıl 16 - Sayı 187 - Mayıs 2009


Sâdıklarla Beraber Olan Kurtulur


Değerli kardeşlerim,

Tarikatı aliyye-i Nakşibendiye'nin daire-i necat-ı bahire-sine girerek kurtuluş ümid eden bir talib-i sadık için rabıtadan sonra gayet mühim bir keyfiyet daha vardır: Bu keyfiyet, muhabbeti arttırmak için bir iksir gibidir ki, 'Ve kûnû mea's-sâdikin' (Tevbe:9/119) ayet-i celilesine itti-baen şeyhini hatırda bulundurmaktan ibarettir. Sadece günlük ders içindeki rabıtada değil, her vakit şeyhi önünde yürüyor gibi bulunmak. Böyle bulunmak muhabbeti arttırdığı gibi böyle bulunmamak da nefse ve şeytana kapı aralamaktır. Mâlum olduğu üzere nefis ve şeytan gibi iki düşman-ı bî-emâna karşı kalb memleketini müdafaa eylemek her bir yiğidin kârı değildir. İşte görüyoruz, ne kadar çok nefis, düşmana secde etmiş ki, kahveler dolmuş, gazinolar dolmuş, sinemalar dolmuş, televizyonun başları dolmuş durumda.. Bu iki düşman, nefs ile şeytan, Cenabı Hak gibi bir Hâlık-ı Azîm Mevlâ'ya, rızıklar ikram eden bir Rezzak-ı Kerim'e, asi kılmış nice temiz insanı. Şimdi size misâl olarak Hacı Kâmil Hoca'yı zikredeceğim. Hacı Kâmil Hoca,'Nasıl olursa olsun, Şıh Mustafa'nın ayağını kaydırıp halife ben olacağım' diyor. O da intisaplı. Bir mektup yazıyor şeyhine; bir dolu Arabça ibare, eksikli gedikli.. Hacı Zühtü Efendi, 'Hacı Kâmil, Şeyh'a böyle mektup yazılmaz. Onlar basiret sahibidir; çok ayıp olur..' diyor ama ne dediyse de vazgeçiremiyor. Daha mektup gitmeden, mektubun cevabı buraya geliyor. Kılavuz Hafız, Hacı Esad'dan geldi mi, mektupları doğru babama verirdi. Babam mektubu açıyor, sade 'Kâmil' diye yazılmış, Kâmil Efendi'ye olduğu belli değil.. Mektubu okuyorlar ki, Hacı Kâmil'e nefsinin, şeytanının neler ettiği bir bir yazılı.. Kutb-ı Cihan için uzaklık yakınlık yok, madde müddet yok. Yola girdiysen nefsini şeyhine teslim edeceksin. Kendi fikrine, arzularına uyarsan nefis ve şeytan sana çelmesini takıverir. Burada hocalık da sökmez, hacılık da sökmez. Bu yol, edeb, ihlâs ve muhabbet yoludur. Bir tarikat ehli, Kutbu Cihan'ından ne kadar tefeyyüz edebilirse, o kadar büyüktür.

Kutb-ı Cihan'ını bırakır da feyiz alamazsa o kadar küçülür. Efendimize ne kadar yapışırsak o kadar mıknatıslaşırız. 'Ben büyüğüm, benden başka kimse yok' diyenler, nefsine şeytanına uyanlar, bu yolda eriyip gider, 'insanı, Rezzak-ı Kerimine, velinimetine devamlı asi edeni ben bu iki düşman; nefis ve şeytan olarak görüyorum' diyor Hacı Es'ad Efendimiz (k.s.) Böylece bilinmelidir ki, Kutb-ı Cihan'a istinad edip dayanmayınca, onun eteğini tutmayınca, nefs ile şeytanın tahriklerinden, pençe-i şekavetlerinden yakasını kurtaramaz insan. Şimdi siz, cami cami geziyorsunuz. Hangi caminin vaazı daha tesirliyse oraya gidiyorsunuz. Bizim mahallenin camisi de burası işte, buraya gitmen lâzım demiyorsunuz. Hangi hafız teravihi hafif kıldırırsa orya koşar Develiler. 'Tayyare namazı' diye at takmışlar, orya gidiyorlar, insan hoşuna gittiği yere pek gider. Ne kadar sakınsalar da, arı bal aldığı yer nereyse yine varır o çiçeğe konar.. Dersimiz, zikrimiz, rabıtamız, bizim hayat suyumuzdur. Bizim için büyük nimettir.

Nefse şeytana uyup bu büyük nimeti telef etmeyelim Allâh aşkına! Abdesti her azasına suyu dey-direrek, dualarını okuyarak alan, namazı huzurla kılan, gelen feyiz ile gaybet hâlini yakalayan kişi ile, aklı bağda bahçede takılı kalmış 'atması benden, değmesi senden ya Rabbî'diyerek vazife savar gibi ibadet eden kişinin namazı bir olur mu? Ders de böyledir: Bir ders okuyan var; kendine âdet edinmiş, böyle parmaklarıyla çekiyor, 'Oluyor işte' diyor. 'Çok şükür tarikattayım' deyip kendini rahatlatıyor. Çok şükür tarikattasın ama mahsulün yok, semeresiz ağaçlar bitiriyorsun. Zikre çalışıp rütbe almamız lâzım. Güzel ahlâklı, kâmil insan olmamız lâzım. Yoksa ne kadar mürekkep yalamış olsak, ne kadar malımız mev-kimiz olsa, yine de yakamızı o amansız iki düşmandan kurtara mayız.

Allâh Teâlâ, kendisine yakınlaştıracak sadık, salih kullarla beraber olmayı sevdirecek, kıymetlerini bildirecek, onlara gönülden ittiba etmeyi emredecek bir akl-ı selimi cümlemize nasib etsin inşallah.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh'a.

 
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler