Kategoriler :
Alt Kategori :
1997 Ocak - Tasavvufî Edepler
Tarih : 17.10.2011 15:56:17
Okunma : 1230
Yıl 4 - Sayı 40 - Ocak 1997

Tasavvufî Edepler

'Mürşid huzuruna vardığında kalbi gafil olmaya. Kalbinde; havâtır, imtihan, itiraz veya adem-i meyi, yani kalbini başka tarafa çevirme olmaya.'
 
Kıymetli kardeşlerim,

Fahr-i Kâinat Efendimiz (s.a.v) 'Beni Rabbim terbiye etti ve edebimi ne güzel yaptı' buyuruyor. Tasavvuf yolunda edep çok önemlidir. Şimdi Risaley-i Hâlidiyye'den mürşidin huzuruna varma edeplerini mütalâ edelim. Mürşidin huzuruna varma edebi bir kaç nevidir. Huzura varmadan önce yerine getirilmesi gereken edepler:

1)    Abdestli olmak.

2)    Bütün günah ve kusurlarından, gafletinden onbeş veya yirmibeş defa istiğfar etmek.

3)    Bir fatiha üç ihlâs okuyup mürşidin ruhaniyetine hediye eylemek.

Bir insan bunları yaparak Allah rızası için bir kardeşinin ziyaretine de gitse ondan da feyz alır biiznillah.

Eğer ziyaretine gittiği kutb-u cihan ise, kalbini ihlâs ve muhabbetle onun kalbine rapteyleye. Nerede olursa olsun biiznillah mürşidin ruhaniyetinin de kendisiyle beraber olduğunu düşüne. Taa İstanbul'dan buraya mı geliyor? Hayır, onun indinde bütün dünya bir tabak kadar kalıyor. Ve ruhaniyet için perde, uzaklık, yakınlık, madde ve müddet yoktur. Mürşidi kalbinizden çıkarmadınız mı o sizinle beraberdir. Allah'a ulaşmaya vesile olduğu için mürid, mürşidini göz açıp yu-muncaya kadar da olsa hayâlinden kaybetmemeli. Böylece o mürid 'fenâ fişşeyh' olur. Bu makam, 'fenâ fırrasül' ve 'fenâ fillâh' makamlarının başlangıcıdır.

Mürşidin huzurunda dikkat edilmesi gereken edepler ise şunlardır:

Zahiri edepler:

•    Yüzüne, rahatsız edecek şekilde gözünü dikerek bakmaya.

•    Müsadesi olmadan oturmaya.

•    Oturunca boynunu bükerek mütevazi bir şekilde dura.

•    Bir şey sorulmayınca lüzumsuz yere kendiliğinden konuşmaya.

•    Huzurda başkalarıyla sohbet etmeye.
Âşık olan kişi, maşukunun dışındakilere nasıl ilgisiz kalırsa, mürid de mecliste mürşidinin dışındakilere iltifat etmeye.

•    Feyz almak için, sükut içinde gözleri yumlu olarak oturmalı. Kalbini açıp, teveccühe hazır tutmalı. Eğer sohbet ediyorsa gözler yumulmaz. Edeplice dinlenir.

•    Ve müridin mürşide hürmeti Hak Te-âlâ içindir. Allah'a kavuşmaya vesile olduğu içindir. Ona muhabbet ve hürmet hakikatte Bâri-i Teâlâ'yadır.

•    El hâsıl mürşidini, Rasulullah (s.a.v) Efendimizin nâibi, vekili addeyleye. Nitekim hadis-i şerifte 'Alimler Peygamberlerin vârisleridir.' buyrulmuştur. Burada âlimlerden maksat, ilmin gerekleriyle amel eden ârif-i billahlardır. Kutb-u cihânımız gibi zâtlardır. Yoksa her 'âlimim' diyen insanlar değil. Zira ilmiyle amel etmeyen kimseler, Kur'an-ı Kerim'de, sırtında kitap taşıyan merkebe benzetilmiştir. Onun için, ilmiyle âmil, ârif-i billah olan âlimlerle, ilmiyle amel etmeyen âlimler arasındaki fark çok büyüktür. Hadis-i şerifte buyrulmuştur: 'Azap yönünden insanların en şiddetlisi, ilmi kendisine fayda vermeyen âlimlerdir.'

Batını Edeplere gelince;

•    Mürşid huzuruna vardığında kalbi gafil olmaya. Kalbinde; havâtır, imtihan, itiraz veya adem-i meyi, yani kalbini başka tarafa çevirme olmaya.

Ve dahi denildi ki her müridin, mürşidin kalbinde yeri vardır. Zira ehlullahın kalbi arşullahtır. Ve evliyanın kalbinden düşmek, semadan düşmek gibidir. Allahımız muhafaza buyursun.

•    Kalbini mürşidin kalbine rapteyleyip öylece huzurda bekleye. Hissetmese bile, 'Ben feyz alıyorum' diye itikat eyleye. Kendi bilmese bile istifade eder. Zira bilmek vu-sûle şart değildir. Elmalar, armutlar, üzümler kendi kendine yetişip olgunlaşıyor; insan da öylece yetişir, mürşidin rabıtasını yapa yapa. Peki istifade ettiğini nasıl bilecek?

Üç şeyden bilir: 1) Allah'a muhabbeti çoğalır. 2) Haramlar hususunda Allah'tan çok korkar. 3) İbadetini kolay yapar.

•    Mürşidin dünyevî maslahatla ilgili konuşması müride zarar vermez. Onun için kalbini mürşidin kalbinden ayırmaya.

•    Huzurda çok oturmaya. Mürşidin kalbini incitmekten sakınmak gerek.

•    Mürşidin içinden gafil olup da dışı ile meşgul olmaya. Zira mürşidin dışı ehl-i zâhir için, içi ise ehl-i bâtın içindir.

•    Mürşidini öyle takdir etmeli ki, yeryüzünde beni ancak o, Allah'a vasıl eder diyebilmeli.

•    Ve bütün bu edep ve teslimiyetinde insanların kınamasından çekinmeye.

Rabbimiz bütün kardeşlerimizi edepli ve muhabbetli eylesin inşallah. Hamd olsun Alemlerin Rabbi olan Allah'a.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler