Kategoriler :
Alt Kategori :
2008 Ocak - Rabıta' nın Önemi
Tarih : 17.10.2011 15:45:28
Okunma : 1368
Yıl 15 - Sayı 171 - Ocak 2008

Rabıta' nın Önemi

'Kâbil-i ta'lîm olan üstâd olur üstâddan'

Alimler çok zor intisab eder. Çünkü nurani perdeleri vardır onların. Onu yırtmakta zorlanırlar. Ümmi kimselerin perdesi siyah olduğu için 'günahkârız' derler, teslim oluverirler, perdeleri bir biryırtıverirler. Âlim eğer nurani perdeleri aşıp da teslim olursa hataya düşmeden çok merhaleler kateder. Cahil ise yolundan kalır. Çünkü günahı çoktur. Bir türlü onlardan ayağını kurtaramaz. Gıybet eder, harama bakar, yalan söyler. Hocalıkta intisap edenler, tez vakitte terakki ederler. Âlimle cahil bahsi gelince hemen aklıma Allame-i Taftezarıi ve talebinin hikâyesi gelir. Söz düştükte tekrar tekrar anlatırım.

Bir gün Allame-i Taftezani hastalanıyor. 'Allâh Allâh'diye feryad ediyor. 'Aman' diyorlar, 'üstadımız çok hasta sevgili talebesi Seyyid Efzani'yi çağıralım. Ne zaman o gelse efendimizin başının ağrısı diniyor' Çağırıyorlar; talebe koşup geliyor. Meğer talebe Kutb-ı Cihanmış. Bir koyun çobanına mürid oluyor; sonra da onun makamına geçiyor.
Hocası ise ilmine mağrur olup onun takip ettiği yolu gidemiyor ve yerinde sayıyor. Talebesini görünce Allâme Taftezani çok seviniyor. Fakat benliğinden dolayı 'evladım sen geldin mi başımın ağrısı geçiyor, otur burada' diyemiyor. Ayağa kalktı mı 'başım başınrT'diye inliyor. Iztırap içinde kıvranıyor. Seyyid Efzani 'Üstazım herhalde biz girdik mi hastalığınız kalkıyor değil mi' diye soruyor. Benlik perdesini aralayıp zar zor 'Evet evlat' diyebiliyor. Bunun üzerine Kutbu Cihan olan talebe, 'Asamı karşınıza asayım da hastalık gelirse asama bakın'diyor. 'Peki'diyor. Seyyid Efzani asayı asıp gidiyor. Hocası,'Vay başım'dedikçe asaya bakıyor ve ağrıları kesiliyor-muş. Seyyidi Efzani görünür gibi oluyormuş. Böyle oldu mu keyifle-niyormuş, asa orada duruyormuş, hiç istemiyormuş talebesini.

Zaman geçtikçe hocanın durumu ağırlaşmış. Ağzına pamukla su verilme hâline düşmüş. Talebesi, mâna gözüyle görüyor, 'Yetiştim, geliyorum' diyor, bakıyor ki hocasının kaldığı binanın etrafında şeytan

cirit atıyor; oyana bu yana fırlıyor. Seyyid Efzani 'ne arıyorsun burada' diye onu kovalıyor. Şeytan diyor ki 'Hoca can veriyor, imanına tasallut edeyim diye geldim. Kapıya kadar geliyorum, melekler tutup dışarı atıyor. 'Şeyhin asası var sen nasıl gireceksin oraya', diyorlar.'Sami Efendimiz bize bu kıssayı anlatırken derdi ki: 'Allah, terbiye için üç ay bir ağaç parçasına, asaya rabıta ettirdi, Sen madem rabıtaya itiraz ettin, şu asaya rabıta et bakayım, dedi'

Kardeşlerim, görüyorsunuz ki Kutbu Cihanın asası olan yerden bile şeytan firar ediyor, gelemiyor. Rabıtası olan müridin yanına şeytan hiç yaklaşamaz. Gelin, ârif-i billah mür-şid-i kâmilimizin kıymetini bilelim, imanımızın selameti, amellerimizin istikameti için her müşkülümüzde ona yönelip Rabbimizin füyûzatına erişelim; imanımızı şeytana vermeyelim.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh'a.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler