Kategoriler :
Alt Kategori :
2008 Nisan - Kendi Dolmayan Bardak
Tarih : 17.10.2011 15:27:45
Okunma : 1174
Yıl 15 - Sayı 174 - Nisan 2008

Kendi Dolmayan Bardak

 

Kıymetli Konyamızı, sadık yârânımızı ve bütün kıymetli kardeşlerimi selamlıyorum.

Bugün size bir mektup okuyacağım. Öyle Pakistan reisicumhurundan değil okuyacağım mektup. Fahri Kainat Muhammed Aleyhissalatü vesselam'ın temiz pâk kalbine gönderdiği Haliki Zül Celal'in kerim mektubu önce açmaya sonra okumaya gayret edeceğiz. Sıdkıla dinlediğinizde Haliki Zül Celal'imizin bize ne gönderdiğini, bizden ne kadar dikkat istediğini, vicdanınızda hesap edersiniz. Bir kulun yazdığı mektuba öyle ehemmiyet verilir de, Allah'ın Habib'ine gönderdiği Kur'an-ı Kerim'i dinlemek nasıl olur, o niyetle dinleyeceğiz inşallah.

'Çeşmelerde bardağın doldurmadan korusan

Bin yıl yanında dursa kendi dolası değil.'

Çok sohbete oturulur, çok efendi ziyaret edilir. Kalp kapağı açık olmazsa, süveydayı derunu açmazsan içine bir damla girmez. Şu gönlü açık bırakalım kardeşlerim inşaallah.

Zübtetül HakayıkTercümesi Gâyetü'd Dekâyık'tan anlatıyorum; üstazımızın irşadına vesile olan
kitap.

Adamın biri dükkanında oturur, mütemadiyen çalışırmış. Ölürken üstünde gezdiği tabanı kaldırmışlar. Yedi küp çıkmış. 'Vaaah! Ömrüm boşuna geçmiş. Ben buralarla uğraştım da, şurayı bir yoklamamı-şım. Şu kapağı bir kaldırmamışım. Halbuki hazineler, defineler doluy-muş, bilememişim.' diye hayıflanıp durmuş. Ölü gözleri açık gittiği bundan olur kardeşlerim.

Ahirete irtihal ettiği zaman insan, bu döş kapağını melekler kaldırıyorlar, gösteriyorlar. İşte burası süveydayı derun, kalp evi. Asıl Allah'ı çok zikretmeye burası layık-dı. Burası ruhdu, alemi emirdendi bunlar. Burası sırdı, hazineler doluydu. Burası hafiydi, hazineler doluydu. Bura ahfayıdı, Muhammed Mustafa SAV'in kademinin altıydı orası. Neden açmadın bunları.. Bir mürşidi kamilin huzuruna oturup tam teslim olup neden açtırmadın bu hazineleri diye gösterirler. Bu hazineleri dünyada iken açamayan insanın gözleri açık gider.

Cüneydi Bağdadi kuddise sırrahül-aziz ahirete irtihal edeceği zaman gözlerini kapamış. Birisi rüyasında soruyor;'efendim gözünüzü niye kapadınız, herkes açardı'diye. 'Rabbimi görene kadar açmam, dedim. Ben şimdi muradıma nail oldum'demiş. Onun için kardeşle-

rim, gözümüzü bu dünyada açalım Allah aşkına. Gaflet perdesini bir kaldıralım. Doktor kardeşlerimiz var aramızda. Kalb bir mudga et parçası. Ama benim dediğim kalb o değil. Kalbin üzerinde gönül var. Gönülün içinde süveydayı derun noktası var, gözbebeği gibi,. Muhip ve tesirli sözler işittiğimiz zaman gözümüzden yaş getiren o süveydayı derun. Gönül dediğimiz alemi emirden, alemi halktan değil. Alemi halktan olsaydı, et olacaktı. O, alemi emirden, göze görünmeyen bir hâldir.. Size üstadımdam duyduğum bir ipucu vereyim. Gaflet ile on bin kere 'Allah, Allah' desen tesiri olmaz. Aldığın bin, iki bin, üç bin neyse; kalbini, dilini, kulağını bir edeceksin. Baktın ki, gaflet geldi, kendine çeki düzen vereceksin. İlla bu gönül hatırında olacak. Hatırında gönlün olur, süveydayı derunun olursa Allah hatırında olur o zaman. Daima Allah'ı hatırlayacak bir madde var orada. Necip Fazıl'ın Büyük Doğu'sunda resmi bile çıktı. Kalbin üzerinde bile Lafzayı Celal yazılı, hepiniz gördünüz. Yalnız ahirete ama olanlar görmez kardeşim. Rabbi zülcelâl bizi dünyada iken kalp gözlerini açmış, hazinelerini keşfetmiş kullarından eylesin inşallah.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh'a.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler