Kategoriler :
Alt Kategori :
2003 Kasım - Ehl-i İrfânım Deyu Kimseyi Tân Etme Sen
Tarih : 17.10.2011 14:24:04
Okunma : 2772
Yıl 11 - Sayı 121 -  Kasım 2003

Ehl-i İrfânım Deyu Kimseyi Tân Etme Sen

 
Eğer Allah'ımızı zikre devam edersek kalplerimizin mânevi hastalıklardan kurtulması yakındır. Çünkü zikrullah şifau'l-kulûb'dür. (Kalplerin şifasıdır.)

Ali Ramazan ile beraber Sami Efendimiz Hazretlerine (k.s.) gitmiştik. Bir saat huzurlarında oturmak nasip oldu. Kalkmamıza izin vermedi Efendimiz. Mübarek Sultanımızın o narin eli elimin içindeydi. Bizleri de görmek istiyormuş. Ayrılmamıza müsaade buyurmadı. Sultanımıza eziyet de oluyor; farkındayım. Efendim müsaade buyrun da gidelim diyorum, izin çıkmıyor, diyor çok mühim Hasan Efendi. İhvanlara çokça tarif edilsin. Zikir Bakara Sûresi'nde, Ahzab Sûresi'nde, Cuma Sûresi'nde:

amenû'z- kürullahe zikran kesira.'

şeklinde ifade buyrulmaktadır. Mealen buyruluyor ki: Ey iman edenler Allah'ı çokça zikredin.

Allah'a çok şükredelim ki kalp mutmain olsun; ne güzel yol bu. Allah bizi zikirden-fikirden etmesin.

Efendimiz Hazretleri bir adama rastlıyor da ona günde ne kadar Lafza-i Celal çektiğini soruyor. Adam:

-Efendim, 3.000 zikrediyorum, diyor

-Kaç senedir

-15-20 senedir Efendim.

-Yazık demiş, Efendimiz. Yani hiç değilse kalbe 1.000, ruha 2.000, sırra 3.000, hafiye şu kadar olsa iyi olmaz mıydı? Kaza namazına devam edilmeli idi. Biz sâlikiz, dervişiz; söz verdik, zikir niye bu kadar az, diyor.

Peygamberimiz (s.a.v.): 'İnsanlar sizi mürayi, mecnun zannedinceye kadar Mevla'yı çokça zikredin.' buyuruyor.

Bayezid-i Bistami (k.s.)'yi bilirsiniz. -Allah şefaatinden mahrum etmesin.- Tımarhânenin yanından geçiyormuş. Bakmış tabib ilaç yapıyor. Bayezid-i Bistami (k.s.) doktora:

-    Ne yapıyorsun öyle? diye sormuş. Doktor:

-    Delilere deva (ilaç) hazırlıyorum, demiş. Bayezid (k.s.):

-    Günah illetine tutulmuş olanlara, günah sebebiyle

hasta olanlara da bir ilacınız var mı? diye sormuş. Doktor düşünmüş kalmış.

- Ne büyük sual sordun. Bir doktordan bu sual sorulmazdı, deyince Bayezid-i Bestami'ye büyüklük gelmiş.

- Efendim biraz beklerseniz cevabını vereyim, demiş. Doktor bakmış deliliği en fazla olan bir adam. Doktor Bayezid'e:

-Gidin efendim, demiş. Deh: - Allah rızası için gitmeyin Efendim, demiş. Ben derdimin devasını sizde buldum. Sizin sorduğunuz soruya cevabı da ben haber vereyim, demiş, belinde bir kasnak, ayaklarına zincirler geçirilmiş bir vaziyette Bayezid (k.s.)'in yanına gelmiş. Bayezid'e: 'Buyrun efendim, buyrun. Neyi sormuştunuz?' demiş. Bayezid (k.s.):

-Oğlum! Günah sebebiyle insan hasta olur. Hırs var, tama var; fuhuş, adavet, riya, süma, hasetlik, kibir var. Bunlardan kurtulmayınca insan insan olamaz. Bu derdin devasını sordum.

-Güzel bir soru sormuşsunuz efendim. İnşallah ona cevap vereyim: Efendim, 'Tevbe kökünü, istiğfar yaprağı ile karıştırın. Sonra gönül havanında/çanağında tevhid tokmağı ile dövün. İyice un gibi olsun. Belki içinde irisi kalır; insaf eleğinden de geçirin. Bu şekliyle de tabii yenilmez. Bu karışımı da gözyaşı ile yoğurun. Seherde kalkıp boynunuzu Mevla'ya bükün. Gözlerinizden yaşlar dökün. Allah! Allah! Estağfirullah! deyin. Bu hamur da tam olmaz. Ba'dehû: Bunu aşk ateşi ile pişirin, Allah'a aşık olun. Marifet balından katarak kanaat kaşığıyla gece gündüz yemeye ehemmiyet gösterin.'

Bayezid, delinin gözlerinin içine bakmış:

Ehl-i irfanım deyu kimseyi tân etme sen Defter-i divâne sığmaz söz gelir divâneden.

demiş.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah'a.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler