Kategoriler :
Alt Kategori :
2005 Temmuz - Hikmetler
Tarih : 15.10.2011 09:31:47
Okunma : 1147
Yıl 12 - Sayı 141 - Temmuz 2005

Hikmetler

 

Haset

Ebu Hüreyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: 'Hasetten kaçının. Çünkü o, ateşin odunu (ravi dedi ki: Veya kuru otu) yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir.' [Ebu Davud, Edeb 52, (4903)]

Şeytan niye şeytan oldu. Efendim hasetlik etti de ondan oldu. Kibirli olduğundan, secde etmediğinden şeytan oldu.

Tamah

Öyle insanlar var ki; dünyayı versen doymaya imkanı yok, tamahkâr olur. Eskiden ekmeğinin yanına katığı zor bulan adamın bugün nimet tepesinden dökülür de tamahından açtır, doymaz. Allah bir nimet lütfetse şükretmez de ikincisini ister, ikincisi olur üçüncüsünü ister. Tamah anlamına gelen tama' kelimesi Arapça'da, 'Tı-mim-ayn' harflerinden oluşur. Arapça yazılışında, karnı boş olduğundan, mim'in içi boş olduğundan, ayın'ın da ağzı açık olduğundan bu kelime zaten bir doymazlığı ifade eder. Ne kadar dökersen dök, doymayı bilmez, demektir.

İki şey doymaz, birincisi cehennem: 'O gün cehenneme 'Doldun mu?' deriz. O da, 'Daha var mı?' der.' (Kaf, 50/30)

Kıyamet gününde cehennem, Ya Rabbi! Daha doymadım günahkârları içime at, der.

Bir cehennem, bir de insanın içindeki tamah doymaz. Doymayı bilmeyen nefis, ne kadar dünyalık verirsen ver açtır, Yahyalı yı versen Kayseri'yi de isterim, der.

Fakirlik

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyururlar: 'Cennete muttali oldum, ehlinin ekserisini dünyada fakir olan kimselerden buldum. Zenginleri cennette çok az gördüm, fakirleri cennette çok gördüm.' (Tirmizi)

Camileri baştan aşağı yokla da bak, kapısına dur, vaaz dinleyen üç beş zengin ancak bulabilirsin, geri kalanlar hep fakir insanlar. Onlar ibadette devamlıdır. Camiler fakir camisi oldu. O fakirler hasetlikten çatlayanlardan değildir. Bütün gidişatı değişen değil, sabirînden olanlardır onlar. Ben zengin olsaydım belki azardım. Allah'ım, benim hakkımda böyle takdir etmiş, halime razıyım diyen fakirler cennet-i a'lâdadır.

Sır

Manevî haller yaşayıp da, letaifleri çalıştığında bütün letaifleri çalıştırdım demek uygun olmaz. Böyle denilmez. Kitaplardan okuduğumuza göre denilir; Efendimin dediğine göre denilir. Ben bunu yaşadım denilmez, bu bir sırdır. Allah muhafaza bir daha o zikri görmeye imkanın olmaz. Şeyh Mustafa Hulusi Efendimiz (k.s.) zamanında sırrını söyleyen bir adamın kalbi on beş sene zikretmedi. Efendimiz (k.s.), sırrını söylediği için olmadı dedi. Bir daha gelecek mi Allah bilir. O bir manevî derstir, sağa sola haber verilmez, ancak layıkına söylenir. Onun için:

Na ehle sakın kendini bildirme sen

Şişe-i esrarın destini kırarsın

demişlerdir. Şişeyi taşa vurdu mu ne olur, şişe paramparça olur.

Din Kardeşliği

Allah Teâlâ Kur'an-ı Mubîn'de, 'Mü'minler ancak kardeştirler.'

(Hucurat, 49/10) buyurur. Din kardeşliği toprak kardeşliğinden daha mühimdir. Ana-baba bir kardeşlikten din kardeşliği daha tatlıdır.

Din kardeşliğinin zerresi Erciyes dağından daha ağırdır. Toprak kardeşi, bir apartman yapar, bir katını sana verir belki. Din kardeşi ise Cenneti A la yı verir sana. Altınlar, gümüşler, toprakları zebercetten, komşusu Muhammed Mustafa (s.a.v.), ziyafeti Allah'ın Cemâli ba kemali. Din kardeşliğiyle işte bütün bu güzellikler nasip olur.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler