Kategoriler :
Alt Kategori :
2005 Mayıs - Seyr ü Sülûkta Teslimiyet ve Sabır
Tarih : 09.10.2011 17:28:01
Okunma : 1214
Yıl 12 - Sayı 139-  Mayıs 2005

Seyr ü sülûkta Tesmiyet ve Sabır

Kıymetli kardeşlerim!

Azgın nefsimizi terbiye etmek için mürşide teslimiyet gerekir. Mürşid-i kâmilin nefsimizin ıslahı için bizleri tabî tuttuğu her türlü imtihana da sabretmek gerekir. Nefis terbiyesinde teslimiyet ve sabır çok önemlidir. Sizlere bu meseleyi daha da kolaylaştırmak için, uzun yıllar şeyhlerine hizmet eden iki müridin menkıbesini nakledeyim:

Şeyh efendi, bir gün, yatsı namazını kıldırmak üzere imamete geçer. Efendi hazretleri namaza başlamak üzere iftitah tekbirini 'Allahu Ekber!' diyerek alır. Arkasında cemaat olan iki müridi ise tekbir almak için ellerini kaldırırlar. Aman Yâ Rabbi! Bir de ne görsünler? Şeyh efendinin kulaklarının yerinde iki tane merkep kulağı var. Nefislerinin verdiği vesveseyle kendi kendilerine söylenmeye başlarlar: 'Allah Allah, keşfimiz açıldı, şeyh deyip kendisine intisap ettiğimiz, verdiği dersi çektiğimiz manâ âleminde merkepmiş meğer.

Namaz sona erdikten sonra birisi diğerine, 'Yazık söyleyelim de tövbe etsin, kurtulsun.' der.

-Efendim! Kusura bakmayın bizim keşif gözlerimiz açıldı. Biz, sizin kulaklarınızın yerinde iki merkep kulağı görüyoruz.

-Vah vah. Öyle mi evladım. O zaman şu ustura bıçağını alında bari, ben namaza durunca yine gözükürse kesin atın o kulakları oradan.

Şeyh efendi namaza durmuş, kulaklar çıkıvermiş, müridler de kesivermişler. Namaz biter bitmez, şeyh efendi geriye dönmüş, ik: müridinin de üstü başı kan olmuş. Meğer onlar, kendi kulaklarını kesip atmışlar Aynada kendilerini görüyorlarmış

 

Şeyh efendi onlara, 'Ben nefsinizi tebdil ede ede, kötü huylarınızı iyileştire iyileştire. sizin nefsinizi insaniyete çevirecektim. Nefsinizi millete menfaati olan merkebe tahvil ettim idi. Ama sizler sabredemediniz. Sabırsız dervişler bu kapıya layık değildir. Şerrine suizanda bulunan dervişlerle bizim :s:miz olmaz. Çıkın dışarı! Çıkın! Kabul etmiyorum, reddediyorum sizi!' der ve onları huzurundan kovar.

Hem mürşid-i kâmil demişler, hem istihare etmişler, sonra da intisab etmişler, fakat tahlil edememişler meseleyi.

Neden? Çünkü ilim ehli değiller. Tarikat için ilim lazım.

Es ad-ı Erbilî hazretleri de aynı şekilde kıymetli pederim Şeyh Mustafa Hulûsî'nin nefsini katletmişti. Bu olayın olduğu gün sevgili anneciğim bir rüya görmüş. Rüyasının ekibinde başlamış ağlamaya. Ağıtına büyükannem uyanmış.

- Niye ağlıyorsun kızım?

- Rüyamda, şeyhi oğlunuzun boğazını kesti, kan oluk oluk akıyordu.Dayanamadım, ağlıyorum.

Büyükannem velî bir hanımdı. Rüyayı hemen yorumlamış.

-Şeyhi oğlumun nefsini bugün katletti, ,ıslah etti.

Bu azgın nefsi kesmek, ıslah etmek bizlerin elinden gelmez. Ancak nefs-i emmâre, bir mürşid-i kâmilin hakikat kılıcıyla kesilirse nefs-i mutmainneye, nefs-i râziyeye, nefs-i merziyyeye dönüşür. Mürşid-i kâmile teslim olmalı iyice. O, akıl, zikir, hilm, sabır, kanaat, tevekkül, tevazu ile kötü huylarımızı iyileştiriverir. Bizlerde hırs var, tama var, buhl var, adavet var, buğz var, haset var, kibir var, yalan var. 'Yok, yok!' diyoruz ama kendi kendine patlak veriyor, ortaya çıkıyor. Yaralarımız çok. Bunlardan kurtulmamız içinse bir tabib-i hâzık, bir manevî doktora muayene olmalıyız. Manevî doktorun Kur'ân-ı Kerîm'den ve hadîs-i şeriflerden çıkardığı reçetelerle deva bulmalıyız. Bu ilaçları, istenildiği kadar -tadı acı olsa da- deva için içmeliyiz.

Allah Teâlâ hazretleri manevî hastalıklarından kurtulan ve kendisine hakîkî kul olanlardan eylesin bizleri.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah'a (Amin)...

Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler