Kategoriler :
Alt Kategori :
2014 Kasım - Ölüm Tefekkürü
Tarih : 05.11.2014 23:34:20
Okunma : 816

Yıl 22 - Sayı 253 - Kasım 2014

 Ölüm Tefekkürü

Öncelikle sizlere şunu arz edeyim, Kur’ân-ı Kerîm'de çokça geçen (Yâ eyyühellezine âmenû) hitabıyla Allah’ımız bizleri muhatap almış: Kullarım! İmanlı kullarım! Ey şeref-i îmânla şerefyap olan kullarım! Allah (cc), mü’minlere hitap edeceği zaman böyle diyor: Sizlerin omzunuza “îmân” gibi bir rütbe taktım ben. Omzunda 'îmân' rütbesi taşıyan Ben’i incitmekten sakınır, emirlerime sıkı sıkıya yapışır, harfiyyen emirlerimi yerine getirir ve âhirette akıbetini düşünerek ölümü çokça anar.

Şimdi birazcık tefekkür edelim. Bir ömür ne kadar? Altmış, yetmiş, seksen, hadi doksan sene olsun! Aslında elliden sonra ölümü beklemek lâzım. Çok uzun değil kardeşlerim. Dünyaya bu kadar rağbet etmeye değmez. Fânî âlem karşılığında bâkî âlemi değişmek akılsızlıktır. Ölümü tefekkür etmek, dünya sevgisini gönüllerden söker atar, âhirete rağbete vesile olur. Hz. Ömer (ra) her gün birine para verirmiş. O kişi her gün Hz. Ömer’in yanına gelir, “Yâ Ömer! Ölüm var! Yâ Ömer! Ölüm var!' Ağlatana kadar ona 'Yâ Ömer! Ölüm var!” dermiş. Epeyce söyleyip de Hz. Ömer ağlamaya başladı mı ücretini verir, 'Git oğlum!” der, gönderirmiş. Bir gün o adam yine gelmiş. 'Yâ Ömer! Ölüm var! Yâ Ömer! Ölüm var!” demiş. Hz. Ömer, yine ağlamış, ücretini vermiş, göndermeden önce ona “Bundan sonra bir
daha gelme oğlum. Sakalıma bir beyaz tel düştü. Bu bana ölümü hatırlatmaya yeter. Artık sana gerek kalmadı...” demiş. Ondan sonra her gün sakalındaki beyaz tele bakar, “Sakalın ağarıyor yine aklın başına gelmiyor” der, gözlerinden yaşlar boşalırmış. 'Dünyanın benim yanımda hiç kıymeti yok.' dedi

Allah'ımız. “O yüzden sevmediğime de veririm, sevdiğime de veririm. Belki, mü'minlerden iyi kullarıma daha az veririm ki ıslah olsunlar, bu dünyaya bel bağlamasınlar.”

Allah’a ve âhirete inanmamak, dünya malına tamah etmekten hâsıl olur. Ölümü hatırlamak ise tamahkârlık hastalığının ilacıdır. Önü sonu toprak olacak mal için hayatını zâyi etmek, akıllı insanın kârı değildir. Hz. Ömer, halife iken, yamalı cübbesi içinde yaşadığı hâlde kendisine ölümü hatırlatması için bir adam tutuyorsa, bunca varlık içindeki bizlerin hâli nice olur? Bir düşünün! Allah Teâlâ, önce kendisine sonra ana-babamıza itâat suretiyle imânın tadını tatmayı nasip etsin ve ağızların tadını kaçıran ölümü çokça anmayı bizlere kolaylaştırsın. (Âmîn)

Hamdolsun âlemlerin Rabbi olan Allâh’a.


Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler