Sanal Kütüphane > Yenidünya Dergisi Arşivi > Alemdar - Ali Ramazan Dinç Efendi Ks. > 2007 Eylül - Her Düşüncenin Buluşma Adresi EVRENSEL KARDEŞLİK
Kategoriler :
Alt Kategori :
2007 Eylül - Her Düşüncenin Buluşma Adresi EVRENSEL KARDEŞLİK
Tarih : 19.10.2011 14:08:28
Okunma : 1176
Yıl 14 - Sayı 167 - Eylül 2007

Her Düşüncenin Buluşma Adresi
EVRENSEL KARDEŞLİK

Ebu'l-Hasan Harakani (k.s.)'nin, 'Soframa oturanların dinine değil, can taşıdığına bakın' demesi, Imam-ı Azam (r.a.)'ın gayr-i müslim komşusunun ezasın^ tahammül göstermesi ne mükemmel bir örnektir! Bu ve buna benzer diğer bir çok örneğin kaynağı Peygamberimiz'in (s.a.v.) Taif yolculuğunda ve Uhud muharebesinde, gördüğü eza ve cefaya karşı yaptığı duadır: 'Allah'ım! Kavmime hidayet ver. Onlar bilmedikleri için bu zulmü yapıyorlar' Aynı vatanda yaşama, aynı havayı teneffüs etme, aynı canı taşımamız sebebiyle, bütün insanlarla birlikteliğimizi vardır. Fark, ancak Allah Teâlâ'dan korkup emirlerine sarılıp, yasakladıklarından kaçmaktır. 'Ey insanlar! Sizi bir dişi ve bir erkekten (Âdem ve Havva'dan) yarattık ve sizi aşiretleri ve kabileler haline getirdik ki, birbirinizle tanışasınız. Elbette Allah Teâlâ indinde ikram edilmeye en layık olanınız Allah Teâlâ'dan en çok korkanınızdır. Allah Teâlâ herşeyl bilen ve herşeyden haberdar olandır.' (Hucurat: 49/13) 'Arab'ın aceme, acemin Arab'a, kırmızının siyaha, siyahın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Ancak üstünlük takvadadır' buyurur Efendimiz (s.a.v.).

Yahudi ve Hıristiyanlar: 'Bizler Allah Teâlâ'nın oğullarıyız ve Allah Teâlâ'nın sevgilileriyiz' dediler. (Ey Muhammed (s.a.v.) de ki: 'O halde niçin Allah Teâlâ sizi günahlarınızdan ötürü azaba düçar ediyor? Hayır siz O'nun yarattığından bir beşersiniz. O dilediğini bağışlar ve dilediğini azaba düçar eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakinin mülkiyeti Allah Teâlâ'nındır. Dönüş ancak Allah Teâlâ'yadır.' (Maide: 5/18)

Irk üstünlüğü, şu taifeden çıkmıştır. '(Allah Teâlâ Iblis'e) Sana secde etmeyi emrettiğim halde seni secde etmekten men eden neydi? diye sordu. (İblis) Ben ondan hayırlıyım, çünkü ben ateşten, onu çamurdan yarattın' (A'raf: 71 12) demek suretiyle, renk, şekil ve biçim farkı gözeterek fitne ateşini ilk yakan melun oldu.

Kalb ve amellere bakan Mevla (c.c.), mal ve suretlere değer vermemiştir. Fazileti, Peygamberimiz (s.a.v.) kendisine 'İman nedir? 'diye sorulan bir soruyu 'İman, Allah Teâlâ'ya, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve kadere (hayır ve şerri Allah Teâlâ'nın yarattığına) inanmandır' cevabıyla belirtmiştir. Kim olursa olsun bu esasları kabul etmedikçe mü'min olmaz. Korkulardan kurtulup cennete de giremez. Bakara suresinin 62. ve Maide suresinin de 69. ayetlerinde belirtilen 'Şüphesiz ki (önceki Peygamberlere) iman edenlerden; Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Sabiilerden (Resûlullah'ın şeriatine göre) Allah Teâlâ'ya ve âhiret gününe iman edip, salih amel işleyenlerin Allah Teâlâ katında ecirleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler.' (Bakara: 2/62) Yahudi, Hıristiyan ve Sahillerle, kendi zamanlarındaki peygamberlerinin şeriatine göre iman ve salih amelde bulunanlar kastedilir.

Muhammed Mustafa (s.a.v.), nebi olarak gönderildikten sonra onlardan hayatta olanların (Yahudi, Hıristiyan, Sabii ve diğer bütün görüş sahiplerinin) ise, Muhammed Mustafa (s.a.v.)'yı tasdik etmeden imanları geçerli değildir. İman edip, salih amel işleyen, Kur'an-ı Kerim'e uygun hayat yaşayan, her türlü tavrında takvayı, Allah Teâlâ korkusunu baş tacı eden müminlerle, imanda kardeşiz.

'Muhacirlerden önce (Medine'yi) yurt edinenler ve imana sarılan kimseler (Ensar) kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilen şeylerden ötürü gönüllerinde bir istek duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa dahi, onları kendilerinden üstün tutarlar. Kim nefsinin hırsından ve cimriliğinden korunursa, işte kurtulanlar onlardır.' (Tahririn: 66/9) 'Nefsin için sevdiğin hayrı insanlar için dahi sev ki, gerçek Müslüman olasın' buyurulur hadîs-l şerifte. Kardeşini kendisine tercih eden müminler, 'ihsan' mektebinde okuyan bahtiyarlardır. Sıddîk-ı A'zam'la, Ali (k.v.)'ye öğretilen zikrin talimiyle meşgul olan, Allah Teâlâ'yı görür gibi taat kılanlardır.

'Ey Resülüm! Bedeviler (inandık) dediler. De ki: Siz (halihazırda) inanmadınız. Lakin Müslüman olduk (boyun eğip teslim olduk) deyin. Henüz iman kalblerinize girmedi. Eğer Allah Teâlâ'ya ve Resûlü'ne itaat ederseniz (Allah Teâlâ) yaptıklarınızdan hiç bir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah Teâlâ çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Şüphesiz ki müminler ancak Allah Teâlâ ve Resûlü'ne iman eden, ondan sonra da şüpheye düşmeyen, Allah Teâlâ yolunda mallarıyla canlarıyla savaşanlardır, işte imanlarında doğru olanlar (sadece dilleriyle inandık diyenler değil,) onlardır.' (Hucurat: 49/14-15)

Âyetlerde belirtildiği üzere, Ammar b. Yasir gibi, Ashab-ı Kehf gibi iman kemiklerine işleyen kimseler hakiki dost olur birbirleriyle. 'Allah Teâlâ tarafından kalbi İslam'a açılmış ve Rabblnden bir nur üzerinde olanlar' (Zümer: 39/22) vefa gösterir dostlukta. Islamdan imana, imandan ihsana yükselen, birbirine hased etmeyen, buğzetmeyen, sırt çevirmeyen müminler, şu tavsiyelere kulak vermelidirler:
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler