Kategoriler :
Alt Kategori :
2000 Ağustos - Hesap Gününün Şiddeti
Tarih : 17.10.2011 16:59:54
Okunma : 1166
Yıl 7- Sayı 82 - Ağustos 2000

Hesap Gününün Şiddeti

Hesap gününün deşheti-ni yazmaya hazırlandığım anda kuşların, Hakk'ı teşbih ederek ağaç dallarında ötüşünü işitirken hatırıma Hz. Ebu Bekir (r.a)'in 'Keşke şu ağacın dalına konan kuş ben olsaydım da, Allah'ın huzurunda hesaba çe-kilmeseydim' sözü, haşyetinden, Allah'ın azametinden titreyişi hatırıma geldi.

Bir gün Ömer İbn Ab-dil'Aziz kılıcının üzerinde uyurken soğuk terler döktü, sebebi sorulduğunda; 'mahşer meydanında idim. Ebu Kuhafe, Ebu Bekir (r.anhüm) çağrıldılar. Kolayca hesapları görülüp cennete girdiler. Hz.
Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali (r. anhüm) de çağrıldı. Onlar da hesabı kolayca görülüp Cennete girdiler. İş bana doğru yaklaşınca titremeye başladım. Öyle oldu ki, memleke-timdeki sokaklarda dolaşan köpeklerden bile hesaba çekildim. Sonra bir cîfe gördüm. 'Bu kim' dedim. 'Kendisine sor' dediler. Ayağımla dokundum, gözlerini açtı.Gördüm ki Haccac bin Yusuf es-Sakati 'Allah sana ne muamele etti' dedim. O da 'Allah'ı kahhar olarak buldum. Öldürdüğüm kimsenin yerine tekrar öldürüldüm. Said bin Cübeyr'i öldürmeme mukabil yetmiş kere öldürüldüm' der.'
Şiddeti

Adana'nın Kozan ilçesine bağlı Yüksek Ören mahallesinde H. Hasan Efendi (k.s) vaizlik yaparken, on altı kişinin katili bir adam, aşk u şevke gelerek feryat eder. Bu adamın halini hazmedemeyenlerden biri, Üstazımıza hizmette bulunan oğluna, 'ha ne olur Efendi Hazretlerine sor, bizim gözümüzden yaş gelmezken, bu katil nasıl cezbeye kapılıp feryat ediyor.' Bir sahur yemeğinde sorunun cevabı şu şekilde verilir. 'Evladım vaizimizde bağıran bu adama, katlettiği şahıslar gözüne görünerek beni öldürecekler, intikamlarını alacaklar diye feryad ü figan koparıyor' deyince: 'Aman, efendinize kurban olayım. Şu yatağı, yorganı, kilimi götür.' diyerek cevaptan son derece memnun olur.

Hz. Ömer (r.a) iki yıllık hilafet döneminde, gece Rabbi-me kulluk görevim var, gündüz de halkımın sıkıntılarını gidermek için Allah katında ne cevap vereceğim diye yatıp uyuyamamıştır. Allah korkusuyla gözünden akan yaşlar, yüzünde iki çizgi meydana getirmiştir. Eline bir saman çöpü alarak 'anam beni do-ğurmasaydı, keşke unutulup giden bir varlık olsaydım' demişti, hesap gününün dehşetinden.

Bayezid Bistami (k.s)'nin hesap korkusuyla, usfur çiçeğinin içerisindeki karıncayı yuvasından mahrum ettim diye bir günlük yolu yaya kat etmesi onu ariflerin sertâcı kılmıştır.

Allah'a imanın altı esasından biri de, öldükten sonra dirilip mahşerde, hesap yerinde toplanmanın hak olduğuna inanmaktır.

Sosyal düzeni bozan içki, kumar, zina, ihtikâr; halkın zaruri ihtiyaçlarını ucuza alıp pahalıya satma ve her türlü yolsuzluk, haksızlık hesaba inanmamanın neticesidir.

Dakikada on bir kişinin 'Aids'e yakalanması bunun sonucu değilde nedir? Hesap gününe inanmak bir garantidir haksızlığa gitmemek için.

Ubeyd (rh. a) kaftan ve gömlek satardı. Hava bulutlu olduğu zaman, müşteri, elbisenin kusurlu tarafını göremez diye satmazdı.

Ebu Ali en-Nücevrani (rh.a)'ye aldığı gömlek hakkında biri, 'bu elbisenin içinde bir dirhem şüphe vardır'
deyince gömleği çıkarıp suya girer. Haram gömleği çıkarır. Helal bir gömlek gelinceye kadar orada kendisini setre-der, gizler.

Yezid b. Düreye (rh.a) babasının vefatında kendisine kalan çokça malı haram karışabilir endişesiyle almamıştır.

1953 yılında defterimizi tutar mısınız diyen bir ahbabını Sami Ramazanoğlu (k.s), ticaretin helal yolla kazanılıp ka-zanılmadığını araştırarak kabul buyururlar.
Babalarından kalma büyük serveti mideme haram girer endişesiyle kabul buyurma-mışlardır.

Helal lokmaya çok önem verirlerdi. İstanbul'a mürşidine hediyeler göndermek adeti idi. Fakat o, hediyelerinin bizzat kendi elinin emeği olmasına büyük itina gösterirdi. Rivayete göre ekinler biçildikten hasat başlandıktan sonra tarlalara gider, yerlere dökülen başakları toplar, onları güzelce bulgur yapar ve İstanbul'a gönderirdi. Onun bu haline muttali olan babası, 'oğlum, benim ambarım buğday dolu. Niçin Efendine ondan göndermiyorsun? der. O da: 'O kapıya layık olan el emeği göz nurudur' buyurur.

Babaları Mücteba Hazretlerinin irtihalinden sonra kereste dükkanında 'belki babamın gelmediği günler olabilir, hesap gününde zorlanır' diye maaşsız iki ay çalışması, helale son derece riayetlerini gösterir.

Rad Suresinin 20-22 ayetlerinde riayet edilmesi gereken sekiz husus cennetin anahtarı olarak haber verilir tefsirlerde. Bunlardan birisi de 'Ve kötü hesaptan korkarlar.' Yani, ahirette bütün yaptıklarının hesabını vereceklerinden, o hesap veriş sırasında kötü duruma düşmekten korkarlar. O gün gelip çatmadan önce kendi kendilerini murakabe ederler, oto kritik yaparlar.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler