Kategoriler :
Alt Kategori :
2005 Eylül - Dünya Bir Pazardır
Tarih : 17.10.2011 16:10:10
Okunma : 1119
Yıl 12 - Sayı 143 - Eylül 2005

Dünya Bir Pazardır

Bizler bu pazarda, karşılığı, bire; -en az- on, yüz, yedi yüz, kat be kat ve hesapsız olarak ödenen bir ticarete talibiz.
 

 

 

Bir çocuk, anne karnında, belirlenen  dokuz ay on gün içinde azalarını tamamlar. Eğer burada bir sakatlık söz konusu olursa, beden, dünyada sayısız sene kalsa yine de bu organlar yerine gelmez. Çünkü o azaların teşekkül yeri anne karnıdır.

Vakti geldiğinde çocuk, vücûdunu kaplayan zarı yırtar ve doğum gerçekleşir. Bu dünyaya gelişle birlikte ikinci bir doğum, yani, ölümümüzden sonra tanışacağımız yeni hayat için rûhî oluşumumuz başlar. Eğer bu süreçte, kulluk ölçülerini yakalayamazsak, tekrar bu âleme dönüp de noksanlarımızı tamamlamamız mümkün değildir.

işte bizler, anne karnından dünya pazarına bir alış-veriş için gelmiş bulunuyoruz. Pazara bir sermaye ile gireceğiz elbette, kârımız olacağı gibi zararımız da olacak. Bu kâr-zarar dengesini ise ancak âhiret âleminde apaçık olarak görebileceğiz. Bu pazarda; kimileri taş, kimileri toprak, kimileri çakıl, kimileri diken, kimileri menfur şeyler dolduracaktır torbasına. Kimileri de öyle bir ticaret yapacaktır ki, evine; altınla, gümüşle, elmasla, yakutla dönecektir.

Kârın Şartları

Evet, alış-verişini yaparak, akşam evine dönen bir kişi gibi günü geldiğinde, rûhumuzu misafir eden bu vücut zarını yırtıp, onu dünyada bırakarak, âh'ırete I göçeceğiz. Vücudumuzla değil rûhumuzla
Allah'ın huzuruna varacağız. Bütün âzaları, ancak 6666 âyete uymakla tamamlanan ruhun edinmesi gereken vasıflar, En am Sûresi, 151-152. âyeti celîlelerde şöylece ifade buyrulur: 'De ki: Gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anne-babaya iyilik edin, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin -sizin de onların da rızkım biz veririz-; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! İşte bunlar Allah'ın size emrettikleridir. Umulur ki düşünüp anlarsınız. Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti.'

Bizler, bedenimizin sağlığı hususunda gösterdiğimiz gayreti; rûhumuzun pâk, huzurda yüzümüzün ak olması için de göstermeliyiz. Bu ise ancak, Kur'an-ı Kerim e ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yoluna uymakla mümkündür. Zira, Said b. Hişam (r.a.), Hz. Âişe Annemiz (r.anha)'e gelip de:

Rasülullah (s.a.v.)'ın ahlâkı nasıldı, bize ondan haber »er, ireynıee Aişe Validemiz ona cevaben, O (s.a.v.)'nun ahlakı Kur'an'dı,

(Müslim, Müsafirin, 139) buyurmuşlardır.

Kazanç

Bu sermaye ile pazara giren bir kimsenin elde edeceği mükafat ise beliğ bir şekilde Tevbe Sûresi 111. ayet-i celilede ifade buyrulmaktadır: 'Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar, Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Alladı üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O hadde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış-verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.'

Kâr-Zarar

Bizler bu pazarda, karşılığı, bire; -en az- on, yüz, yedi yüz, kat be kat ve hesapsız olarak ödenen bir ticarete talibiz.

Bizler; dilimizi, Hakk ı tavsiyeye, tebliğ ve davete, Hakk ı savunmaya, iffeti korumaya; elimizi, fakire, yoksula yardıma ayağımızı, Hakk ın hakimiyeti için seyr ü sefere; kafamızı ve gönlümüzü, insanlığın irşad ve ıslahına, inancın düzelmesine, Cibril-i Emin vasıtasıyla Fahr-i Kâinat (s.av.)'a gelen emirlere tereddütsüz inanca hasredersek, alış-verişimizde hesaba gelmez bir kâr elde ederiz.

Yaşantımız; trenin gidişine vasıta olan raylar gibi kabul ettiğimiz, Kur an, ve Sünnet-i Seniyye'ye uyarsa eğer, torbamıza; gümüş, altun, zümrüt, yakut doldururuz.

Ruhlar âleminden anne karnına, o daracık mekândan da bu vatana gelen bizler, eğer dilimizi; gıybete, yalana iftiraya bir başkasını küçük görmeye, laf taşımaya, ara bozmaya bozgunculuğa meylettirirsek torbamıza -Allah korusun- nefret uyandıracak şeyler yüklemişiz demektir.

Göz; başkasının namusuna şehvetle.
kardeşine verilen nimete hasetle bakarsa; kulak, hayvânî duyguları tahrik eden sözleri işitmek için gayret ederse; el, hırsızlığa, zulme uzanırsa; ayak, bir başkasının namusunu zedelemeye, isyan mahallerinde dolaşmaya başlarsa torbaya taş ve toprak istiflemiş oluruz.

Azalar Tamam Olmadan...

Yemeyip yediren, giymeyip giydiren, çocuğunun her türlü ihtiyacını karşılayan babaya dokuz ay karnında iki yıl bağrında sevgisini bir ömür boyu kalbinde taşıyan anneye saygısızlık yapan bir evlât, alnı açık bir şekilde huzûr-ı İlâhiye varabilir mi hiç?

Anne ve babasına, çocuğuna karşı; bu şefkati, bu muhabbeti veren, sayılamayacak kadar nimeti ihsan eden elbette Allah (c.c.)'dır. Yağmurlarla bitkilerin yetişmesini, hayvanların ve insanların azıklarını temin etmelerini sağlayan; ayı, güneşi ve sayılamayacak güzellikleri ikram eden yine O (c.c.)'dur. İkramda, ihsanda bu denli cömert olan Mevlâ-yı Müteâl (c.c.)'e karşı, kullukta itaatsiz davranılırsa eğer, rûh, hiç, kemâle erer de lâhûtî âlemlerin kokusunu alabilir mi?

Bizim bunca isyan ve nisyanımıza karşılık O (c.c.), yine de bize verdiği rızıklarda eksiltme yapmıyor ve yine bunlara rağmen Mevla-yı Zü'l-Celal şirk koşmadıkça kulunu bağışlıyor. Zümer Sûresi 53. âyet-i kerimeyi de bize bir müjde olarak Kitab-ı Kerim inde ifade buyuruyor: 'De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.'

İlk ve son ticaretimizin gerçekleşeceği bu pazarda, bizi, bir daha buraya almayacaklarını bilerek alış-veriş yaparsak eğer, gözümüz arkada kalmaz ve kurtulmuş, korunmuş kullardan olarak, Cemâi-i bâ kemâle kavuşuruz.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler