Kategoriler :
Alt Kategori :
2000 Kasım - Mürşid-i Kâmilin Vasıfları -I-
Tarih : 14.10.2011 11:45:42
Okunma : 1063
Yıl 8 - Sayı 85 - Kasım 2000

Mürşid-i Kâmilin Vasıfları -I-

Yunus Emre'nin, 'Bu kapıdan odunun da eğrisi girmez.' düsturunca insanları eğiten bu mektebin müreb-bilerinin en bariz sıfatı istikamettir. 'Yol keramet yolu değil, istikamet yoludur'. Nebiyyi Muhterem'in saç ve sakallarını ağartan, namaz, oruç, hac ve zekat ayetlerinden ziyade 'Emrolunduğun gibi dosdoğru hareket et.'1 ayet-i celilesi olmuştur.

Bir kimsenin hayatı boyunca emr-i İlahi'ye aykırı bir davranışta bulunmadan takip ettiği yoldur istikamet. Ümmilerin intisabı kolay ama seyr ü sülük'ü (manen yükselme, Allah'a vuslatı) zordur. Alimlerin intisabı zor da olsa seyr ü sülükü kolaydır. İlim nurdan bir perdedir. Nefsine tabi olanlar bu perdeyi zor yırtarlar. Fakat, teslim olunca da şer-i mübin'e riayet ettikleri için kolayca mesafe kat edip Hakk'a ulaşırlar.

Hâce Muhammed Bahâ-uddîn Nakşbend (k.s.) (718-791) 'Bu yol akrep yoludur.' der. Allah'a, üç, yedi, nihayet kırk gün gibi kısa zamanda eriştirir. Gelibolu'da askerlik yapan, kadiri mensubu, kutb-ı cihan, Yahyalı'-yı irşat ve islahıyla yaşanacak bir belde haline getiren, manevi mimar Yahya Efendi (k.s.), bir türlü nefsini ıslah edemez. Bu hale taaccüp eden üstazı, mürakabe halinde onun üzerinde bir kul hakkı olduğunu müşahede eder. 'Yahya Efendi, ne kadar nefsinizi ezmeye çalışsam muvaffak olamıyorum. Nefsiniz yılan gibi ayağa kalkıyor.' deyince, taa Gelibolu'dan memleketine gelir, üzerinde hakkı olan hanı-mıyla helalleşir ve kısa sürede nefsi ıslah olur.

Dedem Şeyh Mustafa Hulusi (k.s.), az bir zamanda terakki edip icazet alınca dergâh-i Esat'den, bu hale hayret edenlere üstazı şu cevabı verir: Evladımız, emr-i İlahi'ye son derece riayetiy-le öyle bir ocak kurmuş ki; bir kibrite ihtiyacı var, onu da yakmayalım mı? İrtihalin-de raziyye ve merziyye makamlarını (kendileri Allah'tan, Allah'ın da kendilerinden hoşnut olduğu mertebeyi) ve cennet-i alaya girişi beyan eden Fecr suresinin son ayetlerini okur. Kabre girince de melekler: 'Biz bu zata ne sual sorabiliriz ki, bu ay Receb-i Şerif, Üstazı başında, kendisi de ilmiyle âmil biri.' deyip onu, Rasûlullah (s.a.v.)'ın sohbet halkasına, cennet ve Cemâl'e ısmarlayıp giderler.

Cömertlik:

Mümini tarif buyuran Efendimiz (s.a.v.)'in 'Elinden ve dilinden insanların selamette olduğu kimsedir.' hadis-i şerifini yaşayan H. Hasan Efendimizin (k.s.) cebinde, para kaynıyor zannederdik. Fakir ve yoksula in-fak ederken, tebdil-i kıyafet yaparak defalarca dilenenlere ikramda bulunan Sami Ramazanoğlu (k.s.)'nun, 'muhtaç ki istiyorlar' deyip onları reddetmeyişleri, mük-rim olmanın sıfatıdır.

Müderris, muhaddis H. Zühdü Efendi (r.h.a., 1860-1945), 'Velinin bir işareti vardır, o da cömertliktir.' Mustafa Hulusi (k.s.)'ye, 'Elinde, dilinde ve gönlünde sahi olur mürşid-i kamil' der. Medine-i Münevvere'de kendisini muayene için gelen doktorun, 'Efendim bir müddet sohbetinizi tatil edin.' tavsiyesine karşılık H. Hasan Efendi (k.s.), 'Doktor! Biz kardeşlerimize nasihatte bulundukça şifa buluyoruz. Bu hizmetten bizi alıkoymak öl demek.' buyurur. Ziyarete gelenlerden bazısına 'Dün gece ne haller oldu.' diyerek, kalben gönüllerine manevi infakta bulunduklarını hissettirirlerdi.

Mürşid-i Kamil kâliyle irşatta bulunduğu gibi haliyle de irşat eder. 'Cenab-ı Hakk'ın velileri onlardır ki, görüldükte Allah hatıra gelir.' hadis-i şerifine mazhar veli, her türlü davranışıyla örnek olur insanlara. Prostattan rahatsız olduklarında, Sami Ramazanoğlu (k.s.)'nu muayene eden doktor, onda gördüğü sabır ve güzel hallerin neticesinde ıslah ve irşat olarak, 'Ben böyle bir insan görmedim.' der. Böğür kısmından sondayı takan damadı bilmeden incittiğinde 'vah' der. Daha sonra ağlamaklı bir sesle 'sabırsızlık mı gösterdim' diye istiğfar okurlar. Yahyalı'dan mahallemize Üstazımızı getiren vasıtanın şoförü, frene basacağı yerde gaza basar. Araba havuza düşer. Elhamdülillah sağ salimen kurtulan Üstazımıza getirilen doktor, 'Her halde Hasan Efendi irtihal etti, onda yüksek tansiyon var, yükselmiştir.' der. Üstazımızı afiyette görünce 'Hiç üzülmedin mi Hasan Efendi?' der. O da, 'Doktor, biz dosttan gelene üzülmeyiz.' buyurur. Sabrı, tevekkülü ve rıza ahlakını hayatlarının her halinde gösteren ârifan-ı İlahi, bu güzel tavırlarıyla nice ölü kalpleri ihya etti.

Namazın her rekatında okuduğumuz, 'Bizi dosdoğru yola ilet'2 ayet-i celilesi, din ve dünya işlerinde Allah'ın emirlerine uygun yaşamamızı bildirir bize. Ebedi saadetimizi temin eden esaslar da Habibullah'ın. 'Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru ol.', 'Kalbi dürüst olmadıkça kulun imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz.' hadis-i şerifleriyle bildirilir.

Bir kimsenin hayatı boyunca emr-i İlahi'ye aykırı bir davranışta bulunmadan takip ettiği yoldur istikamet. Ümmilerin intisabı kolay ama seyr ü sülük'ü (manen yükselme, Allah'a vuslatı) zordur. Alimlerin intisabı zor da olsa seyr ü sülük'ü kolaydır. İlim nurdan bir perdedir. Nefsine tabi olanlar bu perdeyi zor yırtarlar. Fakat, teslim olunca da şer-i mü-bin'e riayet ettikleri için kolayca mesafe kat edip Hakk'a ulaşırlar.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler