Kategoriler :
Alt Kategori :
2005 Mart - Ârifler
Tarih : 13.10.2011 20:04:48
Okunma : 986
Yıl 12 - Sayı 137 - Mart 2005

Ârifler

Gönülde beliren iman, ibadet ve ahlâk nûru; dilimizden, gözümüzden ve sair azalarımızdan zuhûr eden olumsuzluklarla boşa harcanıp gidiyor, kese delinince paranın kaybolduğu gibi. Servetini iğneyle kuyu kazar gibi elde eden kimse, harcamada çok ölçülüdür. Onu, malın yersiz yerlere harcanması kadar rahatsız eden bir şey olmaz.Halbu ki bu varlık, gözümüzü yumduğumuz zaman bizi terk edecek olan değerlerdir. Ama azalarımızla yaptığımız taatler bizi takip eder. Ebedî hayatımızı temin edecek olein ibadetler yalanla, gıybetle, dedikodu, iftira ile hiç mahvedilir mi? İbrede bakalım diye verilen göz hasede; eşyanın zikrini duyalım diye verilen kulak, belden aşağı duyguları tahrik eden sözleri işitmekle ve nimet olarak bahşedilen diğer uzuvlarımızı türlü günahlarla boş yere harcanır mı?

Hak Teâlâ'nın huzurunda şahitlik yapacak olanlardan biri de azalardır. 'Onlar derilerine dediler ki, 'Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?' Derileri, 'Bizi her şeyi konuşturan Allah Teâlâ konuşturdu' derler.' (Fussilet, 41/21) 'O gün onların ağızlarına mühür vururuz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.' (Yasin, 36/65)

Azaları haramdan ve boş lakırtılardan muhafaza etmektir murakabe. 'Onlar ki, faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.' (Mü'minûn, 23/3) 'Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler.' (Kasas, 28/55) Sami
Ramazanoğlu (k.s.), Yahyalıyı teşriflerinde, Es'ad-ı Erbilî (k.s.)'nin medhinin yapıldığı bir ilahi okununca, 'Hasan Efendi, seyr ü sülük döneminde, boş söz şöyle dursun, hayırlı söz de bile israf etmeyin.' buyururlar. İmam Şârânî (k.s.) de; evliyaullah, önlerine kağıt kalem kor, ne söz ederse onu yazar, yatacaklan zaman da boş kelamlardan dolayı kendilerini hesaba çekerlerdi, buyuruyor.

Büyüklerimiz, kardeşlerine olan sevgilerini, hayırlı tavsiyelerle ifade ederlerdi. Es'ad-ı Erbilî (k.s.), manevî evlatlarına ihvan demez, ihvân-ı kiram derlerdi. Evlatlarından Rahim Mevlâ'ya vasıl olein pek çoktu. İnsanlığa hizmet için eserler tab eden Sami Ramazanoğlu (k.s.), yirmisekiz kiloya kadar düştü, bir deri bir kemik kaldı. Mübarek gözlerini de bu uğurda feda eyledi. Yeşilhisarlı H. Ahmet Karagöz, 'Seımi Efendimiz bizlere bu kitapları, gecesini gündüzüne katarak hazırladı. Yavrularım, tek tek okuyun da dinleyeyim.' der. Eserler baştan sona dinlenip hatmolunca, Üstazımız rüyasında, romatizmadan rahatsız olan dizlerine okur ve sabah kemâl-i afiyetle yatağından kalkar biiznillahi Teâlâ. Sevgi, hakkı duyurmaktır herkese. 'İyilik ve takva (Allah Teâlâ'ya karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın.' (Mâide, 5/2) 'Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların sırasını düzeltmeyi emredenleri hariç, onların aralarındaki gizli konuşmaların çoğunda hiçbir hayır yoktur. Kim bunları sırf Allah Teâlâ'nm rızasını kazanmak için yaparsa, biz ona büyük bir mükafat vereceğiz.' (Nisâ, 4/114)

Ârifân-ı İlâhî; âmentüdeki altı iman esasına inandıkları halde, gönlünde mâsiyet kiri, hased, kin, kibir, şehvet vs. fena huylar bulunan kimseler, Allah Teâlâ'nın huzuruna iyi bir sıfatla . aramazlar buyururlar. Kadere inandığı nalde belaya sabretmeyen, ölüme, dirilip Hak Teâlâ'nın katında hesaba çekileceğine kesin inandığı hailde amel etmeyenlerin, nifak sıfatında olacağını haber verirler.

iman kalbinde kökleşmeyen, esaretten, ölümden kurtulmak, ganimetten istifade etmek için inandık diyen zümreye Allah Teâlâ: 'İnamdık, dediler. De ki Ya Muhammedi İnanmadınız, ama İslâm olduk deyin, inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez. Doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder.' (Hucurât, 49/14) ikazını yapar. Müminlerin sıfatları:

1-    Allah Teâlâ'nın mevcûdâtı yoktan var ettiğine inanmak,

2-    Her şeye güç yetirdiğine inanmak,

3-    Gizlinin gizlisini bildiğine inanmak.

4-    Lütuf sahibi olduğuna inanmak.

5-    Mahşer gününde herkesin Allah'ın nuzûrunda toplanacağına inanmak.

6 - Muhammed Mustafa (s.a.v.)'nın peygamberliğine, kendi arzusuyla konuşmadığına, sükût, söz ve fiillerinin şer'î hüküm giydiğine inanmak.

7-    îmanında şüpheye düşmemek.

8-    Allah Teâlâ'nın yolunda malla, canla ve bütün gücüyle cihad etmektir.

İslâm, zâhirî aza ile; el, ayak, göz, iiulak, dil ve bedenle yapılan taattır. Sâdât-ı Kirâm büyüklerimiz olgun insanı,

îman, İslâm ve ihsan vasfıyla, maddeler halinde, şu şekilde belirler.

İslâm, üç şeyden mürekkebdir:

1-    Allah Teâlâ'dan afvımızı talep ederek, Yüce Zât'ına yöneliş, tevbe.

2-    Küfür, nifak, büyük ve küçük günahlardan kaçınıp, kalbden masivayı yani Hak Teâlâ'dan gayri her şeyi terk.

3-    Nebiler, sıddîklar, şehid ve salihler gibi yaşamak; istikâmet.

îman, mücâhede, nefsin arzularına karşı koyma, riyâzet ve gönlü her türlü isyândan korumakla yapılan bâtınî bir ameldir.

îman üç şeyle kemâl bulur:

1-    Her yaptığını Allah için yapmak, ihlas.

2-    Kalb, dil ve fiilde doğru hareket etmek, sıdk.

3-    Gönlün tereddütsüz inancı, Allah Teâlâ'ya itmi nan.

İhsan, yani mülk âleminden, melekût âlemine geçip, hakikatin sırlarına ermek, her şeyiyle Hak Teâlâ'ya teslim olmaktır.

İhsan, Allah Teâlâ'yı görür gibi taat yapma sırrına üç şartla erişilir. Yaşanmakla elde edilen bu hakikatler, söz ve beyâna sığmaz.

1-    Her an Rabbimizin bizi gözetlediğini bilme; murâkabe.

2-    Zeyd İbni Hârise (r.a.)'nin dediği gibi, cennet ve cehennemi, her şeyi açıktan görme, eşyanın hakikatine erme, tecellî; gönle inen nurla, şahsında ve dışında, on sekiz bin âlemde zikir, yakîn, kesin inanç; şeytan ve nefsin de inanıp, her türlü âfetten korunma, hafîz sıfatıyla, velâyete erme, müşâhede.

3-    Marifet; kalpte, O'ndan gayri bir şeyin bulunmaması, daha ötelerin ötesi, Yûnus Emre'nin diliyle, 'Bilirler hod haber vermezler' esrârının içte gizlenmesi, 'Başımızı veririz, sırrımızı vermeyiz' gerçeğinin tâ kendisidir.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler