Kategoriler :
Alt Kategori :
2005 Mayıs - Peygamberimizin Faziletleri
Tarih : 09.10.2011 20:34:05
Okunma : 1135
Yıl 12 - Sayı 139-  Mayıs 2005

Peygamberimizin Faziletlerleri

Alemlere rahmet olarak gönderilen iki cihan güneşi Allah'ın sevgilisi Hz. Muhammed(s.a.v) üstün vasıflarıyla diğer peygamberlerden ayrılır.

'İşte peygamberleri Biz onların bir kısmım bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Allah onlardan bir kısmının da derecelerini yükseltmiştir.' (Bakara, 2/255)

Hz. Adem (a.s.)'de tezellül ve tevazu, Hz. İdris (a.s.)'de teşbih, Hz. Nuh (a.s.)'da tahammül, Hz. İbrahim (a.s.)'de seha, Hz. İsmail (a.s.)'de teslimiyet, Hz. Yakup (a.s.)'da büka (ağıt), Hz. Eyüp (a.s.)'de sabır, Hz. Musa (as.)'da şecaat, Hz. Harun (a.s.)'da hilim, Hz. Davud (as.)'da şükür, Hz. İsa (a.s.)'da kanaat öne çıkan üstün vasıflardır. Hiç şüphesiz, bu üstün vasıfların bütününün kendisinde toplandığı merkez ve menba' Hâtemu n-nebî Fahri Kainat (s.a.v.) Efendimiz'dir.

Cenâb-ı Mevlâ, bütün peygamberlerin ruhâniyetlerini yarattığı zaman bir nûr onları kuşattı. Peygamberler sordu:

-Ya Rab! Nûru bizleri kuşatsın bu kutlu zatta kimdir?

-Habîbim Muhammed Mustafâ (s.a.v.)'dır, buyurdu Hâlikımız ve ekledi:

-Siz O nu kabul ediyor musunuz, O nun nebîliğini tasdik ediyor musunuz?

-Evet ya Rab! Biz O nu kabul ediyor, nebîliğini tasdik ediyoruz, dedi peygamberlerin ruhâniyeti. Bunun üzerine Mevlâmız (c.c.):

-O zaman Ben de sizin nübüvvetinizi tasdik ediyorum, buyurdu. (Mevâhib-i Ledünniye)

Hazret-i Allah, Habîbini hem yaratılış yönünden hem de ahlâk yönünden mevcûdât içerisinde seçkin kılmıştır. Bunu en güze^ şekilde ifade buyuran Aişe-i Sıddıka validemiz (r.anhâ)'dir: 'O (s.a.v) hem yaratılış bakımından hem de ahlâk bakımından insanların en güzeliydi.' Yine Aişe vâlidemize Efendimizin evsâfı sual olununca, muhataplarına O: 'Siz Kuran okumuyor musunuz?' buyurmuşlardı. Dolayısıyla O (s.a.v.)'nun bütün evsâfı ilâhîdir, rahmânîdir. İyilikte ve güzellikte, cömertlikte ve güzel ahlâkta insanlık içinde hiç kimse O na erişememiştir.

Saymakla bitmez ama O (s.a.v.)'nun üstünlüklerini birkaç maddede şöyle sıralayabiliriz:

1-Efendimiz (s.a.v.) âlemlere rahmeı olarak gönderilmiştir. Diğer peygamberler bir kavme gönderilirken O bütün insanlığa gönderilmiştir. Yani kendisine gelen vahiy ve yapmış olduğu tebliğ evrenseldir.

'Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik, Fakat kısanların çoğu bilmezler.' (Sebe, 34/28)

2-Efendimizin gelmiş ve geçmiş bütün günahları bağışlanmıştır.

' (...) Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın (...)' (Fetih, 48/2)

Allahu Teâlâ'nın âyet-i kerimec^ 'Habîbim hem kendin, hem de mü'min v-: mü'mineler için istiğfarda bulun' şekline-: vârid olan emri: Bil ki Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.' (Muhammed, 47/19)

Efendimiz aleyhisselat ü vesselamın ümmetine örneklik teşkil etmesinden dolayıdır. Hakikat ehli bu âyeti şöyle yorumlamışlardır: Her ân, bir makam ve mertebe geçen sallallahü aleyhi ve sellem Efendimiz, bir önceki makam ve mertebesinden dolayı istiğfar okumaktadır.

3-Allah (c.c.) ve melekleri O (s.a.v.)'na salât eder.

'Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iması edenler! Siz de ona salât edin, selam edin.' (Ahzab, 53/56)

4-Cenhâb-ı      Hakk'ın isimlerini, sıfatlarını, fiillerini insanlar içerisinde en iyi tanıyan ve bu isim, sıfat ve fiilleri insanlara en güzel şekilde tanıtan hiç şüphesiz Nebiy-yi Ekrem (s.a.v.)'dir. Bu hususta Kendileri şöyle buyuruyorlar:

'İçinizde Cenâb-ı Allah'ı en çok tanıyanınız Benim ve O'ndan en çok korkanınız da Benim.'

5-Cenab-ı Allah peygamberleri ve kitapları, Rahmân ve Rahîm sıfatlarının tecellîsi olarak göndermiştir. Peygamberlerden bir kısmı sadece rûhî ve manevî vazifelerle meşguldürler. Bunun yanı sıra onların bir kısmı dünyevî bir takım vazifelerle de görevlendirilmişlerdir. Meselâ, Hz. Yusuf

 

Sadece insana ve insanlığa vermiş olduğu değeri örneklendirmek bile, bizlere, Onun kadr ü kıymetini anlatmaya kâfidir. Efendimiz Hazretleri bir defasında Kabe-i Muazzama'yı tavaf eden iki kişiyi görür. Onlardan birisi, diğerini bileğine iple bağlamış ve o şekilde birlikte tavaf etmekteler. Mübarek elleriyle o ipi keserek buyurdular ki: Kardeşinin elinden tutarak tavaf et!' Efendimiz hazretleri, elinden iple bağlanmayı şahsiyeti rencide edici bir tavır olarak

gördüğünden dolayı o ipi kesmiştir.

Aileyi koruma ve kollamayı ümmetine teşvik etmiş; kişinin ailesinin ağzına koymuş olduğu lokmadan ecir ve mükafat alacağını söylemiş, yine kişinin hanımının elini tutup gözüne de şefkatle bakmasını günahlarına bir vesile olacağını müjdelemiş ve şöyle buyurmuştur: 'Sizin hayırlınız ehline hayırlı olandır.'

'Bir saat adaletle hükmetmek altmış senelik nafile ibadetten daha hayırlıdır.' Kim eli altında idare etmekte olduğu halkına nasihat ve irşatta bulunmuyorsa, şefkat ve merhametle onları kucaklamıyorsa, yevm i kıyamette azaba duçar olacaktır.' Sözleri ise idarî noktada getirmiş olduğu evrensel ölçüler ve ilkelere örnek olarak yeterlidir.

Sözün sonu; her hadisi câmiu'l-kelîm olan Efendimizin insanlık içinde bulunma gayesini ve vazifesini bizlere bildirdiği, şu hadîs-i şerifleriyle olsun: 'Benim benzerim şudur: Bir ateş yakılmış ve o ateşin başında duran bir adam var. Böcekler oraya üşüşüyorlar kendilerini o ateşe atmak istiyorlar. Adam da onları kanatlarından tutup tutup çekiyor. Ben sizler ateşe gitmeyesiniz, Allah'ın gazabına uğramayasınız diye eteklerinizden tutup çekiyorum, bellerinizden sarılıyorum. Fakat sizler elimden kurtulup gene ateşe atıyorsunuz kendinizi.

Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler