Kategoriler :
Alt Kategori :
1997 Ekim - Zikir
Tarih : 09.10.2011 11:38:55
Okunma : 1363
Yıl 5 - Sayı 49 - Ekim 1997

Zikir

Anma, hatırlama, yad etme anlamlarına gelen zikir, günü­müzde daha ziyade maddi de­ğerlerde yoğunlaşmakta.

Kadının, paranın pulun, arabanın, çek ve senedin, malın mülkün çokça konuşulduğu meclisler var şimdi. İnsanlar bi­le maddeye göre değer kazan­makta. Böyle olunca bir avuç insan mesud iken diğerleri he­saba katılmamakta. Ölçünün ilahi kaynak olduğu devreler samimiyet ve takva günümüzde değer yargısı olarak kabul edil­mektedir.

Mekke'nin ekabir takımı Resulullah (s.a.v)'ın yanı başın­da O'nun nurundan istifade eden fakir Bilal'i, Ammar'ı, Sel- man ve Suheybi (Radiyallahü anhünı) görür, yaklaşmazlardı. Çünkü fakirdi onlar. Kavim ve kabileleri de yoktu. Ama imanları çoktu. Hurma dalında İbn-i Mesud (r.a.)'un bacaklarının ince­liğini görüp gülen sahabeye Peygamberimiz (s.a.v) -Niçin gülersiniz? Ol zât ki kıyamet gü­nünde mizanı sevaplarıyla Uhud dağından daha ağır gelecek.' buyururlar. İnandığını yaşamaya çalışanlara zulmeden münkirler bunlardan farklı mı? Doğudaki esir olsa batıdaki, batıdaki esir olsa doğudakinin onu hatırlamak mecburiyetin­de olduğu devirler, zulmün yerine adaletin tesis edildiği devirlerdir. Asr-ı Saadet'ten ibret dolu bir kaç sahne:

Hz. Ömer (r.a) geceleri dolaşır teb'asımn ahvâlini tetkik ederdi. Hz. Ömer (r.a) Medi­ne'ye avdetinde çölde, tek bir çadırda bir kadın görüp ve kadına sormuştu:

-ÖMER hakkında ne düşünüyorsun?

-ALLAH, ÖMER (r.a)'in belasını versin. Bü­tün riyaseti müddetinde beş para almadım.

-Hz. ÖMER (r.a):

-Sen böyle uzak yerde ayrı yaşarken, ÖMER seni nereden bulsun?

Kadın:

-Beni bulamıyacaksa niçin devletin başına geldi?

Bu söz Hz. ÖMER (r.a)'i o kadar müteessir etti ki, gözleri ya­şardı.

Bir gün Hz. ÖMER (r.a), Me­dine'den üç mil mesafede bir ka­dına tesadüf etmişti. Üç çocuğu ağlıyordu ve tencere de ocakta idi. Hz. ÖMER (r.a) çocukların ni­çin ağladıklarını sordu, kadın da iki günden beri çocukların aç ol­duğunu ve çocukları aldatmak üzere tencerede su kaynatmakta olduğunu söyledi.

Hz. ÖMER (r.a) derhal Medi­ne'ye dönerek, un, yağ, hurma alarak arkasına yüklenmişti. Köle­si EŞLEM (r.a) yükü götürmek is­temiş, Hz. ÖMER (r.a) de red ile demişti ki:

-Kıyamet günü benim yüküme iştirak ede­cek değilsin!..

Hz. ÖMER (r.a) kadının ateşini kendi yak­mış, çocuklar yemek yedikten sonra oynamaya başlamış, kadın da demişti ki:

-CENAB-I HAKK sana mükâfâtını ihsân et­sin. ÖMER (r.a)'in işgal ettiği makama o değil sen layıksın!...

Hatta birgün Hz.ÖMER (r.a) ağlarken sebe­bi soruldu:

-Nasıl ağlamayayım ki, Fırat kenarında bir zayi olsa korkarım ki, ÖMER'den sorulur!... Ta­rihimiz buna benzer bitmez misallerle doludur. Komşusundan tutun, neslinden bir mümin gelir diye küfrün bile kahrını istemeyen Peygam- ber'imiz (s.a.v)'in edebinde olanların zikri, değil mümin, kafire bile kucak açmak, hidayetini is­temektir. El, dil ve kalble isyanı önlemek fitne bulmaymcaya kadar çalışıp insanlığın sulhunü temin etmektir. Zikir, ahlâki bütün güzelikleri üzerimizde bulundurup, mü'minlerden olduğu­muzu ilan ederek, batıldan alakayı (ilgiyi) kes­mektir. Nefsimizin rahatını unutup insanlığın sa­adetine koşmaktır zikir.

Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler