Kategoriler :
Alt Kategori :
2019 Şubat - Yardımlaşma
Tarih : 05.02.2019 10:29:02
Okunma : 17

Yıl 26 - Sayı 304 - Şubat 2019

Yardımlaşma

Gözün biri kaybolsa diğeri, kulağın biri hasta olsa bir diğeri yardımcı olur. Elde ayakta vs. organlarda hep böyle. Vücutta bile yardımlaşma var.

Tohumu toprak, yağmuru yer bağrına basar. Güneş ışık ve ısısıyla kucaklar kâinâtı. Varlıklar âleminde bir sevgi ve muhabbet var. Enfüste tesânüd olduğu gibi, âfakta da var. Atın yavrusunu, tavuğun civcivini koruması, yüz rahmetten biri değil mi?

Maddî yardımlaşmanın yanında rûhî muavenet, akıl ve izana sığmaz. Kardeşin birbirine şefâatinden tutun, yardımına koşulan hayvânâtın imdâda yetişmesine kadar. Rabbimize tâatte bir haseneye on, yedi yüz, kat be kat ve sonsuz verilen mükâfat. Mevlâ-yı Müteâl’e dönüş nisbetinde, bir karışa bir zira, bir zira yönelişe bir kulaç, yürüyerek atılan adıma koşarak gelen rahmet. Sünnet-i Muhammediyye’sine riâyetle ümmetini kendisine komşu eder Cenâb-ı Ahmed (sav).

Râbıta ve murâkabeyle açılan kalbe inen ikram, feyz, vâridât, tecellî, nur ve ilhâmât Kitâb-ı Kerîm’de haber verilir: “Nefse ve onu düzgün bir biçimde şekillendirip ona kötülük duygusunu ve takvâsını (kötülükten sakınma yeteneğini) ilhâm edene andolsun ki, nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir.” (Şems, 7-9.) On sekiz bin âlem, insanoğlunun gönlünde dürülür. Hadîs-i Kudsî’de Yüce Allah: “Beni ne yer aldı, ne semâ; beni bir mü’min kulumun kalbi aldı.” buyurur.

İbretle nazar eden hiç ikrâm etmez mi hemcinsine? Kur’ân-ı Kerîm’de Allâhu Teâlâ: “…Anaya, babaya, akrabâya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere ihsân ile muâmele edin, iyi davranın…” (Nisâ, 36.) Peygamber Efendimiz (sav) “Cebrâîl bana, dâimâ komşu hakkını tavsiye ederdi. Öyle ki ben, komşuları birbirine mîrasçı kılacak zannetmiştim!” (Buhârî, Edeb.) “Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonra da komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde ikrâm et!” (Müslim, Birr). “Zamâna andolsun ki, insan hiç şüphesiz hüsran içindedir. Ancak, inanıp yararlı iş işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.” (Asr, 1-3)

Asr sûresini okumadan birbirinden ayrılmayan sahabe, maddî ve mânevî yardımlaşmaya ne güzel misâldir. Kesenin yanında, gönül kâsesini nurla doldurmaya örnek âyet-i celile: “İyilik ve takvâ husûsunda yardımlaşın, günah ve haksızlık yolunda yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allâh’ın cezâsı çetindir.” (Mâide, 2.) Ancak bu yardımlaşma hukuk ve ahlâk kurallarına aykırı olmamalıdır. Dînimiz haksızlığa yardımı zulüm sayar ve engellenmesini emreder. Peygamberimiz (sav) “Zâlim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et!” buyurunca, “Ey Allâh’ın Resûlü! Kardeşim mazlum ise yardım ederim, zâlim ise nasıl yardım edeyim?” diye sorulmuş, Resûlullah da “Onu zulmetmekten engellersin, senin ona yardımın budur” cevâbını vermiştir.

Dünyâdaki 65 milyon mültecînin büyük çoğunluğu müslümandır. Avrupa’da müslüman kimliğini ön plana çıkartan kıyâfetler uçaktan indirilme gerekçesi yapılıyor. Yahudi zihniyeti müslümanları fişliyor. Yemen’de Libya’da iç savaş çıkartılıyor. Kan ağlayan da, global düşman kabûl edilen de Müslümanlar. Efendimiz’in (sav) sözlerine kulak vererek yardımlaşalım birbirimizle: “Bir mü’min diğer bir mü’min için birbirine kenetlenen tuğlalar gibidir. Birbirinden kuvvet alır.” (Münâvî) Berâber olup yaralamayalım kendimizi. “Bir kimseye şer olarak bir müslüman kardeşine hakâret etmesi kâfîdir.” (Müslim) “Kendi kendinizi ayıplamayınız.” (Hucurât, 11.) Allâh-u Teâlâ mü’minleri bir tek can gibi haber vermektedir, bu âyette “Bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman birbirine yardım ederler.” buyurulur. (Şûrâ, 39.)

Ehl-i küfür yardımdan mahrumdur. Müslümanlar bir ve berâber oldukça, birbirleriyle yardımlaştıkça avn ü ihsâna mazhardırlar. “İnkâr edenlere gelince onların sonu felâkettir, amellerini de Allah boşa çıkarmıştır. Bu onların, Allâh’ın indirdiğinden nefret etmeleri sebebiyledir. Allah da onların yaptıklarını sonuçsuz kılmıştır. Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmediler mi? Allah onların köklerini kazıdı, bu kâfirleri de benzer sonuçlar beklemektedir. Bu, îmân edenlerin yâr ve yardımcılarının Allah olmasının, kâfirlerin ise böyle bir yardımcılarının bulunmamasının sonucudur. Şüphe yok ki Allah, îmân edip din ve dünyâya yararlı işler yapanları, altından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. İnkâr edenlere gelince onlar da nimetlerden yararlanır, tıpkı hayvanlar gibi yiyip içerler; ebedî kalacakları yer ise cehennemdir.” (Muhammed, 8-12.)
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler