Kategoriler :
Alt Kategori :
2018 Aralık - Ortak Özellik
Tarih : 21.12.2018 19:27:25
Okunma : 12

Yıl 26 - Sayı 301 - Aralık 2018

Ortak Özellik

Ana tema, beşer olmak. Hepimiz Âdem’den (as), Âdem (as) da topraktandır. Ortak özelliğimiz, “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabîlelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdâr olandır.” (Hucurât, 13.)

Aynı baba ve anadan geldiğimiz gibi, aynı toprakta yaşıyor ve aynı havayı teneffüs ediyoruz. Sayılan bu özellikler elbette bir hukuk içerir. Kur’ân-ı Kerîm’de Allâhu Teâlâ “…Anaya, babaya, akrabâya, yetimlere, yoksullara,yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere ihsân ile muâmele edin, iyi davranın…” (en-Nisâ, 36.) buyurmaktadır. Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: “Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonrada komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde ikrâmet!” (Müslim,Birr, 143) “Komşusu açken tok yatan kimse bizden değildir.” (Hâkim, II, 15; Heysemî, VIII, 167)

İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe (ra) Hazretleri’nin komşularından sarhoş bir genç vardı. Bir gece gencin attığı nâralar kesilince, İmâm-ı Âzam sabahleyin gidip gencin başına bir hal gelip gelmediğini araştırdı.İçki yüzünden hapse atıldığını öğrendi. Ebû Hanîfe Hazretleri bu duruma üzüldü. Hapishâneye giderek onu serbest bırakmalarını ricâ etti. Memurlar kefâlet ile serbest bırakabileceklerini söyleyince İmâm-ı Âzam Hazretleri kefîl oldu ve sarhoş komşusunu hapisten kurtardı.

Durumu öğrenen genç, derhâl İmâm’ın yanına gelip gözyaşları döktü. Artık içkiye tevbe ettiğini söyledi. Bundan sonra ona lâyık bir komşu olacağına söz verdi. İmâm-ı Âzam, gence baktı ve hüzünle:

“Delikanlı; seni gerçekten biz ziyân ettik! Sana ulaşma gayretini gösteremedik. Asıl sen hakkını helâl et!” dedi.

Efendimiz (sav) komşu kabîlelere insan olmaları hasebiyle hidâyete nâil olmaları için mektuplar göndermiştir. Necâşi’yi, Mukavkıs’ı Heraklius’u, Gassan hükümdarlarını İslâm’a dâvet etmiştir. Etraf beldelere tebliğciler göndermiştir. Mübârek diş-i saadetlerini şehîd edenlere hidâyet dilemiş, ayakkabısını kanla dolduran, cism-i pâkilerini yaralayanlara şöyle duâetmiştir: “Yâ Rabbi benim kavmime hidâyet ver çünkü onlar bilemiyorlar.”

İslâm’ın emir ve tavsiyeleri beş şeyi korumak içindir. Bunlar din, akıl, nâmus, mal ve candır. Tüm insanlığa huzur getiren esaslardır bunlar.

Yaşamak bizlere yüklenen bir borçtur. Dînimiz insan hayâtını her türlü tecâvüzden korumuştur. İntihar yasaklanmış, bulaşıcı hastalıklardan korunmak gerekli kılınmıştır.

İslâm; canı korumak için kasten adam öldürene kısas, diyet, cehennem ve azâbı; hatâen öldürene kısas ve diyet cezâsı getirmiştir. “Kim bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini(hayâtını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır.” (Mâide, 5/32.)

“Allah size ancak ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa, başkasının hakkına saldırmadan ve haddi aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah çokça bağışlayan çokça esirgeyendir.” (Bakara,2/173, Mâide, 5/3, En’âm, 6/145)

Dînin Muhâfazası

Din bir hayat nizâmıdır. İslâm yaşanmak içindir. Kuraldır din. Bir trafikte bile kural vardır. Allah Teâlâ’nın koyduğu esaslar geçerli olmasa, insanlar birbirini yer. Gayr-i müslimin bile hakkını korur yüce din. Eli kesilen mîmarla cihan pâdişâhını hâkimin karşısında eşit tutar. Renginden dolayı yakıp, beyazları imtiyazlı kılmaz. Üstünlüğü takvâda, Hakk Teâlâ’dan korkmakta arar. “Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dîninizve Peygamberiniz de birdir. Arab’ın Acem’e [Arap olmayana], Acem’in Arab’a üstünlüğü olmadığı gibi,kırmızının karaya, karanın kırmızıya üstünlüğü yoktur. Hiçbir milletin diğerine üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvâ iledir.”buyurur Efendimiz (sav).

Malın Muhâfazası

İslâm Dîni çalma, rüşvet, gasp, kumar, karaborsa, fâiz gibi gayr-i meşrû kazançları haram kılmıştır.

“Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir cezâ ve Allah’tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sâhibidir.” (Mâide, 5/38) Sevgili Peygamberimiz(sav) “Kim bir karış toprağı gasp ederse, Allah kıyâmet gününde onu yedi kat yerden kafasına geçirir.” (Buhârî, Bed’ül-Halk, 2)

Aklın Muhâfazası

İnsanı diğer varlıklardan ayıran vasıf akıldır.Akla zâyiât verecek zararlar def edilmiştir dînimizde. “Ey îmân edenler! İçki, kumar, (tapınmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytânın amelinden birer murdardır. Onun için bunlardan kaçının ki murâdınıza eresiniz.” (Mâide, 5/90.)

Neslin Muhâfazası

Bir milletin temînâtıdır nesil. Bilgi ve fikiren büyük güçtür. Güç ve kuvvete mânî olan cehâlet, âtıllık, uyuşturucu ve zararlı yayınları yasaklar yüce dînimiz.

Neslin muhâfazası için en önemli olan, âile yuvasıdır. Hz. Ömer (ra):“Yâ Rasûlallâh! Nefislerimizi koruruz fakat âilemizi nasıl koruyabiliriz?” demişti. Allah Rasûlü (sav) Efendimiz şöyle buyurdu: “Allâh’ın sizi nehyettiği şeylerden onları nehyeder ve Allâh’ın size emrettiği şeyleri onlara emrederseniz;bu şekilde onları korumuş olursunuz.”

Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler