Kategoriler :
Alt Kategori :
2018 Nisan - Huzur
Tarih : 11.04.2018 12:19:46
Okunma : 13

Yıl 25 - Sayı 294 - Nisan 2018

Huzur

Efendimiz (sav) “Mü’minin işine taaccüb ederim. Başına bir musibet gelse sabreder, bu onun için mükâfat olur. Nimete kavuşunca şükreder, bu da onun için mükâfât olur. Her iki halde de kârlıdır. ” buyurur. Az bir sıkıntıdan dolayı intihar vakaları, dînin esaslarını bilenlerde olmaz. Bunun için yakıp yıkma, intihar gibi hâdiseler daha çok inkârcılarda olur.

Mü’minin üç alâmeti vardır:

1. İllet, hastalık.

2. Kıllet, rızkında, maişetinde, geçiminde darlık.

3. Zillet, halk nazarında itibâr edilmemesi.

“Allah Teâlâ var, gam yok” der inananlar. Öyle bir zevke ermişler ki ârifler, “derd ü belâ saltanatın, iki cihâna vermezem” demişlerdir. Ne zaman nimete mazhar olsalar, Ashâb-ı Güzin’in dediği gibi, “âhirette verilecek mükâfât, dünyâda mı veriliyor?” derler.

Râbiatül Adeviye (r.aleyha), akşam iftarında kapıya gelen fakirler sebebiyle, üç gün üst üste oruç tutar. Açlığın tesiriyle su testisi de devrilir. Lambayı da elleri titrediği için yakamaz. Gönlündeki mahzuniyetle Rabbimize şöyle ilticâ eder: “Ya Rabb! Hep sevdiklerine böyle mi yaparsın?” der? Hakk Teâlâ’dan gelen nidâ, “evet Yâ Râbia” olur.

Cana cefâ kıl ya vefa

Kahrın da hoş, lütfün da hoş,

Ya derd gönder ya deva,

Kahrın da hoş, lütfün da hoş.


Hoştur bana senden gelen:

Ya hilat-ü yâhut kefen,

Ya tâze gül, yâhut diken..

Kahrın da hoş lütfün da hoş.


Gelse celâlinden cefâ

Yâhut cemâlinden vefâ,

İkisi de cana safâ:

Kahrın da hoş, lütfün da hoş.


Ger bağ-u ger bostan ola.

Ger bendü ger zindan ola,

Ger vasl-ü ger hicran ola,

Kahrın da hoş, lütfün da hoş.


Eypâdişâh-ı Lemyezel!

Zât-ı ebed, hayy-ı ezel!

Ey lutfu bol, kahrı güzel!

Kahrın da hoş, lütfün da hoş.


Ağlatırsın zâri zâri,

Verirsen cennet-ü hûri,

Lâyık görür isen nâri,

Kahrın da hoş, lütfün da hoş.


Gerek ağlat, gerek güldür,

Gerek yaşat gerek öldür,

Âşık Yûnus sana kuldur,

Kahrın da hoş, lütfün da hoş.



1934 yılında Sâmî Ramazanoğlu (ks) YahyalI'yı teşrîfinde, şu âyet-i celîleyi okur: “Her kim de benim zikrimden (Kur’ân’dan) yüz çevirirse, (bilsin ki) ona dar bir geçim vardır ve onu kıyâmet günü kör olarak haşrederiz. (O zaman Kur’ân’dan yüz çeviren kimse) “Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin, oysa ben gören bir kimseydim” der. Allah: “Böyledir, sana âyetlerimiz gelmişti de onları sen unutmuştun, bugün de öylece unutulursun” der.” (Tâhâ 124-126.) Dikkat edilirse, istatistiklere bakılırsa, en çok stres, ibâdet ve tâatten mahrum kimselerde görülür.

Gönül huzûrunu Mevlâmız (cc) “Onlar, îmân etmiş ve kalbleri Allah zikriyle yatışmış olanlardır. Evet, iyi bilin ki, kalbler Allâh’ın zikri ile yatışır.” (Ra’d, 28.)

HİKMET EHLİNİN GÖZÜNDE HUZÛRUN TEMİNİNİNE ÂİD SÖZLERLE İZAH EDELİM KONUYU. EHLÜLLAH, ÂYET VE HADİSLERDEN MÜLHEM, İLHÂM OLUNAN KELÂMLARLA KONUŞURLAR.
HADÎS-İ ŞERÎF’İN MEÂLİYLE AÇIKLAR SAÂDETİ BİR ZÂT:
“İNSANIN SAÂDETİ: DİLİNİ VE NÂMUSUNU MUHÂFAZASI NİSBETİNDEDİR.'


Furkan Sûresi’ndeki 63. âyet-i kerîmeyle açıklık getirir biri de konuya: “İki cihanda huzur istersen, münâkaşa ve tartışmayı terket.”
Âl-i İmran Sûresi’nin 103. âyetinde belirtilen, “Topluca Allâh’ın ipine sarılın, ayrılmayın. Ve Allâh’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani, siz; düşman idiniz de O, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da, O’nun nimeti sâyesinde kardeş oldunuz. Siz; bir ateş uçurumunun tam kenarında iken, sizi oradan doğru yola eresiniz diye kurtardı. Allah âyetlerini size işte böylece açıklar.” âyetindeki sırra işâret eder bir velî de.

“GİRMEK İSTERSEN ŞÂYET SAÂDET BAHÇESİNE, GAFLETTEN UYAN ARTIK SARIL ALLAH İPİNE.' GERÇEK HUZÛRUN BURADA DEĞİL ÂHİRETTE OLDUĞUNU BEYÂN EDER BİR KISMI. 'HUZÛRU KUŞ TÜYÜ YASTIKLARDA ARAYANLAR. ANCAK VÜCUTLARINI DİNLENDİRİRLER.” 'SAÂDETİN KAYNAĞI DIŞIMIZDA DEĞİL. İÇİMİZDEDİR.'

Hacı Bektaş Velî (ks)

Kerâmet baştadır taçta değildir.

Harâret nardadır sacda değildir.

Her ne arar isen kendinde ara

Kudüs’te Mekke'de hacda değildir.


Sâkin ol kimsenin, gönlünü yıkma,

Gerçek erenlerin, sözünden çıkma

Eğer insan isen, ölmezsin korkma,

Âşığı kurt yemez, boşta değildir.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler