Kategoriler :
Alt Kategori :
Nefy-ü İsbat
Tarih : 14.09.2011 18:31:20
Okunma : 6045
Sadırda bulunan beş letaif (kalp, ruh, sır, hafî, ahfa), nefis, zikr-i küll ve zikr-i sultani dersleriyle, 'Allah’ın zikri ile huzur bulan gönül.' (Ra’d: 28) şeytan ve nefsin elinden kurtularak nefy ü isbat, 'Kelime-i Tevhid' 'Lâilâhe illallah' zikrine geçer.

Hızır (a.s.)’ın, Abdü’l-Hâlik Gucdüvânî (k.s.)’ye (ö. 575/1179 veya 595/1199) talim ettirdiği, zikrin efdali olarak belirtilen Kelime-i Tevhidi, bir Alman doktor, hastasını ameliyatında, hastanın nefes borularında gördüğü gibi Afrika ormanlarında da ağaçların, 'Tevhid' kelimesini yazdığı bizzat müşahede edilmiştir. 'Biz onlara hem ufuklarda ve hem kendi nefislerinde delillerimizi (Kur’an’ın hakikatini, Peygamberlerin nübüvvetinin doğruluğunu, İslâm’ın yüceliğini) göstereceğiz ki, Kur’an’ın hak olduğu kendilerine açıkça belli olsun.' (Fussilet: 53) Kelime-i Tevhid, nefy ü isbat; nefes göbek altına alınarak yapılır. 'Lâ' kelimesi, kalpten başlayarak uçları iki omuzdan arş-ı azama kadar yükselir.

'Kelime-i Tevhid'in 'elif'i, nefsin bulunduğu alın kısmından, çeneye kadar iner.

'İlâhe' kelimesi sağ omuza, 'Hafi' letaifinin bulunduğu yere nakşedilir, nurdan yazılır. 'Kelime-i Tevhid'in, 'Lâ ilâhe,' nefy, (Allah’tan başka hiçbir şey yoktur) bölümü böylece tamamlanır.

'İllallah' kelimesi de, sağ omuzdan kalbe verilir. Hâle göre üç, beş, yedi, on bir, on beş, on yedi ve yirmi bir kere nefes almadan, 'Lâ ilâhe illallah' zikri yapılır. Tevhidden sonra nefessiz bir defa, kalpten ruha kadar 'Muhammedürrasûlullah' denir.

İki nefes arası gaflete düşmemek için, 'İlâhî! Ente maksûdî ve rızâke matlûbî.', “Allah’ım! Arzum ve isteğim Senin rızandır.' denir. Bu zikir hakkıyla yapılınca iman, kemâl bulur, olgunlaşır. Bu derste, Allah’tan gayriye meyletmemek, sevilen her şeyi O’nun rızası için sevmek, en çok riayet edilmesi gereken bir husustur.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler