Kategoriler :
Alt Kategori :
Ölüm Tefekkürü
Tarih : 14.09.2011 18:22:07
Okunma : 2159
'Her nefis, (her nasıl olsa ve her nerede bulunsa) ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak sizi hayırla da şerle de deneriz. Sonra da hep bize döndürüleceksiniz. (Yeniden diriltilip Hakk’ın huzuruna varıp, mükafat ve cezanızı göreceksiniz.)” (Enbiyâ: 35), ayet-i celilesiyle bizi irşad edecek iki esasa tam manasıyla riayet ederiz.

1- Nâtık (konuşan), Kurân-ı Kerim. 'Şüphesiz bu Kur’an, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir.' (İsra: 9)

2- Sâkit (konuşmayan) ölüm. 'İnsanlara öğüt için ölüm tefekkürü yeterlidir.' (Câmiussağir) 'Ölümü ve öldükten sonra kemiklerin ve cesedin çürümesini hatırlayın. Ahiret hayatını isteyen dünya hayatının süsünü terk eder.' (Tirmizi, Kıyame, 24; Ahmed b. Hanbel, 1, 387)

-Efendim, gönlüm yumuşamıyor, diyen birine üstazı:

- Evladım, kabirleri ziyaret et, der.

- Yine katı kalbim, deyince:

- Ölenleri, kabre konanları kendin gibi kabul et der.       

- O kimse gönlü yumuşayıp, gözyaşlarını tutamaz.

Cennetü’l-Bâki’de medfun bulunan kardeşini ziyaret eden kimseye kardeşi mânâ âleminde şöyle der: 'Buraya kolay kolay girilmiyor, günahlarımıza çokça tevbe edelim, Mevlamıza dönelim.'

Hesabın şiddetinden her zaman korkarız. Bir ârif, Muhammed b. Vâsî (ö. 127/745) ve Abdullah b. Mübarek (ö. 181/797)’ten hangisi evvel cennete girecek diye seyreder. Abdullah b. Mübarek cennete evvel girer ve sebebini şöyle açıklar: 'Benim bir gömleğim vardı, onun iki. O, iki gömleğin hesabından dolayı arkadan geldi.'

Son ânında Sami Ramazanoğlu Üstadımız (k.s.) üç-beş defa 'Allah' der. Yanındakileri de, 'Rabbim! Seni anıyorum.' diye şahit tutar. Bu zât Kutbu’l-Aktab ve Gavsü’s-Sakaleyn olduğu halde son andan böyle korkar. 'Korkusuzluk felakettir.' sözüyle de bizleri irşad eder. Dört bin Nebiyi tetkik eden Lokman (a.s), 'Allah’ı ve ölümü unutmayınız.' nasihatinde bulunur bizlere.

Kalp arsası evrad ve ölüm tefekkürü ile hüzünlenir, gözden yaşlar akıp yüzler ıslanırsa, arştan inen füyuzat-ı İlâhî, mürşid-i kamile yapılan râbıta-i şerîf vasıtasıyla gönülleri nura gark eder.

Lafza-i Celal kabiliyete göre dıştan ve içten tarif edilir. İsyandan kaçılarak, kalbe atılan mânevî tohumlar gelişip meyve vermeye başlar. Evvela kalp yanar, batar, sonra kuvvetli bir şekilde çarpmaya başlayınca, mükafatını bizzat Rabbimizin verdiği kalp zikri ehlince tarif edilir. Bütün letaifler bu tarzda ehil kimseler, icazetli kişiler tarafından öğretilir. Vücut, hayvaniyetten, zulmetten kurtularak nûra boyanır ve mükerrem insan olunur.

'Allah, o kitapla rızasına uygun hareket edenleri selamet yollarına iletir. Onları izniyle karanlıklardan nura (cehâlet, küfür ve şaşkınlık karanlıklarından hakiki tevhid nuruna) çıkarır.' (Maide: 16)
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler