Kategoriler :
Alt Kategori :
Salik'in Vasıfları ve Ahlaki Yapısı
Tarih : 14.09.2011 18:01:01
Okunma : 1404
Allah’ın emirlerini gözetip, nehyinden kaçan, 'Peygamber size ne emir verirse onu tutun, yasakladığından da sakının.' (Haşr: 7) ayet-i celilesine riayetle nefsini arıtıp, ruhunu durultan salik, şu hususlara azami dikkat gösterir:

1-Devâm-ı Vuzû

Nefis, cin ve insan şeytanlarının şerrinden emin olmak için devamlı abdestli bulunur. Yatsı namazını eda ettikten sonra, yatmadan önce abdest alıp iki rekat namaz kılar; dualarla, zikirlerle, gününü nasıl geçirdiğinin hesabını inceden inceye yaparak, mânevî sır perdesinin açıldığı ânı gözeterek yatağına girer salik.

2-Devâm-ı Halvet

İnsanlardan ayrı yaşamanın gayesini celvet, halkın irşad ve ıslahı için görür salik. Akünün dolmasından maksat, kendisinden arzu edileni yerine getirmek olduğu gibi, derviş de gece ve gündüzleri rabıta ve murakabesiyle, arştan inen feyiz ve tecellilerle dolarak, alemi tenvir eder.

Nefsi ıslah için insanlardan ayrılıp, daracık bir mekanda azıcık yiyecekle yetinip vakit geçirmenin anlamı olan halvet; ashab-ı kiramın talip olduğu çileyi örnek alarak, 'Zâhirde halkla, batında Mevla ile' olmaktır. Dışarıya kapalı, Allah’a açık olan o mekanda, vücûdu da kabir yaparak, 'ölmeden evvel ölme' sırrına erişmektir. 'İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır.' hadis-i şerifinin muhatabı olmaktır merğub olan, övülen halvet.

3-Savm (Oruç)

Oruçtan gaye, sadece yemekten-içmekten, cinsi münasebetten uzaklaşmak değil, bütün azayı, ne için yaratılmışsa onun için kullanmaktır; oruç sayesinde takvaya ulaşmaktır. Yemekten-içmekten münezzeh Mevla’nın ahlakıyla ahlaklanmaktır. Arifler; yalan, dedikodu, iftira v.s. gibi çirkin bütün hasletlerin zuhurunda keffaret tutarlar, Allah (c.c.)’tan gayri düşüncelerde ise oruçlarını kaza ederler.

4-Sükût

Peygamberimiz (s.a.v.)’in, 'İki hususta teminat verenin cennete girmesine kefilim.' diye buyurdukları, dil ve namus, hataların en çok zuhur ettiği yerlerdir. 'Her ne söz söylerse, mutlaka yanında hazır bir gözcü vardır.' (Kaf: 18) 'Ey iman edenler, Allah’tan korkun ve sağlam söz söyleyin.' (Ahzab: 70) ayetlerine riayet eden kamil insanlar, kâlden ziyade hâl diliyle konuşurlar.

Elvan lakabıyla anılan rahmetli Ali Yıldız, Üstazımıza, Sivaslı İsmail Hakkı Toprak (rh.a.) (ö. 1973)’ın evlatlarından birini getirir. Lisanen konuşmadan gönüller konuşmaya başlar ve uzunca, derin bir sükuttan sonra veda edilir.

Şah-ı Nakşbend (k.s.): 'Sükûtumuzdan istifade edemeyen, sözümüzden faydalanamaz.' buyurur. Hâl diliyle konuşabilmek, kalplerden faydalanabilmek için, gönül frekanslarının tutması gerekir. Büyüklerin sükûtu tercih etmeleri, hâl diliyle konuşmaları sebebiyledir.

5-Zikir*

İnsan, üç hâlin dışında değildir. Ya ayaktadır, ya oturur, ya da yanı yerdedir. 'Onlar ki, gerek ayakta, gerek otururken ve gerekse yanları üzerinde yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında inceden inceye tefekkür ederler, düşünürler.' (Âl-i İmran: 191), 'Onlar, ne bir ticaretin ne de bir alış-verişin kendilerini Allah’ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymadığı erlerdir.' (Nur: 37) ayetleriyle mü’minin her an zikrullahda olduğu belirtilir. 'Nice erler ki, ne ticaret, ne de alışveriş, kendilerini, Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar.' Nefislerinde, aile ve komşu ilişkilerinde, ticaretlerinde ve bütün davranışlarında emr-i İlâhiye kulak verirler.

Unutkan olmamızdan dolayı bize insan denmiştir. En çok gaflete düştüğümüz iki husus ise:

1-Ezelde verdiğimiz söz.

2-Hiçbir zaman unutmamamız gereken Hâlikımızdır.

Unutmanın zıddı hatırlamaktır. Hatırlamanın Arapça karşılığı ise zikirdir. 'Rabbiniz değil miyim? diye şahit gösterdiği zaman, 'Evet Rabbimizsin, şahidiz.' dediler (A’raf: 172) Ve, 'Unuttuğun vakit Allah’ı an.' (Kehf: 24)

________________________
*Sâlik’in vasıfları arasında zikredilen bu mevzuu ayrı bir başlık hâlinde bu konuyu mütakiben geniş olarak işlenmektedir.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler