Sanal Kütüphane > Tasavvuf > Seyr ü Süluk - Ali Ramazan Dinç Hazretleri > Mürşid-i Kamil'in Vasıfları - Edep ve Erkanla Zikrullaha Teşvik Eder
Kategoriler :
Alt Kategori :
Mürşid-i Kamil'in Vasıfları - Edep ve Erkanla Zikrullaha Teşvik Eder
Tarih : 14.09.2011 17:24:52
Okunma : 1444
Yolda bir kağıt üzerinde yazılı ism-i Celâl’i temizleyip, güzel kokularla pâk eden Bişr-i Hafi’yi, arkadaşları içerisinde ikrama layık kılan Rabbimiz, kullarından, ism-i İlâhî’sine saygı duyulmasını ister. Ne latif bir elma bu, diyen âriflerin sultanı Bayezid Bistami, Hakk (c.c.) tarafından: 'İsmimi bir elmaya mı verdin?' diye ikaz olunur. 'Allah' diye, kucağına atılan yavrusunu almak isteyen babaya; “Bu çocuk bize Hâlikımızın ismini hatırlattı.' diye mani olan Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.), Mevla’ya duyduğu derin saygıyı ifade eder. İsmi ismiyle beraber yazılan Peygamberimiz (s.a.v.)’in, mübarek ismi âlîlerinin, belki saygıda kusur ederiz düşüncesiyle, ashab-ı kiramın yavrularına verilmemesi, ism-i Peygamber anılınca renklerinin değişmesi, ne eşsiz bir sevgidir kudsî değerlere. Gazneli Mahmud’un, çocuğa 'vezirin oğlu' diye seslenip, ismini söylememesi, veziri hayrete düşürünce, padişah: 'Vezir! Ben bu âna kadar, 'Muhammed (s.a.v.)' ismini abdestsiz ağzıma almadım.' der. Bayezid (k.s.)’in, zikrullaha başlamadan ağzını gül suyu ile yıkaması, sigaralı ağızları düşünceye sevketmeli. Bunu Hacı Hacı Efendimiz (k.s.):

Dühan, melaik dağıtır
Zikrin tesirin soğutur
Letaiflerin ağıdır
İçmeyene ezadır bu

mısralarıyla ifade eder.

Kimi zikrettiğimizi, O’nun isimlerini, efal ve sıfatlarını düşünerek, tazimle, huzur ve erkanla bir defa 'Allah' demek, binlerce defa 'Allah' demekten üstündür.

Aşk ile bir kez Allah dese lisan,
Dökülür cümle günah misl-i hazan

Bir defa can u gönülden Allah derse kişi, güz gününde yaprakların döküldüğü gibi bütün günahlarından temizlenir, der mevlit yazarımız Süleyman Çelebi. Dağ başında yalnız kalan birine: 'Ne yer, ne içersin?' denilince, 'Hû' der. Bu ıssız yerlerde ne ararsın? sorusuna da, 'Hû' der. Ne sorulsa, 'Hû' diye cevap verince: 'Hû demekten gayen Allah demek mi?' denildiğinde, İsm-i Celâl’i işitir işitmez, bir sayha atıp ruhunu teslim eder sahibine.

Zikir, yalnız, dilin lafza-i Celâl’i tekrarı değildir. Yapılan zikirle; ferdî, ailevî, ictimaî görevler, Allah ve Rasûlü (s.a.v.)’nün isteği doğrultusunda yerine getirilir. Ana ve baba, kim olursa olsun her ferdin, evladını Kur’an tilaveti, ehl-i beyt ve Rasûlüllah sevgisiyle yetiştirmesi, tacirin ticaretini, doktorun tabipliğini, muallimin talimini, çiftçinin mahsulünü, her meslek sahibinin vazifesini en güzel bir şekilde icra etmesidir zikir. 'İşini sağlam ve düzgün yapanı Allah sever.' buyurur Efendimiz (s.a.v.). Talim olunan zikirler, bizi her türlü kötülükten men etmiyorsa, Habîbullah’ın ifadesiyle o zikir ancak, bizi Allah’tan uzaklaştırır. Ayakta iken, otururken, yanımız yatakta iken, Kendisini her hâlimizde zikretmemizi emir buyurur Mevlâ (Al-i İmran: 191). Yaşantımızın her ânını ibadetle ihya edip, gaflete düşmemeye çalışalım. 'Her hangi bir topluluk eğer oturdukları meclisten Allah’ı zikretmeden kalkarlarsa, merkep leşi bulunan bir meclisten kalkmış gibi olurlar. Kazançları da pişmanlık olur.' (Ebu Hureyre’den Ebu Davud)

Adamın biri, 'Hayır kapıları çoktur, hepsini yerine getirmem güçtür, bana bir şey söyle de onu yapayım.' deyince, Efendimiz (s.a.v.): 'Dilin daima Allah’ın zikri ile yaş kalsın!' buyurur (Abdullah b. Büsr’dan, Tirmizi). Kimi andığımızı tefekkür edersek, zikrullahta huzur meydana gelir.
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler