Sanal Kütüphane > Tasavvuf > Seyr ü Süluk - Ali Ramazan Dinç Hazretleri > Mürşid-i Kamil'in Vasıfları - Sohbet ve Nasihat
Kategoriler :
Alt Kategori :
Mürşid-i Kamil'in Vasıfları - Sohbet ve Nasihat
Tarih : 14.09.2011 17:17:54
Okunma : 1669
Gece, gündüz bıkmadan usanmadan kavmini davet eden Nuh (a.s.)’un,1 'Onlar mü’min olmayacaklar.' diye, canından olacak derecede say ü gayret gösteren2 Efendimiz (s.a.v.)’in ve varis-i enbiya olan mürşid-i kamillerin hayatlarını bu yolda feda ettiren en önemli konudur nasihat.

Nasihat edecek insanın şu üç vasfı haiz olması gerekir:

1- Seyr ü Sülûk: İçini-dışını nûr-i İlahi ile tezyin etmek.

2- Güzel Ahlak.

3- Hâlinden başkalarını istifade ettirmek.

Sami Ramazanoğlu (k.s.)’nu ziyaretimizde: 'Eğer sohbette huzur oluyorsa, evladımız, kardeşlerimizin dersleriyle meşgul olsun Hasan Efendi.' buyurdular. Yıllarca vaizlik yapan bir hocaefendiye Üstazımız: 'İlminiz Allah tarafından lutfedilen ilim olmazsa, dışarıdan doldurulan kuyunun suyunun bıkkınlık verdiği gibi, insanlara usanç verir. Eğer gönülden kaynarsa, tabanından kaynayan suyun lezzeti gibi, insanlar neşe duyar.' tavsiyesinde bulunurlar. Kendilerine cemaatten biri: 'Efendim! Saatlerimizin yelkovanını siz mi çeviriyorsunuz da vakit bir anda tamam oluyor?' der. Cemaatten bir diğeri de 'Ağlaya ağlaya kafamda su kalmadı.' esprisinde bulunur. Niğde’nin Bor ilçesinde, dâmad-ı Âlileri Hafız Ahmet Dinç’in imamlık yaptığı Paşa Camiinde, yatsı namazından önce vaaz ederler. Sohbetin hazzından dolayı kendinden geçen cemaat, ezan okumak için minareye doğru giden müezzini defalarca tutarak mani olurlar. Merkezî sisteme bağlı olan camilerin cemaati de, 'Bizi mest eden bu kıymetli zât-ı ali kimdir?' diyerek koşup gelirler. Kuyuların acı olan suyu, mübarek tükrükleriyle bal olur da, ağızlarına Fahr-i Kainat (s.a.v.)’ın Fem-i Saadetlerinden ikramda bulunduğu üstazımızın sohbeti bal olup gönüllere şifa olmaz mı Hakk’ın izniyle. Adana’nın Kozan ilçesinde Hasan Basri Bey, 'Hiç tükenmeyen bu ilmin kaynağı nereden?' diye sorunca, Üstazımız: 'Fişimizi Habibullah (s.a.v)’ın prizine takıyoruz, menba O.' buyururlar. Hiç şüphesiz bu sır; ilmine hayran olan ulema-yı kirama, Emir Buhari (k.s.)’nin: 'Babam! Bir kimsenin medresesi arş-ı âzam, hocası da Fahr-i âlem (s.a.v.) olursa ona kim güç yetirebilir.' cevabında yatar.

Pisliğe bulaşan bir kaşık, ne kadar yıkansa da onunla yemek yemeyi insanın içi kaldırmaz. Yemeği temiz kaşıkla yemek ister. İnsanlarımız, ahlaken mazbut, arınmış gönül erbabının, tecelli-yi İlahiye mazhar velinin sohbetini arıyor. Şeyh Mustafa Hulusi (k.s.)’nin ziyaretine gelenleri çekemeyenlere bir zâtın verdiği cevap şu olur: 'Biz arı gibiyiz. Bal olan çiçeklere konarız.'

Nasihatçi, Hizmetini

Allah Rızası İçin Yapar

Üstazımıza, vaazlarına mukabil maddi yardımda bulunmak istediklerinde, 'Biiznillah isyandan kurtardığım bir genç bizim için en büyük kazançtır.' der. Kendilerini dünyaya bağlayan sebebin de Allah’ın kullarına hizmet olduğunu belirtirlerdi. Bütün enbiya-i izam, 'Ben tebliğime karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükafatım alemlerin Rabbinden başkasına ait değildir.'3 buyurmuşlardır. 'Cenab-ı Allah seninle bir şahsa hidayet ederse senin için ondan hasıl olacak sevap o kadar büyüktür ki; üzerine güneş doğan eşyanın hepsinden hayırlıdır.'4 Kutsî hadisde ise, 'Kulumun bana en ziyade makbul taati yalnız rıza-yı İlahi için insanlara nasihat eylemesidir.'5 buyurur Efendimiz (s.a.v.).

Sohbet İki Türlüdür

 

1- Sohbet-i Cismâniye:

Mürşid-i Kamil bedenle olan sohbetle, ilm-i marifetle6, Allah’ın isim, sıfat ve fiillerini tanıdıktan sonra, Allah tarafından lutfedilen ilimle, tabilerini Hakk’a ulaştırır. Bişr-i Hafi (k.s.) (ö. 227/841)’nin huzuruna gelip, 'Bana Allah’tan haber ver.' diyen Ahmet b. Hanbel (rh.a.) (ö. 241/855)’e: “Bu kadar ilminle bu yalın ayak gezen dervişin kapısında ne arıyorsun?” diye sorarlar O da: 'Ben ilmi ondan iyi bilirim ama o da Allah’ı benden daha iyi bilir.' şeklinde cevap verir.

2- Sohbet-i Rûhaniye:

Bu taife de -sayıları az da olsa- rûhaniyetten istifade edenler mevcuttur. İbrahim-i Metbuli (k.s.) ve Taha el-Harîri (k.s.) (ö. 1292/1875)’ye, Efendimiz (s.a.v.): 'Sizin mürşidiniz benim!' buyurmuşlardır. Aslında hepimiz ruhaniyetten faydalanarak, görmediğimiz halde istifade eden üveysiyiz. Çünkü mürşidimiz Mişkât-ı Nübüvvetten7         (Peygamberimiz (s.a.v.)’in nurundan), O da Hakk’tan feyz alır. Ne kadar murakabeden8 (kalbini arş-ı azam’a açıp) feyz alsa bile, mürşidine edep ve erkânda kusur etmez derviş. Çünkü onu, Hakk’a vasıl kılmaya vesile olan O’dur. 'O’na vesile arayın.'9 ayet-i celilesi bu hakikati bildirir. Peygamberimiz (s.a.v.)’e dahi Cenab-ı Hakk, 'Sen de onların yoluna uy.'10 ayetiyle, İbrahim (a.s.)’in kıssasında geçen hakikatleri anlatarak, Allah’tan başkasından korkmamayı, hiçbir kimseden bir şey beklememeyi tavsiye buyurur, iktidayı, bir başkasını örnek almayı öğütler. 'Sen öğüt ver, çünkü öğüt mü’minlere fayda verir.' Din nasihattir! buyurdu Efendimiz (s.a.v). Ashap, 'Kimler için?' dediler. Peygamberimiz (s.a.v.): “Allah (O’na can u gönülden teslimiyet), Rasûlü (sünnet-i seniyyelerine uyup, ahlakıyla ahlaklanmak), mü’minlerin idarecileri ve diğer Müslümanlar için (onlara hakkı tavsiye etmek için).”11, buyurdu. Şüphesiz Allah’ın kulları içinde en ziyade sevdiği kimse insanlara nasihat edenlerdir.
________________

1- Nuh: 5
2- Şuara: 3
3- Araf: 79
4- Buhari, Cihad
5- Ebu Nuaym, Hilye
6- İlm-i Marifet: Sûfilerin rûhani hâlleri yaşayarak, mânevî ve İlahi hakikatleri tadarak elde ettikleri bilgi, irfan.
7- Mişkât-ı Nübüvvet: Nübüvvet meşalesi, Mü’minin kalbindeki İlahi nûr.
8- Murakabe konusu ileriki bölümlerde açıklanacaktır.
9- Maide: 35
10- En’am: 90
11- Buhari, İman, 42
Diğer Yazılar
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler