Kategoriler :
Alt Kategori :
Gıybet
Tarih : 19.11.2012 10:40:55
Okunma : 764
Rabbimiz Kur'ân-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:'Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve O'na ulaşmaya vesile arayın ve yolunca cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.'(Mâide, 5/35)

İttijâ yani Allah (cc)'dan korkma; menhiyattan, yasaklardan kaçınmakla gerçekleşir. O'na yaklaşmak için vesile arama ise, O'nun muhabbetinin gönlümüze girmesi için vesile aramaktır.

Bu vesile-i muhabbet sayesinde zamandan ve mekândan münezzeh olan Allah, kalblerimize girer. 'Ben yere göğe sığmam amma, mü'min, müttaki kulumun kalbine sığarım.' buyruluyor, hadîs-i kudsîde. Ve Allah yolunda cihad edin emr-i celîline gelince kardeşlerim; üç türlü cihad vardır. Bunlar; kâfirlerle, şeytanla ve nefisle yapılan cihaddır.

Kibâr-ı Sûfiyyeden Hasan-ı Basrî Hazretleri,'Nefis süt emen çocuk gibidir; çocuğu zamanı gelince sütten kesmek, annesinden ayırmak gerekir.' buyuruyor. Nefis de aynen böyledir;fırsatını görmeye dursun kişiyi emer durur. Mânen bozmaya çalışır. Maneviyatını azaltır. Onun için, az yemek, az konuşmak ve az uyumakla nefsimizi ıslaha çalışalım. Tâ ki kurtuluşa erebilelim, korktuğumuzdan kurtulup, umduğumuza nâil olabilelim. Cenâb-ı Hakk'ın rızasını kazanarak ebedî saadete erebilelim.

Efendim, şimdi sizlere müttaki olan kim, olmayan kim, izah etmeye çalışacağım. Sakın sizi yoruyoruz, diye düşünmeyiniz. Ben müşterimi bulursam yorulmam. Görmüyor musunuz, adam akşama kadar mağazada ayakta duruyor, müşteri üst üste geldi mi, dünya tamahından namazını geçiriyor. Bize Allah müşterisi gelmiş, Allah'ın hazinesi olan kalpten istiyor, yorulur muyuz hiç? Mübarek Sâmi Efendimiz (ks), kuşluk vakti başlıyor, akşama kadar sohbet ediyor. O ihtiyar hali ile, kardeşlerime sohbet ederken yorgunluk bilmem, ayrıldıktan sonra yoruldum, diyor.

Müttakî kulları açıklayacaktık, kardeşlerim. Ezcümle insan lisanını gıybetten muhafaza ediyorsa takva sahibidir; yok yine gıybet ediyorsa takva sahibi değildir. Allah'tan korksa gıybet etmeyecekti. Hadîs-i Şerifte,

'Gıybet etmek, zina etmekten daha beterdir.' buyuruluyor.

Hasan-ı Basrî (ks) Hazretleri camide dilenen bir adam görür. Şu kardeşimiz camide dilenmese daha iyi olur, der içinden. Gece, rüyâsında o adamı kızartıp önüne verirler, bunu ye, diye.'Ya Rabbi! Ben gıybet ettim.'der, yapmış olduğu hatayı anlar. Zirâ arifler nezdinde, kişinin kalbinden geçen dahi gıybet olur. Çünkü,'Hasenâtü'l-ebrâr, seyyietü'l-mukarrabîn'dir.

Hasan-ı Basrî Hazretleri, sabahleyin bakar ki, o dilenci bir çeşme başında, elinde ekmek, çevreye dökülen dereotlarını toplayıp yemektedir. Anlayacağınız bu zat bu kadar garip, fakir bir kimse imiş. İlenci yaklaşıp: 'Ya Hasan! Camide kalben gıybetimi yaptın sonrasında gece rüyanda beni kızarttılar, önüne verdiler değil mi?' der. Büyük velî Hasan-ı Basrî Hazretleri, 'Aman beni affet!'

diye ilerleyince adam birden kayboluverir.

Âyet-i celîle-i cemilesinde Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyor: 'Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz ölmüş kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı? işte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun '(Hucurât, 49/12) Müttakî kullardan olmak istiyorsak şayet; gıybetten sakınalım, amellerimizi eritmeyelim.

Birisi Hasan-ı Basrî (ks) Hazretlerinin gıyabında konuşur. Hazret bunu duyunca, ona bir tepsi baklava gönderir. Ayrıca o kimseden hakkını helal etmesini de ister. Gıybet eden adam bütün bu olanlara şaşırır.'Ben sizin aleyhinizde konuştum, siz bana hediye göndermişsiniz!' der. Hasan-ı Basrî (ks),'Evet yavrum hakkını helal et, benim gıyabımda konuşmakla günahlarımı sen aldın, buna ek olarak senin ibadetlerinin sevabını da bana vermiş oldun. Onun için bu kârlı alışverişten dolayı sana teşekkür etmek istedim.'der.

Bir insan, lisanını, gıybetten muhâfaza ediyorsa takvâ sahibidir.

Kalbini sû-i zandan muhâfaza ediyorsa takvâ sahibidir.

Kibirden, gururdan nefsini alıkoyuyorsa takvâ sahibidir.

Başkalarıyla alay etmekten, onu-bunu hakir görmekten kaçınıyorsa takvâ sahibidir.

Yalan söylemek, emânete hıyanet etmekten ic-tinab ediyorsa takvâ sahibidir.

Şüpheli olandan sakınıp, helal-haram gözetiyorsa takvâ sahibidir.

Hem insanların içinde hem de yalnız kalınca edebe riayet ediyorsa takvâ sahibidir.

Hülâsa, insan bütün haramlardan kaçınmalı, bütün İlahî emirlere riayetkâr olmalıdır.

İşte bunlar takvânın başlıca alametleridir.

Cenâb-ı Zü'l-Celâl, lisânını gıybetten muhâfaza efen müttakî kulları zümresine bizleri ilhâk eylesin. (Âmîn)

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allahâ.
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler