Kategoriler :
Alt Kategori :
Hazreti Dihyü'l-Kelebî (ra)
Tarih : 19.11.2012 10:37:05
Okunma : 1149
Dıyhe bin Halife bin Ferve el-Kelbî (ra) süferâ-i Nebeviyye Allah Teâlâ o günün sabah namazından sonra Nebi (sav)'e dendir. Uhud gazasında ve ondan sonraki gazalarda bulun- vahyetti ki: muştur. Bedir'de bulunamamışdır.

Ruhul-Beyan'da Müslüman oluşu şöyle anlatılır:

Peygamberimiz Kelbî'nin olmasını bilhassa arzu ediyordu. Çünkü Dıyhenin eli altında ehl-i beytinden yedi yüz kişi vardı ki, Dıhye'nin Müslüman olmasıyla onlar da Müslüman olacaklardı. Nebi (sav) Efendimiz:

-'Yâ Rabbi! Dıhye'yi İslâm ile merzuk kıl'diye duâ ettiler.

Dıhyet'ül Kelbî ne zaman ki, Müslüman olmaya karar verdi,

-'Yâ Muhammedi Allah sana selâm ediyor ve haber veriyor ki Dıhye şimdi senin huzuruna geliyor.'

Cahiliyyet devrinde bazı Ashab'ın Dıhye'ye karşı bir kırgınlığı vardı. İktizay-ı beşeriyyet o zaman Dıhye'nin aralarını girmesini istemediler. Resûlullah (sav) bunun farkına varınca onları incitmemek için' Dıhye'ye teenni ile davranın' demek istemedi ama, o girince onların soğukluk gösterip Dıhye'nin kalbinde bir soğukluk hâsıl olmasına da Resûlullah razı olamazdı.

Vaktâki, Dıhye Mescid'e geldi. O girince Nebi (sav) ridâsını sırtından çıkarıp Dıhye'nin önüne serdi, ve mübarek eliyle işaret ederek:

-    Dıhye, şu ridânın üzerine buyur'dedi.

Dıhye, Resûl-i Ekrem (sav)'in bu keremine tehammül edemeyerek ağladı, ridây-ı şerifi yerden kaldırıp başına koydu, yüzüne gözüne sürdü ve dedi ki:

-    'Yâ Resûlullah, İslâm'ın şartları nelerdir? Bana onları arz et.' Nebi (sav):

-    Evvela,'Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resûlullah'demendir.

Dıhye bunu deyince onu yine ağlamaktuttu. Efendimiz (sav):

-'AllahTeâlâ sana İslâm'a dahil olmayı ihsan ettikten sonra bu ağlamak nedir?'diye sual edince Dıhye:

-'Yâ Resûlullah, ben bir günâh ve birde büyük günah işledim. AllahTeâlâ'ya'bunların keffareti nedir?'diye sual etmenizi rica ediyorum. Eğer Allah nefsimi katletmemi murad ederse derhal bunu yaparım, eğer bütün malımı tasadduk etmemi emrederse tamamını tasadduk ederim.'

Sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem Efendimiz:

-'O nedir Dıhye?'deyince Dıhye:

-    Ben vaktiyle Arap meliklerden bir adamdım. İlerde evlenip kocaya varacaklar diye bana ait yetmiş kızı kendi elimle öl-dürdüm.'Nebi (sav) bu söz üzerine hayrette kalınca hemen cibril indi ve:

-'Yâ Muhammed, Allah sana selâm ediyor ve buyuruyor ki, Dıhye'ye söyle: İzzet ve celâlin hakkı için sen bi kere,'Lâ İlâhe İllallah'deyince senin altmış senelik kürünü mağfiret ettim. Senin daha bundan sonra altmış yıl ömrün var, kızlarının katli günahını nasıl mağfiret etmem?'

Bunun üzerine Nebi (sav) ağladı ve Ashâb-ı Kiram da ağladılar. Aleyhissalâtü vesellam Efendimiz:

-    İlâhî, Dıhye'nin günahlarını birkerre'Lâ İlâhe İllallah'deme-siyle mağfiret etdin, bir kerre şehâdet getirmesiyle affettin, şâir mü'minleri birçok şehâdetleri ve sadık sözleri ve hâlis amelleriyle nasıl mağfiret etmezsin diye naz-ü niyaz ettiler.

Kayser-i Rum olan Hirakl'e Suriye Kıt'asından arz-ı Filistin'de bulunmakta iken Nâme-i Humayun-ı Nebevî'yi Dıhyet'ul-Kelbi (ra) götürüp Hirakl'e vermiş ve birçok ikram görmüş-

dür. Resûl-i Ekrem (sav) Efendimizin Hirakl'e gönderdiği mektubun sureti:

Ba'd'el-Besmele, Allah'ın Abd'i ve Resûlü olan Muhammed'den Rûm'un azîmi bulunan Hirakl'e:

'Her kim Hidâyeti Hakk'a ittibâ ederse ona selâm olsun. Emmâ ba'd, Ben seni İslâm'a davet ederim. Müslüman ol ki, selâmet bulasın ve sana Cenâb-ı Hak ecrini iki kat olarak i'tâ buyursun. Eğer sen imandan i'raz ve imtina edersen bütün ekincilerin yani avamm-ı nasaranın ve-bati senin boynunadır. Ey Ehl-i Kitab, gelin hem bizce hem sizce doğru olan bir söze ki, HakTeâlâ'dan maadaya perestiş etmeyelim, ve ona hiçbir şeyi şerik ve muâdil tutmayalım; Cenâb-ı Hakk'ı bırakıp birbirimizi tanrı tanımayalım. Eğer Ehl-i Kitab o sözde i'raz ederlerse ey müslimîn deyin ki, 'Siz şahid olun biz muvahhid ve Müslümanız.'

Hirakl'in mazhar-ı hidâyet-i Rabbaniyye olamayacağını bildikleri için ona ve şâir mülûk-i kefereye:

'Vesselâm-ü alâ menittebealhüdâ' buyurdular. Fakat Habeşistan melikinin hidayete mazhar olması cihetiyle ona:

'Selâmun aleyke' diye yazdılar ki müşarun ileyh nâme-i saadetin vüsulü üzerine huzûr-ı Ca'fer-i Tayyar (ra) de Müslüman olmuştur.

Dıhyet'ul Kelbî (ra) nûrânî-likâ bir zât-ı yüksek meâlî-sima imiş ki, Cibril (as)'in O'nun sûretinde huzûr-ı Risaletetemessül etdiği olurdu. Nitekim Efendimiz (sav):

'Gördüğüm kimselerden Cibril'e en fazla benzeyeni Dıhyet'ul Kelb-i'dir.' buyurmuşlardır.
Namaz Vakitleri
Şehir :
Hadisi Şerif (Kütüb-i Sitte)
Yevm-il Kıyame | İslami Bilgiler