Makaleler > Yrd. Doç. Dr. H. İbrahim KUTLAY > Siyer > Sahabe Kardeşliği Nasıl Yaşadı?
Kategoriler :
Yazarlar :
Sahabe Kardeşliği Nasıl Yaşadı?
Tarih : 03.03.2012 13:24:13
Kategori : Siyer
Yazar : Yrd. Doç. Dr. H. İbrahim KUTLAY
Okunma : 7656
Tarihin manevî açıdan en güzel dönemi, iman, ahlâk ve kulluğun en güzel örneklerinin sergilendiği altın nesil dönemidir. “En hayırlı ümmet” gibi en güzel vasfa sahip bu örnek nesil, asra “saadet asrı” denilmesine sebep olacak imanî, Rabbanî, ahlâkî, ulvî, insanî faziletlerle bütün nesiller için ideal bir toplum modeli olmuştur. Bu seçkin nesil, Allah Resûlünün rehberliğinde Mekke’li muhacirlerle Medineli Ensar’ın öncülüğünde İslâm medeniyetinin temelini atmış, yeryüzüne manevî değerleri yaymayı en büyük görev olarak telakkî etmiştir.

EFENDİMİZİN KARDEŞLERİYİZ

Saadet Asrı Müslümanları iman ve takva yanında, sevgi ve kardeşlik, ülfet ve muhabbet, şefkat ve rahmet, emanet ve adalet gibi ulvî değerlerin öncülüğünü ve bayraktarlığını yapmışlardır. İman ehlini can kardeşi, kan kardeşi gibi kendisine son derece yakın görme anlayışı Kur’ânî ve Nebevî bir anlayıştır. Peygamberimiz (sav), İslâm’a davetin ilk gününden itibaren İslâm’a gönül verenleri kardeş kabul etmiş; ırk, renk, kabile ayrımını reddederek bütün Müslümanların Allah’ın huzurunda ve hukuk önünde eşit olduklarını ifade etmiştir. Kendisine yetişemeyen, kendisini göremeyen ümmetini “kardeş” olarak kabul etmiştir.

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Peygamberimiz (sav), bir gün kabristana geldi ve Allah’ın selâmı üzerinize olsun ey mü’minler yurdu! Biz inşaallah size kavuşacağız. Ama kardeşlerimizi görmeyi temenni ederdim, dedi. Ashab-ı Kiram: - Biz senin kardeşlerin değil miyiz, ya Resûlallah? dediler. Resûlullah (sav) şöyle cevap verdi: -Sizler benim ashabımsınız, “kardeşlerimiz” ise henüz dünyaya gelmeyenlerdir. Onlar beni görmeden bana inananlardır”. (Müslim: Taharet 39; Nesaî: Taharet 109; İbn Mace: Zühd 36; Malik, Muvatta: Taharet 38).

KARDEŞLİK SÖZLEŞMESİ

İslam tarihinde iki defa “Kardeşlik Sözleşmesi” yapılmıştır. Bunlardan biri hicretten önce Mekke’de, diğeri hicretten sonra Medine’de gerçekleştirilmiştir. Mekke’de Kureyşli bazı Müslümanlar, bazı azatlı kölelerle kardeş ilan edilmiştir. Meselâ: Hz. Hamza Zeyd b. Harise ile; Ebu Ubeyde b. Cerrah Salim ile; Ubeyde b. Haris Bilâl-i Habeşî ile kardeş ilan edilmişlerdir. İslâm tarihinde ikinci kardeşlik akdi Medine’de hicretten beş ay sonra Enes b. Malik’in evinde gerçekleştirilmiştir. Bu kardeşlik akdinde doksan kişi bir araya gelmiş, Muhacirlerle Ensar ikişer ikişer kardeş olmuşlardır. (Buharî: Edeb 67).

Meselâ: Peygamberimiz (sav) Hz. Ali ile, Hz. Ebubekir Harice b. Zeyd ile; Hz. Ömer Utban b. Malik ile, Hz. Osman Evs b. Sabit ile; Selman el-Farisî Ebu’d- Derdâ ile kardeş olmuşlardı. Resûlullah (sav), ashabı arasında kardeşlik akdi yaptığında Hz. Ali (ra)’yi kendisine kardeş seçip ona: -Sen dünya ve ahirette benim kardeşimsin, ben de senin kardeşinim, buyurmuştur. (Tirmizî: Menakıb 21; Hadis No 372).

ENSAR KUR’A ÇEKTİ

Mekkeli muhacirler, Medine’ye hicret ettiklerinde Ensar onları evlerinde misafir edip ağırlamak için âdeta yarış etmişlerdir. Gelen muhacirleri aralarında paylaşamamışlar, bu değerli misafirleri evlerinde ağırlamak için aralarında kura çekmişlerdir. (Buharî: Menakıbu’l-Ensar 6). Her Medineli aile, bir muhaciri misafir etmişti. Ensarî Müslüman, Mekke’li muhacir kardeşini evine işine bağına bahçesine ortak etmişti. Muhacir kardeşiyle birlikte çalışacak, elde edilen kazancı paylaşacaklardı. Medineli Ensar kullanmadıkları arazileri kendi arzularıyla Peygamberimize bağışlamışlar, Peygamberimiz de bu araziyi Muhacirler arasında paylaştırmıştı.

HURMA BAHÇELERİNE ORTAK ETTİLER

Medineli Ensar, İslâm kardeşleri için şu teklifte bulundular: -Ya Resûlallah! Hurma bahçelerimizi de Mekkeli muhacir kardeşlerimizle aramızda paylaştırır mısın? Peygamberimiz (sav): -Hayır, dedi. Bunun üzerine Ensar: -Ağaçların bakım ve sulama işini muhacirler üzerlerine alsın, sonunda çıkan mahsulü aramızda paylaşalım, teklifini ileri sürdüler. Peygamberimiz (sav) bu son teklifi kabul etti. Hepsi: -Dinledik, itaat ettik, dediler. (Buharî: Hars 5; Menakıbu’l-Ensar 3).

SEVAPTA DA ORTAKTILAR

Peygamberimiz Medine’ye hicret ettiğinde Mekkeli muhacirler: -Ya Resûlallah! Biz şu Medineliler kadar hayırsever ve iyiliksever kimseler görmedik. Malı çok olan bol bol veriyor, az olan da yardımda bulunuyor. Medineli kardeşlerimiz, bütün geçim masraflarımızı karşıladılar. Bizi mallarına ortak ettiler. Bütün sevabı Medineli kardeşlerimiz alıp götürecekler diye korkuyoruz, dediler. Allah Resûlü (sav) şöyle buyurdu: -Hayır hayır! Medineli kardeşlerinize dua ettiğiniz ve kendilerini takdir ettiğiniz müddetçe siz de (sevaba nail olursunuz). (Tirmizî: Kıyame Bab 44 No: 2487).

ENSARIN GÜZEL ÂDETİ

Cabir b. Abdullah (ra) anlatıyor: Ensar hurmalarını topladıklarında ikiye ayırırlar, bir kümeye daha çok, diğer kümeye daha az hurma koyarlardı. Az olan tarafa hurma dallarını koyarak o tarafı çok gösterirlerdi. Muhacirlere: -Buyurun hangi kümeyi tercih ederseniz alın, derlerdi. Muhacirler de büyük kümenin Ensar’a kalması için daha az görünen kümeyi alırlardı. Böylece hurmaların çoğu muhacirlere gitmiş olurdu. Hayber fethine kadar Ensar’ın bu güzel tavrı aynen devam etti. (Heysemî, Mecmeu’z-Zevaid: 10/40. Bezzar’dan naklediyor.) Peygamberimiz (sav) Bahreyn arazisini parça parça ayırıp ashaba dağıtmak üzere önce Ensar’ı davet etti. Ensar: -Ya Resûlallah! Muhacir kardeşlerimize aynı hisseyi vermedikçe biz bir şey almayız, dediler. Allah Resûlü: -Ey Ensar! Siz kardeşlerinizi kendinize tercih ettiğiniz için hisse almıyorsunuz. Ama benden sonra başkalarının size tercih edileceği zaman gelecektir. Kevser havuzunun başında bana kavuşuncaya kadar sabredin. (Buharî, Menakıbu’l- Ensar 8).

NEFSİNİ DEĞİL TASADDUKU TERCİH ETTİ

Saadet asrı Müslümanları, en güç durumda bile din kardeşlerini kendilerine tercih etme faziletini gösteriyorlardı. İslâm kardeşliği onların ruhlarına işlemişti. Onlar, İslâm kardeşliğinin gereğini yerine getirme uğrunda nefsî arzularına hâkim olabiliyorlardı. Beyhakî, İmam Nafi’ den naklediyor: Abdullah b. Ömer (ra) hastalanmıştı. Üzümün ilk çıktığı mevsimde canı üzüm arzu etmişti. Hanımı Safiye, hizmetçisini üzüm almaya gönderdi. Hizmetçi, bir dirheme bir salkım üzüm satın aldı. Onun üzüm aldığını gören bir dilenci, hizmetçiyi eve kadar takip etti. Hizmetçi eve girince dilenci kapıyı çaldı. Hasta yatağında yatan Abdullah b. Ömer: -Bu üzüm salkımını dilenciye verin. Bu üzüm salkımını dilenciye verin, dedi. (İbn Kesir, Tefsir: İnsan 8. (Beyhakî’den naklediyor.) Hasta yatağında çok arzuladığı üzüm satın alınıp kendisine takdim edildiği halde hiç tatmadan din kardeşine verme, ancak bir sahabeye yaraşan ahlâkî bir güzelliktir.

KARDEŞLERİNİ TERCİH ETTİLER

Yermük savaşında, Haris b. Hişam, İkrime b. Ebî Cehil ve Süheyl b. Amr (r. anhüm) akşam üzeri ağır yara alarak yere düştüler. Haris b. Hişam içmek için su istedi. Askerlerden biri ona su götürdü. Su içeceği sırada İkrime’nin kendisine baktığını görünce: -Bu suyu kardeşim İkrime’ye götür, dedi. İkrime suyu alırken, Süheyl’in kendine baktığını gördü, suyu içmeyerek: -Bu suyu götür, Süheyl kardeşime ver, dedi. Fakat su Süheyl’e yetişmeden Süheyl ruhunu teslim etti. Bunun üzerine suyu taşıyan asker, İkrime’ye koştu. Fakat İkrime de şehit olmuştu. Hemen Haris’in yanına koştu. Haris de son nefesini vermişti. (İbn Kesir, Tefsir: Haşr 9; Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatü’s Sahabe, Hz. Muhammed ve Ashabının Yaşadığı İslami Hayat, Cilt 1, Sentez Neşriyat, Temel Eserler Serisi: 2/1). Üçü de o akşam o sudan bir yudum içemediler. Onlar Allah’ın izniyle Kevser havuzundan içeceklerdi. Çok sıcak bir mevsimde, yorgun, bitkinve ağır yaralı oldukları halde her biri arkadaşını, din kardeşini kendisine tercih ediyordu. Her biri sudan birkaç yudum içip kardeşine verebilirdi. Ama onlar din kardeşlerini kendilerine tercih etme gibi üstün İslâmî bir kişiliğe sahip idiler. Rabbim şefaatlerine nail eylesin.

MİSAFİRE İKRAMLARI

Saadet Asrı Müslümanları evlerin gelen misafiri aile halkına tercih ediyorlardı. İmkânları kıt olsa bile hayır yapmaktan geri kalmıyorlardı. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Bir adam Allah Resûlüne geldi. -Ya Resûlallah! Çok bitkinim, aç ve susuzum, dedi. Peygamberimiz (sav) hanımlarına haber gönderdi. Evlerinde misafire takdim edecek hiçbir yiyecek yoktu. Bunun üzerine Peygamberimiz (sav) ashabına döndü: -İçinizde bu gece bu kişiyi misafir edecek kimse yok mu? Allah onu rahmetiyle mükafatlandırsın, dedi. Ensar’dan biri (Müslim’in rivayetine göre Ebu Talha) kalktı. Peygamberimiz’e: -Ben misafir edebilirim, Ya Resûlallah! dedi. Misafiri alıp evine gitti. Hanımına: -Bu gelen zat, Allah Resûlü’nün misafiridir. Evde ne varsa ona ikram edelim, dedi. Hanımı Rumeysa (r. anhâ): -Evde çocukların yemeğinden başka hiçbir şey yok, dedi. Ebu Talha hanımına: -Akşam yemeğini yemeden çocukları uyut. Kandili de hafif yakalım. Bu gece biz yemeyelim, sadece misafirimiz yesin, dedi. Hanımı çocukları avuttu. Ev sahibi Ebu Talha misafirinin yanında yemek yemeden yer gibi davrandı. Ebu Talha, misafiriyle birlikte sabah namazında Allah Resûlünün yanına gelince Allah Resûlü (sav): -Allah, senin ve hanımının misafirinize gösterdiğiniz bu ikramdan memnun oldu, buyurdu. Bu olay üzerine “Onlar kendileri muhtaç olsalar bile kardeşlerini kendilerine tercih ederler” (Haşr: 9) âyeti nazil oldu.. (Buharî: Tefsir, (Haşr: 9) Bab 6; Menakıbu’l- Ensar 10; Müslim: Eşribe 172. bkz. İbn Kesir, Tefsir: Haşr : 9). İslâm ümmetine eşsiz kardeşlik örnekleri sunan İslâm tarihinin ilk nesli “Sahabe Nesli”, İslâm kardeşliğinde müstesna rehber oldular.

Makamları cennet olsun.
Namaz Vakitleri
Şehir :