Makaleler > Ebubekir SİFİL
Kategoriler :
Yazarlar :
Görünüm :
Teknoloji Bağımlılığı
GÜNÜMÜZÜ TARİHTEN FARKLI KILAN NE VAR? Ahir zamanı diğer zamanlardan farklı kılan neyse, o! Müslümanlar olarak yaşadığımız her hadiseyi “ahir zaman” bilinci ile değerlendirmek durumundayız. Olup bitenlere külli bir bakış geliştirebilmek için öncelikle o bilinci kuşanmak zorundayız tabiî. Medyaya yansıdığı kadarıyla haberdar oldum; İstanbul’da bir hastanede internet bağımlılığının tedavisi için özel bir bölüm açılmış. Önemli bir toplumsal problemin işaret fişeği bu haber. Hepimiz şu veya bu biçimde/miktarda teknolojiyle içli-dışlı olmuş durumdayız. Hatta öyle durumlar oluyor ki, işinizi iyi yapabilmek için ilgili teknolojileri iyi kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Bunun öğrenmesi ayrı bir süreç, öğrendiklerini uygulaması ayrı bir süreç, ilgili alanda kat edilen yeni gelişmeleri, “piyasaya sürülen” yeni uygulamaları takip etmek ayrı bir süreç… Bütün bunları yaparken vaktin çoğunun teknoloji esaretinde geçtiğini fark ettiğimizde birçoğumuz için teknoloji kaçınılmaz tahakkümünü ilan etmiş ol...
» Devamı için tıklayınız ...
Muhtelifun Fih
Bir Müslüman için, fikirler, olgular, durumlar ve hükümler üç kategoride toplanır: “Doğrular”, “Yanlışlar ve “Muhtelefun fih” olanlar. Eğer itikadî bir mesele söz konusu ise bu üçlü kategori şöyle bir mahiyet arz eder: Delaleti ve sübutu kesin nasslara dayanan meselelerin kabulü şarttır. Bu türlü nassların kabul edilmesini istediği hususları kabul, reddedilmesini istediği hususları reddetmek temel ve tabii bir mü’min tavrı olarak ortaya çıkar. Aksi istikametteki inanış ve tutumlar kişinin iman iddiasını boşa çıkartır. Bu türlü nasslarla sabit hususlara inananlara “mü’min”, inanmayanlara “kâfir” diyoruz. İtikadî alanda bir de “ara kategori” vardır. Bu kategori, delaletinde ve/veya sübutunda % yüz oranında kesinlik vardır diyemediğimiz nasslarla sabit olan birtakım meselelerin tevil yoluyla reddiyle ortaya çıkar. Bu türlü meselelerde tevil yoluyla redd veya inkâr tavrını benimseyenlere “bid’at ehli” diyoruz. Miraç hadisesinin reddini buna örnek gösterebiliriz. Bu konudaki rivayetlerin “m...
» Devamı için tıklayınız ...
Müslümanlığımızın Sünnet-i Seniyye İle İlişkisi
Muhammed pek çok sahada bilinç kaymasına maruz kalmıştır. Bu 'maraz' durumu kendisini en fazla Kur’ân ve Sünnet'le ilişkimizde göstermektedir. Şurası kesin: Sünnet'ten tecrit edilen Kur’ân, okuyanın ve yorumlayanın niyet ve maksadına göre konuşan bir 'metin'e dönüştürülmek istenmektedir. Bunu yapanlar her ne kadar adını böyle koymasalar da sonuç itibariyle hadise budur. Üstelik bunu yaparken Kur’ân'ın, 'Gelenekçiler'in ileri sürdüğü gibi öyle 'anlaşılmaz' değil, apaçık ve anlaşılır bir kitap olduğunu söylemeyi de ihmal etmezler. İlginçtir, Kur’ân'ın 'apaçık' bir kitap olduğunu her fırsatta vurguladığı dikkat çeken pek çok kimsenin, birçok Kur’ân ayetinin anlam ve delaletinde farklı düşündüğünü görüyoruz. Söz gelimi Kur’ân'da başörtüsü, Efendimiz (s.a.v)'in şefaati, kabir azabı, namaz vakitleri, nesh... var mıdır yok mudur; 2/el-Bakara, 62 ve 5/el-Mâide, 69 gibi Ehl-i Kitab'ın akıbetinden bahseden ayetler nasıl anlaşılmalıdır (Ehl-i Kitap Efendimiz (s.a.v)'e ve Kur’ân'a iman etmeden cen...
» Devamı için tıklayınız ...
Yılbaşı Kutlamaları ve Müslümanlar
Bu ayın sonunda miladi 2013 yılına gireceğiz. Hıristiyan dünya yanında dünyanın oldukça büyük bir kısmı “yeni bir yıla” girmenin heyecanını yaşıyor. Yeni bir yıla girmek insanda niçin bir heyecan oluşturur? Doğrusu işin bu yanını düşünen pek kimse yok. Oysa burada üzerinde durulması gereken iki önemli nokta var: “Yeni bir yıl” ve onu “kutlamak.” Hemen belirtelim ki işbu “yeni yıl” sadece Hıristiyan dünyaya ve onların etkisi altında bulunan kültürlere ait bir zaman algısını yansıtıyor; dolayısıyla izafi ve hatta “muhayyel.” Çinlilerin ve Yahudilerin 3 binli, 5 binli yıllara tekabül eden takvimleri, onların çok farklı bir zaman ve takvim algısına sahip olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla dünyanın bir kısmının yarın gireceğini farz ettiği yeni yıl, onlar için bir şey ifade etmiyor. Bu durum Müslümanlar için de böyle elbette. Biz kendi zaman ve takvim anlayışımız içinde yeni yılımızı bir aydan biraz fazla bir süre önce giren Muharrem ayıyla birlikte idrak ettik. Meseleye “yenil yıl” tabirinin...
» Devamı için tıklayınız ...
Fiillerimizi 'İbadet' Yapan Nedir?
Ulemamız, İslâm'ın özünü şu üç hadisin teşkil ettiğini söyler: 1. 'Ameller niyetlere göredir...' 2. 'Helal bellidir; haram da bellidir. Bu ikisi arasında ise şüpheliler vardır...' 3. 'Üstüne vazife olmayan işleri terk etmesi, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.' Dikkat edilirse bu hadislerden ilki 'niyet/maksat'la ilgilidir ve her işin başlangıcını (dolayısıyla da sonunu) tayin eder. Bir işten maksat/niyet neyse, hüküm de ona göre olacağından, tashih-i niyet her işin başıdır. 'De ki, 'Benim namazım da, sair ibadetlerim de, hayatım da, ölümüm de Âlemlerin Rabbi olan Allah içindir'(1) ayeti bize, her işimizin münhasıran Allah Teâlâ’nın rızasını tahlise matuf olması gerektiğini öğretiyor. Bu sebeple İmam el-Buhârî, Sahîh'ine 'niyet hadisi' ile başlamıştır. İkinci hadis pratik hayata mütealliktir. Günlük hayatta yapıp ettiklerimiz mutlaka ya 'haram', veya 'helal' yahut da 'şüpheli' sınıflarından birine girer. Dinî hassasiyetimizin kıvamına, takvamızın derecesine ve imanımızın kuvveti...
» Devamı için tıklayınız ...
Moderniteye Direnmek
Modernite deyince aklımıza öncelikle hayatın görünen yüzünün gelmesi karşı karşıya bulunduğumuz problemin ciddiyetini gösteriyor. Modernite-İslâm ilişkisi bağlamında tartıştığımız meselelerin birkaç “kışkırtıcı” başlığa inhisar etmesi de aldatıcı noktalardan biri şüphesiz. Oysa bunlar sonuç. Sebebe inmedikçe meseleyi -en azından zihnimizde- çözme şansına sahip olmamız mümkün değil. Müslümanlar olarak -mesela- modernitenin kurguladığı “üretim-tüketim ilişkileri” hakkındaki düşüncemiz nedir? İslâm, üretimin ve tüketimin hangi esaslar dâhilinde olmasını öngörür ve biz, fiilen yaşamakla bir cüz’ünü oluşturduğumuz modern üretim-tüketim ilişkileri bütünü içinde İslâm’ın öngördüğü modeli zihnen kabul edebilecek durumda mıyız? İslâm, üretimin ihtiyaçlar kadar olmasını öngörür. İhtiyaçtan fazlasını üretmek birkaç açıdan mahzurludur. İhtiyaçtan fazla üretecek olursanız; 1. Hammaddeyi gereğinden fazla tüketmeden bunu yapamazsınız. Hammaddenin israfı tabiatın/çevrenin tahribi anlamına gelir. Dolay...
» Devamı için tıklayınız ...
Kur’ân-ı Kerim’den İlham Almak
Akif merhumun “asrın idraki” dediği şeyin neye tekabül ettiği konusunda zihinlerimiz arzu edi­len seviyede net olmasa da bir şeyi yakından biliyoruz: Bu idrakin temel taşlarını modernite döşemiştir. Onun oluşturduğu idrak ve algı du­rumuyla bakıyoruz Din’e ve onun kaynaklarına. Bu tavrın en görünen tezahürünü Kur’an’la irtiba­tımız oluşturuyor. Ortalıkta öyle yoğun bir Kur’an vurgusu var ki, sanırsınız bu ümmet, Yüce Kita­bımızla irtibatını koparalı yüzyıllar olmuştur da, şimdi birileri bu arızayı düzeltmek için çırpınıyor. Oysa daha önce de farklı vesilelerle vurguladığı­mız gibi Kur’an’la irtibat Ulumu’l-Kur’an ve Usul ile sağlanır. Bu, işin olmazsa olmazıdır ve böyle olduğu için tarih boyunca Ümmet, Kur’an’la ir­tibatını bu zemin üzeninde inşa etmiştir. Bunu yapmadığımız zaman ne olur? Hicrî birinci asrın sonlarından itibaren yaşadığı­mız ve yüzyıllarımızı alan tecrübeyi yeni başta yaşamaya kendi kendimizi mahkûm etmiş olu­ruz. Yani yeniden bid’at oluşumlar, yeniden iç çatışmalar......
» Devamı için tıklayınız ...
KAYNAKLARA DÖNMEK ZORUNDAYIZ!
Eserlerinizde muhteşem bir bilgi birikimi var. Bu derinliğe nasıl ulaştınız? Nasıl okursunuz? Ebubekir Sifil günde kaç saat çalışır efendim? Şimdi hayatla bağlantımızın çok canlı olduğunu söyleyemeyeceğim. Sıklıkla yaşadığım bir arıza bu, öyle oluştu, öyle gelişti: ben geceleri çalışırım. Yani insanlar uykuya yattıktan sonra çalışma odama geçerim ve sabah namazına kadar çalışırım. Eğer bir yoğunluğum varsa bu çalışmayı yalnız gecelere hasretmem. Gündüze de yayılır. Zaman zaman bulunduğum odayı hiç terk etmemecesine 24 saat, 48 saat o odada yatıp kalktığım, çalıştığım olur. Hatta şunu da söylemekte bir beis görmüyorum. Çalıştığım mekânda bir yatağım var benim. Orada yatar kalkarım. Geceleri çalışırım dediğim gibi. Sabah namazına kadar… Sabah namazını kılıp yatarım öğlene kadar. Sonra, işte, ev işleri, aile bireylerine karşı sorumluluklar vs. Akşam olunca tekrar aynı sisteme geçerim. Bu şekilde devam ederim. Kitap okurken mutlaka not tutarım. Bunu çok önemsiyorum ve tavsiye isteyen arkad...
» Devamı için tıklayınız ...
Namaz Vakitleri
Şehir :