Makaleler > Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (K.s)
Kategoriler :
Yazarlar :
Görünüm :
Belâ ve Musîbetlere Sabır
Mevlâm’dan geliyor bizlere dertler Sabredersen kuzum, sevâbın katlar Peygamberi nasıl yemişti kurtlar Hazreti Eyyûb’a olanı düşün Kıymetli kardeşlerim! ‘Men arafe’ (Nefsini bilen Rabbini bilir)1 hadîsinin sırrına mazhar olanlara O’ndan gelen her cefâ, gül bahçesinde gül koklamak gibidir. Allah belâyı, mihneti, sıkıntıyı sevdiği kullarına verir. Bugüne kadar bu hep böyle oldu, böyle de olacak. Menkîbe kitaplarımızda Râbiatü’l-Adeviyye annemizin bir menkîbesi vardır. Naklederler ki, Râbia annemiz bir defa yedi gün yedi gece üst üste oruç tuttu ve de uyumadı. Yâni tam yedi gün; gündüz sâim, gece kâim oldu. Sekizinci gece, açlık belini bükünce nefsi feryâdı bastı: ‘Ey Râbia, bana neden bu kadar zahmet çektiriyorsun?’ Tam bu esnâda kapı çalındı. Komşulardan biri, bir çanak aş getirdi. Râbia çanağı aldı, bir tarafa koydu ve çırayı yakmaya gitti. Bu esnâda içeri giren bir kedi çanaktaki yemeği döküverdi. Râbia Sultan, bâri gideyim de su testisini getirip orucumu açayım diye düşündü. Testiyi a...
» Devamı için tıklayınız ...
Zikrullâh ile Îman Kuvvetlenir
Kıymetli kardeşlerim! Cenâb-ı Mevlâ, Kur’ân-ı Kerîm’inde şöyle buyuruyor: ‘Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri ürperir; kendilerine O (cc)’nun âyetleri okunduğunda (bu, onların) îmanlarını artırır ve (onlar yalnız) Rabblerine tevekkül ederler.’ (Enfâl 8/2.) Hakk’a inananları göstermek için bu âyet-i celîle kâfî. Hakk’a inanan kim, inanmayan kim, besbelli oluyor. Hakk’a inananlar Mevlâ’yı, berâber veya gizli bir şekilde, seher vaktinde hâcet kapıları ardına kadar açık olduğunda ‘Allah! Allah!’ diyerek, boyunlarını bükerek, gözlerinden yaşlar dökerek zikrederlerse, Arş-ı Âzam’ın gölgesinin altında gölgelenecek yedi sınıftan biri olmaya hak kazanırlar. Onun için Mevlâmızı zikredelim, boynumuzu bükelim, acziyetimizi idrâk edelim. Allah korkusundan kalblerimiz ürpersin. Allah (cc) zikredildiğinde, Allah lafza-i celâl’i duyulduğunda Hakk’a inananlar hemen belli oluveriyor. Hâlik-ı zü’l-Celâl’in âyet-i kerîmeleri okunduğunda -hele bir de ehil birisi tarafından tefs...
» Devamı için tıklayınız ...
Zikirle Geceleri İhyâ Eden Kalb
Kıymetli kardeşlerim! Ârifler ‘İnsan, âlem-i ekberdir’ demişlerdir, yani insan en büyük âlemdir. İnsanın bedenindeki kalb ise merkez-i umumîdir. Bir misalle bu meseleyi biraz izah etmeye çalışayım. Bir topluluğun karşısına konan büyük bir ayna düşünün, bu ayna binlerce insanı içinde çok rahat gösterebilir. O aynaya bakıldığında, karşısında on bin kişi de olsa hepsi onun içinde gibi görünür. Bütün ağaçlar, yer-gök, onlar da aynanın içinde yer bulurlar kendilerine. Nasıl ki ayna çok geniş bir alanı içine alıyor. İşte âlem-i ekber olanın insanın içindeki kalb de tıpkı bu ayna gibi âlemleri içine alacak denli bir büyüklüğe sahiptir. Sâmî Efendimiz (ks), ‘Kalpte, süveydâ-yı derûn noktası, göz bebeği gibi bir nokta bulunur’ buyurmuştur. O nokta Arş’ı, Kürsü’yü, Kalem’i, dünyayı, âhireti gösteren bir noktadır. Kardeşlerim, bizim kerâmete hiç meylimiz yok. Üstadımız (ks), bize bunu emretmedi. ‘Derslerinizi çekerken mânevî olarak bazı hallere erişirseniz, gözlerinizi açın. Şayet açmazsanız, ald...
» Devamı için tıklayınız ...
Her Nefeste Hakk’ı Zikretmek
Kıymetli kardeşlerim! Kalb, hayâtımızı idâme ettiren bir organımızdır. Ancak benim size anlatmak istediğim kalb, o kalb değil. Kalbin üzerinde gönül var. Gönlün içinde süveydâ-yı derûn noktası var aynen gözbebeği gibi. Güzel sesler işittiğin zaman gözünden yaş gelir. Tesirli sözler duydun mu hislenirsin. Bunlar süveydâ-yı derundandır. Gönül dediğimiz Âlem-i Emir’dendir, Âlem-i Halk’tan değildir. Âlem-i Halk’tan olsaydı et parçası olurdu. Bu konuda Üstâzımız Sâmî Ramazanoğlu’ndan (ks) öğrendiklerimi sizlere nakledeyim. Böyle gaflet ile on bin defa ‘Allah Allah’ demek hiçbir şey ifâde etmez. Kalbini, dilini ve kulağını bir edeceksin. Zikrederken baktın ki gaflet hâli geldi, başladın boş yere ‘Allah Allah’ demeye, hemen kendini kontrol edeceksin. İllâ ki gönlüne dikkat edeceksin. Gönlünü, süveydâ-yı derûnu gözetirsen Allâh’ı (cc) unutmazsın. Kalbin üzerinde lafza-i celâl yazılıdır. Sürekli olarak Allâh’ı hatırlatacak bir nokta var orada. Kalb, ‘Allâh Allâh’ demeye başlar. Kalb zikreder, s...
» Devamı için tıklayınız ...
Hakk’ı Zikir ve Ölüm Tefekkürü
Kıymetli kardeşlerim! Bize şahdamarımızdan daha yakın olan Allâhu zü’l-Celâl Hazretleri şöyle buyuruyor: ‘Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra ancak Bize döndürüleceksiniz.’ (Ankebût 29/57.) ‘Nerede olursanız olun, (hattâ) yüksek kalelerde bile olsanız, ölüm size yetişir.’ (Nisâ 4/78.) ‘Ey îmân edenler! Allâh’ı çokça zikredin!’ (Ahzâb 33/41.) ‘Bilesiniz ki, kalpler ancak Allâh’ın zikri ile mutmain olur.’ (Ra’d 13/28.) Bedenimizin hastalıkları olduğu gibi kalbimizin de hastalıkları vardır. Kalbî hastalıklar, Allâh’ı (cc) çokça zikir ve ölümü dâimâ tefekkür etmek sûretiyle şifâ bulur. Tarîkat-ı Âliyye’de ölüm tefekkürü, sâlikin âlî makâmlara yükselmesine vesîle olur. Ölüm tefekkürü; bizleri, daha bu dünyâda iken ‘ölmeden önce ölmenin’ sırrına vâkıf kılar. Dünyâ muhabbeti ile hastalanan kalbin şifâsı için âriflerin reçetesi, ölüm tefekkürüdür. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadîs-i şerîflerinde ‘Kalpten dünyâ muhabbetini sökücü ölümü çokça zikredin.’ (Tirmizi, Zühd 4; İbn Mace, Zühd 31.) buyur...
» Devamı için tıklayınız ...
Zikredenleri Arayan Melekler
Kıymetli kardeşlerim! Hz. Ebû Hureyre (ra) rivâyet ediyor: Rasûlullah (sav) buyurdular ki: ‘Allâh’ın, yeryüzünde dolaşıp Kendisini zikredenleri araştıran melekleri vardır. O melekler, Allâhu Teâlâ’yı zikreden bir cemâate rastlarlarsa, birbirlerini ‘Aradığınıza gelin!’ diye çağırırlar. (Hepsi gelip) onları kanatlarıyla kuşatarak dünya semâsına kadar orayı doldururlar. Allah, -kullarının hallerini en iyi bilen olduğu halde- meleklerine sorar: – Kullarım ne diyorlar? – Seni tesbîh ediyorlar. Seni zikrediyorlar. – Onlar Beni gördüler mi? – Hayır, yâ Rabbi! – Peki ya görselerdi ne yaparlardı? – Eğer seni görselerdi ibâdette çok daha ileri giderler; çok daha fazla ta’zim, çok daha fazla tesbihte bulunurlardı. – Kullarım Ben’den ne istiyorlar? – Sen’den, Cennet istiyorlar. – Onlar Cennet’i gördüler mi? – Hayır, ey Rabbimiz! – Ya görselerdi ne yaparlardı? – Eğer görselerdi, Cennet için daha çok hırs gösterirler, onu daha ısrarla isterler, ona daha çok rağbet gösterirlerdi. – Neden istiâze edi...
» Devamı için tıklayınız ...
Zikrin Hayırlısı Gizli Olanıdır
Eûzübillâhimineşşeytânirracîm: Reddolunmuş, kovulmuş şeytânın şerrinden Sana sığınırız yâ Rabbi! Bismillâhirrahmânirrahîm: Rahmân ve Rahîm olan Allâh’ımızın ismi ile başlarız sözlerimize. Besmelenin on dokuz harfi var. Besmelenin hürmetine Allâhımız, on dokuz zebânînin azâbından besmele çekenleri kurtaracak. İşlediğimiz küçük günahları; kıldığımız namazlar, çektiğimiz besmeleler affettirecek -inşâallah-. Lâ İlâhe İllallâh: Allah’tan başka ilâh yoktur. Tevhîdin harfleri yirmi dörttür. Okuduğumuz tevhîd, yirmi dört saatte işlediğimiz günahları mahvedecek; ateşin, kalayın içinde bakırı erittiği gibi eritecek inşâallah. Tevhîdi okurken, lafzatullâhı tekrâr ederken dudaklarımız hiç birbirine değmiyor. Çünkü tevhîdin içinde noktalı harf yok. Arapça’da birçok noktalı harf var ancak tevhîdin harfleri içinde hiçbir noktalı harf yok. İçimizden söylediğimizde kimse Allâh’ı (cc) zikrettiğimizi bilmez. Dudaklar yapışmaz. Efendimiz (sav): ‘Zikrin hayırlısı gizli olanı, rızkın hayırlısı kifâyet edeni...
» Devamı için tıklayınız ...
Allah Dostlarından Tavsiyeler
Kıymetli kardeşlerim! Allah dostlarının en büyük tavsiyesi budur: ‘Size tavsiye ederim ki gizlide ve açıkta, yalnız başınıza iken de insanlar arasındayken de Allah’tan sakınıp takvâ sâhibi olunuz!’ Çünkü Allah (cc), Sem’, Basar, Hayat, İlim, İrâde, Kudret, Kelâm, Tekvin sıfatlarının sâhibidir. O (cc), gecenin karanlığında kara taş üzerindeki kara karıncanın ayağının tıkırtısını bile duyar, görür, bilir. O karıncaya hareket kudretini veren de yine O’dur. Kişinin kalbinde gizlide ve açıkta Allah korkusu tahakkuk ettikten sonra, ona şu tavsiye edilir: ‘Az yemeyi, az söylemeyi, az uyumayı tavsiye ederim!’ Efendim, az yemek ne demek? Çok oruç tut demek. Az söyle ne demek? Çok zikret demek. Az uyumak ne demek? Çok gece namazı kıl demek. Gece namazının feyzi kalplerimize sinmeli ve gönüllerimizin yumuşamasına vesîle olmalıdır. Bu sâyede ne kadar merhametli, şefkatli, Raûf, Rahîm bir Rabb’in kulu ve yine aynı vasıfta bir peygamberin ümmeti olduğumuzu idrâk etmiş oluruz. Bilinen menkîbedir: Zât...
» Devamı için tıklayınız ...
Sadaka
Kıymetli kardeşlerim! Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki: ‘Sırf Allah rızâsı için verilen bir sadaka, bir zekât; sâhibinin elinden çıktığı zaman, sâil eline almadan, Allah Teâlâ Hazretleri kudret eline alıp kabûl buyurur.’ Yâni o sadakayı alan ile veren arasında Allâh’ın eli var. Cismâniyetten münezzeh olan Rabbimiz, önce alıp kabûl buyuruyor. Yine Habîb-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem (sav) Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde meâlen şöyle buyuruyorlar: Verilen sadaka şu sözleri sâhibine söyler: “Küçüktüm, büyüttün. Ben kıymet bakımından küçüktüm, beni feyiz ve bereketçe büyüttün. Hem dünyevî hem uhrevî olarak Allâh’ın fazlıyla bereketlendim. Düşman idim, dost ettin. Önce sana düşman idim. Çünkü zekâtı verilmeyen mal, âhirette yılan olup dilini sokacak. Ateşten çivi olup vücûduna çakılacak. Şimdi beni kendine dost ettin. Fânî idim, bâkî kıldın. Dünyâya sarf edilmekle fânî olacaktım, mahvolup gidecektim. Allah için vermekle beni bâkî kıldın. Seninle cennete berâber gireceğiz. Bir fakîre...
» Devamı için tıklayınız ...
Muhabbet-i Rasûlillah (sav)
Kıymetli kardeşlerim! Rabbimiz Âl-i İmrân sûresinin otuz birinci âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruyor: ‘Habîbim Ahmed, Resûlüm yâ Muhammed de ki: Eğer Allâh’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.’ Hadîs-i şerifte de buyurulur ki: ‘Bir defa bana salavât gönderene, Cenâb-ı Allah on defa rahmet eder.’[1] Tek bir salavât okuyacağız, Hâlik-ı Zül-Celâl on defa rahmet edecek. Niçin böyle? Peygamberimiz (sav) çok büyük olduğundan, Allah yanında çok sevgili olduğundan; Resûlullâh’ı (sav) memnûn edenlerden Allah da memnûn oluyor. Galip Efendi şöyle vasfediyor Peygamberimizi (sav): Hutben okunur minber-i iklîm-i bekâda, Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-i cezâda, Gülbank-ı kudûmun çalınır arş-ı Hüdâ’da, Esmâ-ı şerîfin anılır arz u semâda, Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammedsin Efendim, Hakk’tan bize Sultân-ı müeyyedsin Efendim Molla Câmî de: ‘Bahçe tarafına gitmiştim. Bütün gülleri açılmış gördüm. Gül bahçesinden Hz. Muham...
» Devamı için tıklayınız ...
Şerîat ve Tarîkat
Şerîatsız tarîk olmaz Câhil sofu dînin bilmez Belki câmiye de gelmez Bu kavimden kaçmak lâzım Kıymetli kardeşlerim! Sözü söylemek kolaydır. Fakat o sözde zikredilen vasıflara hakkıyla hâiz olmak ve o sözü yaşamak çok zordur. Beni dinlemek için bu mecliste toplanan cemâatin ayağının türâbıyım ben. Söylüyorum ama kendimde söylediklerim bulunuyor mu diye hep düşünüyorum. Televizyon ekranında seyreder gibi eski kusurlarımı seyrediyorum. Tâ âkil bâliğ olmazdan evvelki kusûrum Erciyes Dağı gibi gözüme görünüyor. Kendim iyi olmadan size nasıl öğüt veririm diye kendi kendime dertleniyorum. Bir defasında Sâmî Efendimiz’e bu hâlimi arz etmiştim. Efendimiz, ‘Hasan Efendi, sohbetlere devâm ediniz. Hâliniz iyi olmasa bile ihvânın gönüllerini yaptığınız için Allah sizi tefeyyüz ettirir.’ buyurdular. Doktor değilim. Hâzık tabîbin eczânesindeyim. Kim bir reçete getirirse o ilaçları veriyorum. Zamânında kullanın ölçüyü şaşırmayın da iyi olun, diye nasîhatte bulunuyorum. Kâmil bir mürşide bağlandınız mı...
» Devamı için tıklayınız ...
Îmânın Lezzetini Tadanlar
Kıymetli kardeşlerim! Mü’minler birbirine kenetlenen parçalardan meydana gelmiş bir binâ gibidirler. Mü’min, Allah için sever ve sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimsede hayır yoktur. Mü’min, kardeşini çok, kendini az düşünür, buyuruyor Resûlullah Efendimiz (sav) ve devâm ediyor: ‘Allâh’a yemîn ederim ki îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de kâmil mü’min olamazsınız.’1 Cennete girmenin ilk şartı îmandır. Elektrik îcâd etseniz de; taksiler, arabalar, uçaklar yapsanız da; füzelerle gökyüzüne çıksanız da îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Size bir şey söyleye­lim mi, onu yaptığınız takdirde sevişirsiniz. Aranızda selâmı yayı­nız. Hediyeleşiniz, muhabbetleşirsiniz. Diğer taraftan Allah Teâlâ bir hadis-i kudsî’de şöyle buyuruyor: ‘Benim için ziyâretleşen, sevişen, birbirine ikramda bulunan­ları müjdele Habîbim! Benim için birbirine itimâd edip de dost olanlara benim de muhabbetim tahakkuk etmiştir.’ Onun için, kardeşlerimizi çoğaltalım, birbirimizle muhabbetle­şeli...
» Devamı için tıklayınız ...
Erkeğin Vazîfesi
Kıymetli kardeşlerim! Rabbimiz Nisâ sûresi on dokuzuncu âyet-i kerîmede şöyle buyuruyor: ‘Kadınlarınızla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanma-dıysanız bile, olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda birçok hayır takdir etmiş bulunur.’(Nisa, 4/19.) Âile yuvasının saâdeti için kocanın da hanımına karşı sorumlulukları vardır. Bunları maddeler hâlinde kısa kısa izah edelim: 1. Dînini öğretmek: Farz, vâcip, müstehap olan din işlerini belletip, bid’atlerden muhafaza eylemek. 2. Rıfk, hilm ve güzel ahlâkla muamele eylemek. 3. Eve girince selâm verip, hatırını hoş eylemek. 4. Ev işlerinde yardım eylemek. 5. Hanımının, çoluk çocuğunun yiyecek ve giyeceklerini ve ev ihtiyaçlarını temin etmek. 6. Ayıplarını kapatmak ve dünyâ işlerindeki kusurlarını bağışlamak. 7. Kötü huylarına sabretmek. 8. Öfkelendiği zaman sükût ile karşılamak, kadını büyük günaha yetirmemek. 9. Ailesine son derece muhabbet göstermek ve sevgisini izhâr etmek. 10. Ev işlerinde müşâvere etmek. Evde ekmeğimiz, yağımı...
» Devamı için tıklayınız ...
Salavât-ı Şerîfe
Gelip kaldırdı dumanı Kula öğretti îmânı Resûldür etme gümânı Salavâta devam lâzım Kıymetli kardeşlerim! Cuma günü hutbede okunan meşhur âyet-i kerîmede Rabbimizin biz kullarına emrü fermânı şöyledir: ‘Hiç şüphesiz Allah ve melekleri Nebiy-yi Zîşân’a çokça salât ederler. Sizler de O’na salavât getirin ve tam bir teslimiyetle O’na selâm verin.’1 Âyetin önemini daha iyi bellememize yardımcı olacak birkaç da hadîs-i şerif nakledeyim sizlere. Resûlullah (sav) buyurdular ki: ‘Kim bana bir kere salavât okursa, Allah da ona on salât okur ve on günâhını affeder ve onun mertebesini on derece yükseltir.’2 ‘Kıyâmet günü bana insanların en yakını bana en çok salavât okuyandır.’3 ‘Gerçek cimri adım anıldığı zaman bana salavât okumayandır.’4 ‘Kim bana salavât getirmeyi unutursa ona cennetin yolu unutturulur.’5 Allah demek, tevhîdi zikretmek, salavât-ı şerîfe getirmek, Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîf okumak bizleri mâlâyânîden alıkoyan ‘Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî...
» Devamı için tıklayınız ...
Sadaka
Kıymetli kardeşlerim! Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki: ‘Sırf Allah rızası için verilen bir sadaka, bir zekât, sahibinin elinden çıktığı zaman, sâil eline almadan, Allah Teâlâ Hazretleri kudret eline alıp kabul buyurur.’ Yani o sadakayı alan ile veren arasında Allâh’ın eli var. Cismaniyetten münezzeh olan Rabbimiz, önce alıp kabul buyuruyor. Yine Habib-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem (sav) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde mealen şöyle buyuruyorlar. Can kulağıyla dinleyelim: Verilen sadaka şu sözleri sahibine söyler: Küçüktüm, büyüttün. Ben kıymet bakımından küçüktüm, beni feyiz ve bereketçe büyüttün. Hem dünyevi hem uhrevi olarak Allâh’ın fazlıyla bereketlendim. Düşman idim, dost ettin. Önce sana düşman idim. Çünkü zekâtı verilmeyen mal, ahirette yılan olup dilini sokacak. Ateşten çivi olup vücuduna çakılacak. Şimdi beni kendine dost ettin. Fani idim, bâki kıldın. Dünyaya sarf edilmekle fani olacaktım, mahvolup gidecektim. Allah için vermekle beni bâki kıldın. Seninle cennete bera...
» Devamı için tıklayınız ...
Kadir Gecesi
Kıymetli kardeşlerim! Rabbimiz Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri, Kadir sûresinde buyuruyor: ‘Biz onu (Kur’ân’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sana haber veren oldu mu? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Zira o gecede her iş hakkında birtakım emirler alarak Rablerinin izniyle melekler ve Cebrail yeryüzüne iner. O gece, ta güneşin doğuşuna kadar selâmettir.’ Bu gecede Rabbimizin rızası, hızlı yağan yağmurlar gibi akıyor, insanlığı cehalet karanlıklarından kurtaran Kur’ân'ımız bu gecede nazil oldu. Bin aydan hayırlı. Bin ayı hesap ettiniz mi? Tam seksen üç sene yapıyor. Kadir’imiz mübarek olsun. Cibril-i Emin ve melekler de âmin diyorlar. Şimdi yeryüzüne indiler, aramızdalar. Seslerini duyamıyoruz. Yalnız, Adana’da vaaz ederken, emekli bir cephe kumandanı: ‘Vallahi Hocam! Ben o gece meleklerin sesini duyuyordum’ dedi. Allâh’ın öyle kulağı açık kulları da var. Melekler, mü'minlerin namazlarını, teravihlerini, vaaz dinleyişlerini, zikirlerini seyretmeye gelir ve onl...
» Devamı için tıklayınız ...
«12345»
Namaz Vakitleri
Şehir :