Makaleler > Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (K.s)
Kategoriler :
Yazarlar :
Görünüm :
Şerîat ve Tarîkat
Şerîatsız tarîk olmaz Câhil sofu dînin bilmez Belki câmiye de gelmez Bu kavimden kaçmak lâzım Kıymetli kardeşlerim! Sözü söylemek kolaydır. Fakat o sözde zikredilen vasıflara hakkıyla hâiz olmak ve o sözü yaşamak çok zordur. Beni dinlemek için bu mecliste toplanan cemâatin ayağının türâbıyım ben. Söylüyorum ama kendimde söylediklerim bulunuyor mu diye hep düşünüyorum. Televizyon ekranında seyreder gibi eski kusurlarımı seyrediyorum. Tâ âkil bâliğ olmazdan evvelki kusûrum Erciyes Dağı gibi gözüme görünüyor. Kendim iyi olmadan size nasıl öğüt veririm diye kendi kendime dertleniyorum. Bir defasında Sâmî Efendimiz’e bu hâlimi arz etmiştim. Efendimiz, ‘Hasan Efendi, sohbetlere devâm ediniz. Hâliniz iyi olmasa bile ihvânın gönüllerini yaptığınız için Allah sizi tefeyyüz ettirir.’ buyurdular. Doktor değilim. Hâzık tabîbin eczânesindeyim. Kim bir reçete getirirse o ilaçları veriyorum. Zamânında kullanın ölçüyü şaşırmayın da iyi olun, diye nasîhatte bulunuyorum. Kâmil bir mürşide bağlandınız mı...
» Devamı için tıklayınız ...
Îmânın Lezzetini Tadanlar
Kıymetli kardeşlerim! Mü’minler birbirine kenetlenen parçalardan meydana gelmiş bir binâ gibidirler. Mü’min, Allah için sever ve sevilir. Sevmeyen ve sevilmeyen kimsede hayır yoktur. Mü’min, kardeşini çok, kendini az düşünür, buyuruyor Resûlullah Efendimiz (sav) ve devâm ediyor: ‘Allâh’a yemîn ederim ki îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de kâmil mü’min olamazsınız.’1 Cennete girmenin ilk şartı îmandır. Elektrik îcâd etseniz de; taksiler, arabalar, uçaklar yapsanız da; füzelerle gökyüzüne çıksanız da îmân etmedikçe cennete giremezsiniz. Size bir şey söyleye­lim mi, onu yaptığınız takdirde sevişirsiniz. Aranızda selâmı yayı­nız. Hediyeleşiniz, muhabbetleşirsiniz. Diğer taraftan Allah Teâlâ bir hadis-i kudsî’de şöyle buyuruyor: ‘Benim için ziyâretleşen, sevişen, birbirine ikramda bulunan­ları müjdele Habîbim! Benim için birbirine itimâd edip de dost olanlara benim de muhabbetim tahakkuk etmiştir.’ Onun için, kardeşlerimizi çoğaltalım, birbirimizle muhabbetle­şeli...
» Devamı için tıklayınız ...
Erkeğin Vazîfesi
Kıymetli kardeşlerim! Rabbimiz Nisâ sûresi on dokuzuncu âyet-i kerîmede şöyle buyuruyor: ‘Kadınlarınızla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanma-dıysanız bile, olabilir ki bir şey sizin hoşunuza gitmez de Allah onda birçok hayır takdir etmiş bulunur.’(Nisa, 4/19.) Âile yuvasının saâdeti için kocanın da hanımına karşı sorumlulukları vardır. Bunları maddeler hâlinde kısa kısa izah edelim: 1. Dînini öğretmek: Farz, vâcip, müstehap olan din işlerini belletip, bid’atlerden muhafaza eylemek. 2. Rıfk, hilm ve güzel ahlâkla muamele eylemek. 3. Eve girince selâm verip, hatırını hoş eylemek. 4. Ev işlerinde yardım eylemek. 5. Hanımının, çoluk çocuğunun yiyecek ve giyeceklerini ve ev ihtiyaçlarını temin etmek. 6. Ayıplarını kapatmak ve dünyâ işlerindeki kusurlarını bağışlamak. 7. Kötü huylarına sabretmek. 8. Öfkelendiği zaman sükût ile karşılamak, kadını büyük günaha yetirmemek. 9. Ailesine son derece muhabbet göstermek ve sevgisini izhâr etmek. 10. Ev işlerinde müşâvere etmek. Evde ekmeğimiz, yağımı...
» Devamı için tıklayınız ...
Salavât-ı Şerîfe
Gelip kaldırdı dumanı Kula öğretti îmânı Resûldür etme gümânı Salavâta devam lâzım Kıymetli kardeşlerim! Cuma günü hutbede okunan meşhur âyet-i kerîmede Rabbimizin biz kullarına emrü fermânı şöyledir: ‘Hiç şüphesiz Allah ve melekleri Nebiy-yi Zîşân’a çokça salât ederler. Sizler de O’na salavât getirin ve tam bir teslimiyetle O’na selâm verin.’1 Âyetin önemini daha iyi bellememize yardımcı olacak birkaç da hadîs-i şerif nakledeyim sizlere. Resûlullah (sav) buyurdular ki: ‘Kim bana bir kere salavât okursa, Allah da ona on salât okur ve on günâhını affeder ve onun mertebesini on derece yükseltir.’2 ‘Kıyâmet günü bana insanların en yakını bana en çok salavât okuyandır.’3 ‘Gerçek cimri adım anıldığı zaman bana salavât okumayandır.’4 ‘Kim bana salavât getirmeyi unutursa ona cennetin yolu unutturulur.’5 Allah demek, tevhîdi zikretmek, salavât-ı şerîfe getirmek, Kur’ân-ı Kerîm ve hadîs-i şerîf okumak bizleri mâlâyânîden alıkoyan ‘Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî...
» Devamı için tıklayınız ...
Sadaka
Kıymetli kardeşlerim! Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki: ‘Sırf Allah rızası için verilen bir sadaka, bir zekât, sahibinin elinden çıktığı zaman, sâil eline almadan, Allah Teâlâ Hazretleri kudret eline alıp kabul buyurur.’ Yani o sadakayı alan ile veren arasında Allâh’ın eli var. Cismaniyetten münezzeh olan Rabbimiz, önce alıp kabul buyuruyor. Yine Habib-i Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem (sav) Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde mealen şöyle buyuruyorlar. Can kulağıyla dinleyelim: Verilen sadaka şu sözleri sahibine söyler: Küçüktüm, büyüttün. Ben kıymet bakımından küçüktüm, beni feyiz ve bereketçe büyüttün. Hem dünyevi hem uhrevi olarak Allâh’ın fazlıyla bereketlendim. Düşman idim, dost ettin. Önce sana düşman idim. Çünkü zekâtı verilmeyen mal, ahirette yılan olup dilini sokacak. Ateşten çivi olup vücuduna çakılacak. Şimdi beni kendine dost ettin. Fani idim, bâki kıldın. Dünyaya sarf edilmekle fani olacaktım, mahvolup gidecektim. Allah için vermekle beni bâki kıldın. Seninle cennete bera...
» Devamı için tıklayınız ...
Kadir Gecesi
Kıymetli kardeşlerim! Rabbimiz Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri, Kadir sûresinde buyuruyor: ‘Biz onu (Kur’ân’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sana haber veren oldu mu? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Zira o gecede her iş hakkında birtakım emirler alarak Rablerinin izniyle melekler ve Cebrail yeryüzüne iner. O gece, ta güneşin doğuşuna kadar selâmettir.’ Bu gecede Rabbimizin rızası, hızlı yağan yağmurlar gibi akıyor, insanlığı cehalet karanlıklarından kurtaran Kur’ân'ımız bu gecede nazil oldu. Bin aydan hayırlı. Bin ayı hesap ettiniz mi? Tam seksen üç sene yapıyor. Kadir’imiz mübarek olsun. Cibril-i Emin ve melekler de âmin diyorlar. Şimdi yeryüzüne indiler, aramızdalar. Seslerini duyamıyoruz. Yalnız, Adana’da vaaz ederken, emekli bir cephe kumandanı: ‘Vallahi Hocam! Ben o gece meleklerin sesini duyuyordum’ dedi. Allâh’ın öyle kulağı açık kulları da var. Melekler, mü'minlerin namazlarını, teravihlerini, vaaz dinleyişlerini, zikirlerini seyretmeye gelir ve onl...
» Devamı için tıklayınız ...
İnsanlık Âleminin Mürşidi: Hz. Muhammed (sav)
Kıymetli kardeşlerim! Sizlere nebîlerin ser-tâcı, velîlerin rehberi Hz. Muhammed Mustafâ’dan (sav) söz etmek istiyorum. Âlem-i mânâda Allah Teâlâ, peygamberlerine teker teker şöyle sorar: - Sen kimsin yâ Âdem! - Ben Âdem safiyyullâh’ım. - Sen kimsin yâ İbrâhîm! - İbrâhîm halîlullâh’ım. - Sen kimsin yâ Mûsâ! - Mûsâ kelîmullâh’ım. - Sen kimsin yâ îsâ! - îsâ rûhullâh’ım. -Sen kimsin yâ Muhammed! - Ene fakîru’l-fukarâ (Ben fakirlerin fakîriyim). Bu cevâba binâen Mevlâmız buyururlar ki: - Sen kazananlardan oldun yâ Muhammed! Bütün peygamberlerin serdârı sensin! Muhammed Mustafa (sav), Rabbü’l-âlemînin biricik sevgilisidir. Cenâb-ı Mevlâ, sevdiklerini hep O’nun (sav) için seviyor; O’nun (sav) yüzü suyu hürmetine kullarına rahmetiyle muâmele ediyor. Âhirette de mü’minler O’nun (sav) şefâati ile Cennet’e girecekler, biiznillâhi Teâlâ. Rasûlullâh (sav), bütün vasıflarında tek ve eşsizdir. Diğer peygamberlerde de o vasıflar var elbette. Ancak bütün bu güzellikler en kâmil anlamıyla Peygamber Efe...
» Devamı için tıklayınız ...
Cemiyette Huzûrun Şartı
Kıymetli kardeşlerim! Madden ve mânen huzurlu bir cemiyet için gerekli şart fitneden kaçınmaktır. Âyet-i Kerîme’de Allah Teâlâ: “Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür.” (Bakara, 191.) buyurmaktadır. Rasûl-i Zîşan ise fitne hakkında şöyle buyurur: “Fitne uykudadır, uyandırana Allah lânet etsin!” Fitne insanları sıkıntıya, belâya düşürmek, insanlar arasında ayrılık çıkartıp arabozuculuk yapmaktır. Kim fitneyi söz veya davranışla uyandırırsa Allah (cc) ona lânet etsin buyuruyor Peygamberimiz (sav). Şeytâna lânet okur gibi fitne çıkarana lânet okuyor Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Rasûl-i Ekrem. Neden acaba? Çünkü fitne çıkaran fitnecilik yaparak cemiyetin huzûrunu bozuyor, din kardeşlerinin arasına giriyor, düşüncelerine fesad karıştırıyor. Fitneye sebebiyet verileceği anlaşıldığı zaman sükût etmek gerekir. Allah rızâsı için, fitneye sebebiyet vermeyelim, böyle durumlarda sükût edelim. Olgun olalım, olgun olalım, olgun olalım! Olgunluk ise ibâdet ü tâatle mümkündür. İnsan ibâdetle yaşar...
» Devamı için tıklayınız ...
Azîmetle Amel -1-
Bilin Muhammed Mustafa Vazîfeyi etti îfâ Âl u Ashâb rûha safâ Yollarından gitmek lâzım Kıymetli kardeşlerim! Azîmetle amel, bir işi sâdece Allah rızâsı için yapmaktır. Peygamberimiz’in (sav) hiçbir ücreti yoktu. Tebliği karşılığında hiçbir ücret almadı, talep de etmedi. Her yaptığını ücretsiz yaptı. Allah rızâsı için yaptı. Azîmetle amel etti. Azîmetle amel etmek, ruhsatlara kanmamak; kişinin dîninin doğruluğundandır. Bu bahsin iyice açıklanması lâzımdır. Yoksa kolay kolay anlaşılmaz. Meselâ ücret mukâbilinde Kur’ân-ı Kerîm okutmak. Ulemâmız buna ruhsat vermiştir; okutun ücretini de alın diye. Lâkin Peygamber Efendimiz aleyhissalâtu vesselâm zamânında Kur’ân okutmanın ücreti yoktu. Azîmetle amel, onu Allah rızâsı için okutmaktır. Vaaz vermek ücretli değil idi. Fukahâmız buna ruhsat verdi. Azîmetle amel edeceğim dersen, vaazının karşılığında para almaman lâzım gelir. Kıymetli pederim bu konuda bize hiçbir zaman ruhsat ile amel ettirmedi. Tahârette, abdestte şimdi nasıl yapıyorsak öyle s...
» Devamı için tıklayınız ...
Muhabbetten Cennete II
Kıymetli Kardeşlerim! Bir âyet-i celîlede Mevlâmız cenneti şöyle tasvir ediyor: “Sabretmelerine karşılık Allah onlara cenneti ve (cennetteki) ipekleri lütfeder. Orada koltuklara kurulmuş olarak bulunurlar; ne yakıcı sıcak görülür ne de dondurucu soğuk orada. (Cennet ağaçlarının) gölgeleri üzerlerine sarkar; kolayca koparılabilen meyveleri istifâdelerine sunulur.” (insan, 12-14.) Gözlerin görmediği, akla hayâle gelmeyen nimetler mevcut orada. Ne kadar yersen ye; rahatsızlık vermez. Kendiliğinden hazmedilir. Cennet-i a’lâ’nın her yeri müzeyyen olduğu için def-i hâcet ihtiyâcı yok orada. Kevser ırmağından ne kadar içersen iç, bunlar, alnımızdan çıkacak bir terle hazmedilecek. Peygamberimiz’in (sav) havz-ı kevser’i bir aylık yol kadar geniş, suyu kardan daha beyaz, kokusu miskten daha güzel, bardakları yıldızlardan daha çok. Ne şekere ne bala benzer. Bütün mü’minler Peygamberimiz’in (sav) yanına, havz-ı kevser’in etrâfına toplanacağız inşâallah. Efendimiz: “Benim havzım Eyle ile Aden arası...
» Devamı için tıklayınız ...
Muhabbetten Cennete
Kıymetli kardeşlerim! Mevlâmız Kur’ân-ı Kerîm’inde: “Mü’minler ancak kardeştirler.” (Hucurat, 10.) buyuruyor. Yâni îmanda kardeşiz. Bu, ana-baba bir kardeşliğinden çok daha üstündür. Din kardeşliği toprak kardeşliğiyle kıyas kabûl etmez. Bütün dünyâyı terâzinin bir gözüne koysanız, îmânın zerresine mukâbil gelemez. Allah bizi îmandan ayırmasın! İşte o îman ki bizi cennete götürüyor. Ne kadar kıymetli ki; bir tuğlası altından, bir tuğlası gümüşten, toprakları zebercedden olan cenneti kazandırıyor. Hûriler’e, Ğılmanlar’a, Vildanlar’a ulaştırıyor. Muhammed Mustafâ (sav) Efendimiz’in sohbetine, Allâh’ın cemâl ü bâ kemâline kavuşturuyor. Allâh’ın cemâlini görmemize sebep oluyor îman kardeşliğimiz. Cennet-i a’lâ Kur’ân-ı Kerîm’de vasfedilmiş. Bizim dillerimiz kâfi gelmez onu vasfetmeye. Peygamberimiz (sav) Kur’ân’da övülmüş, biz nasıl anlatabiliriz? Denizler mürekkep olsa, yer-gök kâğıt olsa; bütün insan, cin, melek kâtip olsa, Muhammed Mustafâ’yı (sav) vasfetmeye çalışsalar denizden bir dam...
» Devamı için tıklayınız ...
Kardeşlik ve İyilik
Kıymetli Kardeşlerim! İki cihan güneşi, efendiler efendisi Muhammed Mustafâ (sav), her biri cevâmiu’l-kelîm olan hadîs-i şeriflerinde bize Allâh’ın rızasını nasıl bulacağımızı târif ediyor. Biz O’nu (sav) dinleyeceğiz, O'na (sav) tâbi olacağız, sünnetine ittibâ edeceğiz, hadislerinin gereğince amel edeceğiz, ahlâk-ı peygamberî ile ahlâklanacağız ki iki cihan saadetini elde edelim. “Allah kendisinden râzı olduğu hâlde O’na kavuşmak isteyenler bana çokça salâtu selâm göndersinler.” Dîn-i İslâm gelince Medîne’deki Evs ve Hazrec kabilelerini birbirine kardeş etti. Mekke-i Mükerreme’den gelen Muhacirlerle Medîne-i Münevvere’deki Ensar arasında da çok muhabbet vardı. Can oldular. Muhacir kim? Peygamberimiz (sav) dâhil hepsi muhacir. Sıddîk-i Âzam muhacir, Ömerü’l-Fâruk muhacir, Osman-ı Zinnûreyn muhacir, Aliyye’l-Murtazâ muhacir; Hz. Talha, Hz. Zübeyr, böyle yüzlerce sahâbe-i kirâm Mekke'den Medîne’ye hicret etmiş. Peygamberimiz (sav) “Muhacir kardeşlerinizi evlerinize götürün, misâfir edin....
» Devamı için tıklayınız ...
Allah Dostlarından Tavsiyeler
Kıymetli Kardeşlerim! Allah dostlarının en büyük tavsiyesi budur: “Size tavsiye ederim ki gizlide ve açıkta, yalnız başınıza iken de insanlar arasındayken de Allah’tan sakınıp takvâ sâhibi olunuz!” Çünkü Allah (cc) Sem’, Basar, Hayat, İlim, İrâde, Kudret, Kelâm, Tekvin sıfatlarının sâhibidir. O (cc), gecenin karanlığında kara taş üzerindeki kara karıncanın ayağının tıkırtısını bile duyar, görür, bilir. O karıncaya hareket kudretini veren de yine O’dur. “Az yemeyi, az söylemeyi, az uyumayı tavsiye ederim!” Efendim, az yemek ne demek? Çok oruç tut demek. Az söyle ne demek? Çok zikret demek. Az uyumak ne demek? Çok gece namazı kıl demek. Gece namazının feyzi kalplerimize sinmeli ve gönüllerimizin yumuşamasına vesîle olmalıdır. Bu sâyede, ne kadar merhametli şefkatli, Raûf Rahîm bir Rabb’in kulu ve yine aynı vasıfta bir peygamberin ümmeti olduğumuzu idrâk etmiş oluruz. Sâmi Efendi Hazretleri (ks) bir keresinde oruç ve zikrin fazîletlerini şöyle anlatmıştı: Bir lamba düşünün. Lamba yana yan...
» Devamı için tıklayınız ...
Şüpheli Şeylerden Kaçınmak
Rabbimiz Kur’ân’ında buyuruyor ki: “Yâ Muhammedi Sen nasîhat et! Şüphesiz nasîhat mü’minlere fayda verir.” (Zâriyât, 55) Mü’min üç gün vaaz ve nasîhat dinlemezse kalp kararmaya başlar. Yağmur görmeyen tarla gibi olur. Onun için Üstâdımız (ks) Hazretleri öğüt veriyor: Benim evlatlarım Kur’ân okusunlar. Kur’ân okuyan Rabbımızla konuşmuş gibi sevap alır. intisâb eden evlatlarına altmış yaşında bile olsa derhâl bir elif-ba cüzü alıp Kur'ân öğrenmeyi tavsiye buyururlardı. Fıkıh ile Hadis öğrenin, ilmihâl kitaplarını elinize alıp helâlleri, haramları; namazın, orucun, haccın farzlarını, vâciplerini, sünnetlerini belleyin. Namazı cemaatle kılasınız. Hastalık vb. bir mâni yoksa cemaati terketmeyin. Cemaatle namaz kılmak çok tatlı olur, sevaplı olur. Az ye, az uyu, az konuş. Tezkiratül-Evliyâ’da deniliyor ki: Az ye ki oruç tutasın, Az uyu ki geceleri namaz kılasın, Az konuş ki Allâh’ı çokça zikredesin. Çarşambalı Abdullah Efendi’yle Kayseri’de geziyorduk. Baktım dili hiç durmuyor. ‘Sen sabahley...
» Devamı için tıklayınız ...
Âriflere Göre Güzel Ahlâk
Kıymetli Kardeşlerim! İslâm ârifleri, insanlığın saâdeti için gerekli olan güzel ahlâk mevzuunda muhtelif târifler yapmışlardır. Hasan-ı Basrî (ks) Güzel Ahlâkı; “1- Güler Yüz 2- Bol İhsan ve 3- Men-i Ezâ, yâni insanların herhangi bir sıkıntısını gidermek” şeklinde açıklar. Nitekim îman yetmiş şûbe olup birinci şûbesi şehâdet, yetmişinci şûbesi de insanlara ezâ veren diken, taş vb. şeyleri kaldırmaktır (imâtetü’l-ezâ ani’t-tarîk). Buna göre insanlığa yapılan bütün iyilikler îmânın bir şûbesi olmaktadır. Abdulkâdir Geylânî Hazretleri’nden (ks) şöyle naklolunur: “Ben geceleri namaz kılmak, gündüzleri oruç tutmak ve ilim öğrenmekle bu dereceye vâsıl olmadım. Ancak kerem ve sehâ, tevâzu ve selâmet-i sadr ile mânevî güzelliklere vâsıl oldum. Herkese iyilik yapardım, Allâh’ın nimetlerinden ikrâm ederdim. Ayrıca, nefsimi herkesten aşağı bilir (ahkaru’l-ibâd), onu aşağılardım. Yalnızca Allah vardı gönlümde, mâ-sivâ sevgisi ise asla yer etmedi orada.” Cümle günahların başı dünyâ muhabbetidir. S...
» Devamı için tıklayınız ...
Âriflere Göre Güzel Ahlâk (1)
Kıymetli kardeşlerim! İslâm ârifleri, insanlığın saadeti için gerekli olan güzel ahlâk mevzuunda muhtelif târifler yapmışlardır. Hz. Ali’ye (Ra) Güzel Ahlâk: HARAMLARDAN SAKINMAK Haramlardan sakınmak, başkasının ırzına namusuna bakmamak; şehvet gözüyle değil şefkat gözüyle bakmak, hıyânet gözüyle değil siyânet gözüyle bakmaktır. HELÂL RIZIK TALEP ETMEK Rızkın helâlinden olması, şüpheli şeylerden uzak durmak ve vera’ ölçüsünde hareket etmekle olur. Rızık helâl olmazsa ibâdet ü tâatten, yapmış olduğumuz evrâd ü ezkârdan mânevî haz alamayız. EHLÜ İYÂLİYLE HOŞ GEÇİNMEK Âilesi ve çocuklarına karşı rahmetle muamelede bulunmak, güzel ahlâkın olmazsa olmaz şartlarındandır. Toplumda öyle kimseler var ki âilesine karşı zâlim kesiliyor. Çocuğuna tokat vuruyor burnunu kanatıyor. Kendi öfkesini teskin için kaldırıp yere çarpıyor ciğerpâresini. Olur mu kardeşlerim, hiç Allah râzı olur mu? ABDULLAH TÜSTERÎ (ks) GÜZEL AHLÂKI ÜÇ ANA ESASTA TOPLAR: Halktan Gelen Bütün Ezâlara Tahammül Etmek Yâni Hazreti...
» Devamı için tıklayınız ...
«12345»
Namaz Vakitleri
Şehir :