Makaleler > Hamdi BOYDAK
Kategoriler :
Yazarlar :
Görünüm :
Yardım ve Organizasyon
Allah insanları birbirlerine muhtaç olarak yaratmıştır. Hiçbir yardım almadan ve hiçbir yardım yapmadan bir insan ömrünün geçmesi mümkün değildir. Bu yardım işinin kişisel ve toplumsal yönleri ve diğer meseleleri üzerine çok şeyler söylenebilir ama biz bu yazımızda organizasyon ağırlıklı bazı açılımlar üzerinde durmak istiyoruz. Zîrâ bir vücûdun organları arasında nasıl bir bütünlük ve uyum varsa; yapacağımız yardım işlerinin de düzenli, dengeli ve yeterli olmasına dikkat edeceğiz. Şunu aslâ unutmayacağız: Zaman ve imkân çok önemlidir. Bu ikisini çok iyi kullanmak mecburiyetindeyiz. İşte bu mecburiyet karşımıza organizasyonu çıkarıyor, yardım organizasyonculuğunun meseleleri ve çözümleri üzerine kafa yormamızı ve güç ortaya koymamızı gerektiriyor. Yardımın en yakından en uzağa veya en acil ve muhtaç olandan en son ve en az muhtaç olana doğru sıralanması esastır. Bu sebepledir ki önce kendimizden ve âilemizden başlayacağız. İnsan, hayvan, bitki ve diğer varlıklara sırasıyla uzanacağız. ...
» Devamı için tıklayınız ...
Peygamber (sav) Günlüğü ve Biz - 1
Her birimiz hiç şüphesiz ki her peygamberin günlüğünü merak etmişizdir. Özellikle de Sevgili Peygamberimizin her bir günü veya her bir yirmi dört saatini nasıl geçirdiğinin bilgisine sahip olmak arzusunu taşımışızdır. Zîrâ peygamberler insanların rehberi ve örnek alınan imamlarıdırlar. Peygamberler arasında Allah’ın yemin ettiği tek peygamber olan (Hicr, 72) Sevgili Peygamberimizin hayâtı apayrı bir önem taşımaktadır. O’nun hayâtı aynı zamanda bizlere Allah tarafından titizlikle izlenilmesi gereken en güzel örnek (Ahzab, 21) olarak takdim edilmiştir. Zikre değer ve işe yarar bir hayat sürmek isteyenlerin mutlaka O’na uyması gerekecektir (Enfal, 24). Dünya kurulduğundan beri ayların sayısı on ikidir (Tevbe, 36). Bir gün ise bilindiği üzere yirmi dört saattir. Bu herkes ve hepimiz için böyledir. Ayrıca yüce Mevlâmızın Rahmân Sûresi’nin yirmi dokuzuncu âyetinde “O, her gün bir iştedir” buyurması bizim için çok mânidârdır. Demek ki her ânımızın, her günümüzün kıymetini bilip onu en verimli...
» Devamı için tıklayınız ...
Kur’ân’dan Al Haberi!
İnsanın her şeyden haberdar olma merakı vardır. Birbiri ile karşılaşanın bir diğerine ilk sorduğu sorulardan biri mutlaka ne var ne yok, ne haber vs. olmaktadır. Müjdeli haber ile karalı haber ayrımı yaparız. Habersiz yaşamaya iyi gözle bakmayız. Bir şeyden haberi yok deriz. Kur’ân bize bizden haberler verir. “Allah’tan geldik ve Allah’a döneceğiz (Bakara,156)” haberinin hemen ardından aklımıza Rabbimizle münasebetimiz gelir. Bunu ifade için de yeni bir haberle karşılaşırız. Bu aynı zamanda haber ve insan ilişkisinde izah sadedinde önemli bir yere sahiptir. “Kıyamet gününde, biz bundan habersizdik demeyesiniz diye Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı, onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (Onlar da), Evet (buna) şahit olduk, dediler (Araf,172)”. Sıra neden ve niçine gelir. Onun cevabı da şu âyeti kerime ile verilir: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım (Zariyat,56)”. Sufiler en yüksek man...
» Devamı için tıklayınız ...
Yahyalı Dergâhı Şifa Kaynağı
Beden ve ruh sağlığı konusu hepimizi ilgilendiren bir konudur. Sağlığı korumak ve hastalık halinde şifa aramak durumundayız. Bunları gerçekleştirirken de dikkat etmemiz gereken maddi ve mânevî hususlar vardır. Başta yeterli ve dengeli beslenme, sonra uygun çevre, moral ve spor gibi unsurlara dikkatlerimiz çekilmektedir. Bunları gerçekleştirebilmek için de bilgi ve imkân gerekmektedir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz (sav)’in tıpla ilgili tavsiye ve uygulamalarına Tıbb-ı Nebevî diyoruz. Buna dair yazılmış birçok makale ve kitap vardır. Sufi gelenekte de tıp önemli yer tutar. Zira kulluk ancak sıhhatli ve sağlam bir beden ile ruh istediği gibi uygun ortam ve şartların da olmasını ister. Bu sebepten dolayıdır ki her bir âlim ve mürşit sanki bir tıp doktoruymuş gibi kendilerine sağlık konusunda da müracaat edilmiştir. Onlar da ya tıp tahsil etmişler veya edenlerle dirsek teması içinde olmuşlardır. Tarih-i İslâm boyunca din âlimlerinin tıp doktorlarına; tıp doktorlar...
» Devamı için tıklayınız ...
Dergâhı Gençlerin Sığınağı Oldu
Gençlerin Yahyalı Dergâhına rağbeti hep irdelenmiş ve üzerinde bir hayli olumlu kanaatler belirtilmiştir. Olumsuzluklar ise sadece belli çevrelerden gelmiştir. Bunun temeli ise ya dinsizlikti ya dengesizlik veya densizlikti. Yoksa aklı başında ve sağduyu sahibi olan birinden böyle şeylerin beklenmesi bile tahayyül edilemez. Umre ziyaretimiz esnasında Mekke-i Mükerreme’de merhum üstâdımızı rüyâmda görmüştüm. Baktım, gençlik hâli. Buna taaccü ettiğimin farkına vardı, “Oğlum gençleştim de geldim” buyurdular. Demek ki, âhirette hep genç olunacak ve hep genç kalınacak. İşte gençlik bize ilk önce âhireti hatırlatıyor. Zaten dünyada da bir insan en sıhhatli cevvâl ve verimli zamanı, en hoş ve güzel çağı, dikkat çeken ve rağbet edilen dönemi hep gençlik ânı oluyor. Gençlik bu anlamda hem bugün hem yarın demektir. Öyleyse geçmişi canlandıracak, bugünü ayakta tutacak ve yarını kuracak olan bu dönem çok önemlidir. Önemine binâen de insanlık gençliğe hep değer vermiş, veriyor ve verecektir de. Hem...
» Devamı için tıklayınız ...
Allah (cc) Misafiri
Misafirperveriz çünkü İbrahim(a.s.)’ın milletindeniz. İbrahim(a.s.)’ın misafirsiz yemek yemediğini hepimiz biliriz. Millî kültürümüz misafiri Tanrı misafiri olarak tanımlar. Yani mülkün sahibi Allah’tır, kullar da Allah’ındır. Öyleyse o mülkü o kullarla buluşturmak ancak misafirlikle mümkün olmaktadır. Aksi takdirde kul hakkı doğacaktır. Allah’ın ikramı bizim vasıtamızla oluyor ki bizi halife tayin etmiştir. Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanmamız gerekiyor. Öyleyse cömert olacağız, cimri olmayacağız. Herkese yâr yani yardımcı olacağız. Kimseye bâr yani yük olmayacağız. Peygamberin ahlâkı ile ahlâklanacağız ve hanemizin kapılarını açacağız. Böylece iki cihan güneşinin talimatına harfiyyen uymuş olacağız. Zira O, “evin zekâtı misafir ağırlamaktır” buyurarak bir misafirhanenin sahibi ve meskûnu olduğumuzun farkına varacağız ve dünyaya bel bağlamayacağız. Dünyayı önümüze değil arkamıza alacağız. İşte misafirperverlikte bu incelikler vardır. Merhum Üstâdımız, misafir için can atan ve gerçek mânâ...
» Devamı için tıklayınız ...
Peygamber Ocağı
Muhterem Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi, sevenlerine hitap ederken; “Yolumuzun ve üstatlarımızın kadir ve kıymetini bilelim” der. Bununla da Peygamber Efendimiz (sav)’e irtibatı ve ittibayı kasteder. Zira O ve ondan öncekiler Peygamberimiz (sav)’den izinsiz ve icazetsiz bir iş yapmamışlardır. En başta şunu kaydedelim ki, ‘Sadat-ı Nakşıbendiyye Hazaratı’nın itikadı ehlisünnet velcemaat itikadıdır’ derler. Bununla da tarikatımız, Tarikat-ı Muhammediye’dir demek isterler. Genel anlamda ise Yunus Emre’nin şu beyti hepimiz ve herkes için –bir tarikat mensubunun ağzından- söylenmiştir. Başka türlüsü de zaten muhaldir. Sen hak peygambersin şeksiz gümansız Sana inanmayanlar gider imansız Malum olduğu üzere Peygamber kendiliğinden ortaya çıkmış değildir. O’nu elçi olarak, Peygamber olarak Cenab-ı Hak göndermiştir, görevlendirmiştir. Bundan dolayıdır ki Peygambere itaat Allah’a itaat olarak beyan edilmiştir(Nisa, 80). Peygamberin görevlendirdiğine itaat de peygambere itaat olarak bildirilmiştir. C...
» Devamı için tıklayınız ...
Mânevî Eğitim ve Esasları
Mü’minin mânevî terbiyesi ve gelişimi sadece kendi azmi ve gayreti ile gerçekleştirilemez. Onun bu alanda bir mürebbiye ihtiyacı vardır. Bu hususun altını çizen Hacı Hasan Efendi (ks)şöyle derlerdi: “İman mü’minin tek dost kuvveti iken, nefis ve şeytan ise iki düşmanıdır.” Bu iman kuvvetinin yanına bir de mürşid-i kâmili katmalıdır ki, o iki düşmana galebe kolay ve kesin olsun. Bakınız mürşitsiz kemale erenler çok nadirattan iken, dergâhlardan sayısı bellisiz nice mürşid-i kâmiller çıkmıştır. Ayrıca konuya açıklık getirmek üzere kendi kendine yetişen ağaçların ve meyvelerinin durumu ile bahçıcan nezaretinde aşılanan ve yetiştirilen ağaçların e meyvelerin durumunu misal verirlerdi. Dağ eriği ve dağ armudu ile bahçelerde aşılanıp yetişenlerin bir olamayacağını herkesin bildiğini söylerlerdi. Bu konuyu anlatırken mutlaka kolunu abdest alır gibi sıvazlar ve aşı yapılmasını gösterirlerdi. Efendimizin konuyu işlerken böyle yaptığını da mutlaka ifade etmeden sözü bitirmezlerdi. Daha sonra da ...
» Devamı için tıklayınız ...
Üstazımızın Mübarek Günlere ve Gecelere Dair Hayatı
Kur’ân-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde mübarekliği bildirilen yer ve zamanlar yanında kişiler ve nesneler gibi nelerin buna dahil olduğuna dair bir hayli geniş malumat bulunmaktadır. Bunlar içerisinde mübarek gün ve gecelerin ayrı bir önemi vardır. Özellikle de bu gün ve gecelerin bizim milletimizin dinî ve millî hayatının vazgeçilmezleri arasında sayıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz.Oluşan coşku ve heyecanın maneviyatımızı desteklemesindeki payı çok yüksektir. Mübarek Üstazımızın hayatı Kur’ân ve Sünnet’in ışığında geçmiştir. Hayat ölçüsünü onlardan almıştır.Bu sebepledir ki, bir İslâm büyüğü olmanın şartlarını bizzat ve bîhakkın taşımıştır. Onun hayat sahnesinde olduğu demlerdeki hatıralarını tespit ederken özel bir yer ve anlam ifade eden mübarek gün ve gecelerle ilgili olanları üzerinde söylenecek çok şey olduğunda hiçbir şüphemiz yoktur. Fakat biz deryadan bir damla mesabesinde olarak kabul edilebilecek bir miktar kadarcık bahsedeceğiz. Umulur ki nasiplenenleri çok olur, biiznil...
» Devamı için tıklayınız ...
Manevî Sofralarından Doyamadan Kalkılırdı
Akl-ı selim ve kalb-i selim sahibi olan ve doğuştan veli diye tanınan merhum ve mağfur Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (ks) Hazretlerinin duygu ve düşünce ufkunu tespit, tayin ve tarif etmek bizler için oldukça zordur. Onlar için postunda oturur ama kâinattan haberdar olur, derler. Kendi tabiri ile de sanki dünya bir tepsi gibidir, onlara göre. Müridanının tavsifine göre de kendi yerde, ruhu arşta gezinir. Afakî ve enfüsî hakikatlerin usta bir avcısı ve savunucusudurlar. Ehliyet ve liyakatle birlikte salahiyet sahibidirler de. Onlara verilen tasarruf hak ve yetkisi vardır, onlar Hak canibinden devamlı desteklenirler. İşte tüm bu sebeplerden dolayıdır ki onlara ehl-i hak ve ehl-i marifet denir. MANEVÎ SOFRALAR Onu dinleyen herkes onun konuya hâkimiyetine ve ifade gücüne hayran kalırdı. İkna kabiliyeti fevkalade idi. Derinlik ve genişlik boyutu yanına insicam ve sürükleyicilik katılınca ortaya çıkan tablo paha biçilmez oluyor. Dönüşüm ve oluşum bir arada yaşanıyor, doyamadım denilerek bu man...
» Devamı için tıklayınız ...
İlme ve Âlime Değer Veren Aşk Ocağı
İlim ve irfana, âlim ve ârife verilen değer ancak İslâm ile gerçek yerini almıştır ve cahiliyeyi saadet asrı yapmıştır. Bu zorlu ve soylu izin takipçileri günümüze kadar olagelmiştir ve kıyamete kadar da varlıklarını devam ettireceklerdir. Bizlere düşen ise onları izlemek ve onları desteklemektir. Yarınlara bırakacağımız en güzel ve en değerli mirasımız da bu olacaktır. Bu sebepten dolayıdır ki biz bu yazımızda Yahyalı Dergâhının bir ilim ve irfan ocağı olduğu üzerinde duracağız. Öncü ve örnek yapısını ve faaliyetlerini kısa da olsa takdim etmeye çalışacağız. Tüm ilim ve irfan sahibi olan Peygamber vekillerinin asıl ve gerçek muallimi her yerde ve her zaman “Ben muallim olarak gönderildim.” buyuran sevgili Peygamberimizdir (sav). ZAHİRÎ VE BATINÎ İLİM SAHİBİDİRLER Peygamberimizin nur neslinden gelen Yahyalı Dergâhı mensuplarının “Biz ilmimizi Peygamber Efendimizden aldık veya bizim hocamız Peygamber Efendimizdir.” diye ifadelerde bulunmaları garip karşılanmamalıdır. Yahyalılı Hacı Hasa...
» Devamı için tıklayınız ...
Yahyalı’da Bir Hak Kapısı
Yahyalılı merhum ve mağfur Hacı Hasan Efendi Hazretleri dergâhını Babullah=Hak Kapısı olarak tavsif eder ve “Bu kapıyı açan Allah’tır.” derdi. “Allah bir kapıyı açtı mı o kapıyı kimse kapatamaz.” diye de ilave ederlerdi. İşte bu dergâhın en birinci ve en baş özelliği budur. Herkese açıktır ve herkesi kucaklar. Her şey Allah içindir ve Allah adınadır. Allah’a endekslenmeyen hiçbir şeyin hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Bu sebepledir ki dergâhta en çok okunan ayet-i kerimelerin başında Âl-i İmran Suresi’nin 31. ayetinin olduğunu söyleyebiliriz. “Resulüm de ki, eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir”. Hadis-i şerifler içinde de kulakların en çok duyduğu ve aşina olduğu: “İnsanların en hayırlısı insanlara en çok faydalı olanıdır. İnsanların en şerlisi de insanlara en çok zararı dokunanıdır.” DERGÂH: ZİKİR VE EDEP Dergâhlar dinî kuruluşlardır. Onların kapısına kilit vurulması bir nevi Allah de...
» Devamı için tıklayınız ...
Kardeş Olmanın İncelikleri
Yahyalı dergâhı, “İhvanın kötüsü olmaz” diyen Hacı Sami Efendinin izini takipte fevkalade başarılı ve örnek olmuştur. Gelenler baş tacı edilmiş ve “Ayağınızın türabı olayım” diye karşılanmıştır. Bırakın saçı sakalı ağarmış olanları, küçük çocukların bile elleri öpülmüş ve öptürülmüştür. Onlara bizzat Üstad başta çay dağıtmak üzere birçok hizmetleri yapmıştır. Sevgili Peygamberimizi (sav) “Bir kavme hizmet eden o kavmin efendisidir”, Hadisinin canlı ve unutulmaz örnekliğini göstermiştir. Onlar sıcak yataklarında mışıl mışıl uyurlarken Üstadları onların dert ve sıkıntıları yüzünden uykusuz gecelemek durumunda kalmıştır. Bazen de onlara bir şeyler ikram etmişler ve gecenin geç vakti de olduğundan yiyecek şeyleri de tükenmiş olduğundan aç bile yatmışlardır. Bu ve benzeri davranışları ile ihvanlığın değerini tanıtmışlar ve asla onları minnet altında bırakacak tavır içine girmemişlerdir. Hatta vasiyetnamelerinde kendilerini köle, onları efendi yerine koyan ifadeler kullanmışlardır. İHVANIN E...
» Devamı için tıklayınız ...
Mürşid ile Beraber Olmanın Adabı
Peygamber Efendimizle Sahabe-i Güzin Efendilerimizin arasında cereyan eden münasebetin mürşid ile mürid arasındaki edeplerde birinci derecede örneklik etmesi kaçınılmazdır. Bazı özel durumların istisna edilmesine mahremiyet dairesi içine girenlerin de dahil edilmesi gerekir. Müridin mürşidin huzurunda ve gıyabında riayet etmesi gereken edepleri arasında fazla bir fark bulunmaz. Ölü ve diri olması da saygı ve sevgide kusursuz olmayı icap ettiren bir durumdur. Uyku ile uyanıklık hali de böyledir, sıhhat ve hastalık hali de böyledir. Zira bağlılık ruhaniyetedir. Cismaniyet için vaki olan bazı şeyler ruhaniyet için hiçbir zaman söz konusu olmaz. Yaşlılık, unutkanlık, takatsizlik vs. gibi şeyler de buna dahildir. GAFLETE DÜŞMEYİNİZ Mürşidin huzurunda, yanında ve yakınında edeplere uymak nispeten kolay ve sorunsuzdur. Lakin gıyabında uymak ise daha çok dikkat ve itina istediğinden zor sayılabilir. Gaflete düşmeden ve yanlış yapmadan bunu başarmak için biz daha ziyade bu yaşımızda gıyabındaki...
» Devamı için tıklayınız ...
Sır Tutmak Sahibini Yükseltir
Sır tutmak ve gizlemek bize faydalar sağlar. Aksi ise bize birçok şeyleri kaybettirir. Seyyid Yahya Şirvani, sırrın zekâtı kalbe gelenleri gizlemek, zevaidi celb etmek, imtihanlara katlanmak ve acayibi beklemektir, Allah’ın hududunu (helal – haram) muhafaza etmektir, demiştir. Marifet ehli dedi ki: Birr’in cevahiri altı şeyi gizlemektir: 1- Fakrı gizlemek. Ta ki insanlar onu zengin zannetsinler. 2- Sadakayı gizlemek. Hatta insanlar onu zengin zannetsinler. 3- Gazabı gizlemek. Hatta onu uysal zannetsinler. 4- İhtiyacı gizlemek. Hatta onu bolluk içinde zannetsinler. 5- Hastalığı gizlemek. Hatta onu sağlam zannetsinler 6- Salih amelleri gizlemek. Hatta ameli salih işlemediğini zannetsinler. Büyüklerin sır saklamadaki genel değerlendirmeleriyle ilgili olarak şunları sıralayabiliriz: - Gördüğün rüyayı mürşidinden başkasına anlatmayasın, zira dervişlik mahrem bir haldir. Mürşid ile mürid arasında cereyan eder. - Sır saklamak cümle tarikte salikin en önemli vazifelerindendir. - Seyr-u sülûkta...
» Devamı için tıklayınız ...
BÜYÜKLERDEN NASIL İSTİFADE EDİLİR?
Bizi kıymetlendiren herkesle aynı olmak değil, herkesten farklı olmaktır. Kim denilince Hz. Ali gibi sağına soluna bakmadan ben diyebilmek ancak bizi mert ve yiğit yapar. Tab’an ve şeran üstadın sevdiği ve hoşlandığı kişilere ve şeylere mürid çok dikkat edecektir. Sevmediği ve hoşlanmadığı kişi ve konularda, konum ve tutumlarda herhangi bir gönül kırıklığına meydan vermeyecektir. Bir gözün hatırı için bin göz sevilir, derler. Üstadın şahsı ve ailevi yakınlarına da muhabbet ve ilgi gerekmektedir. Ayrıca üstad ile alakası olan hayvan, eşya ve hatıralara da usulünce yaklaşmalı, lakayt kalınmamalıdır. Çocuk ağlayınca annenin sütünün göğsünden boşalacak uygun yer ve ortam aramada harekete geçtiği gibi üstad görünce veya üstadın gönlüne düşünce bunu hak edecek kıvama her an hazır olunmalıdır. Boşaltacağ birini bulamayınca – mecburen – ayağını yere dayayıp feyzi toprağa aktarma konumuna onu getirmemelidir. Yani aradığında önünde ve yanı başında olunacak şekilde onunla irtibatta hiç boşluk bır...
» Devamı için tıklayınız ...
«12»
Namaz Vakitleri
Şehir :