Makaleler > Ali Ramazan Dinç Efendi Hazretleri (K.s)
Kategoriler :
Yazarlar :
Görünüm :
O Hz. Sâmî (ks)
Sâmî Efendi’yi anlatmak, onun şahsında evliyâdan bahsetmek, kişinin kendi vüs’atine anlayışına göredir. Allah Teâlâ’yı senâda Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimiz: “Ben, Seni hakkıyla senâ edemem! Sen, kendini senâ ettiğin gibisin!” buyurmuştur. Sâmî Efendi velâyette en yüksek pâyeye erişmiştir. İlim ve hâl ehli olmakla birlikte, makam olarak aktâbiyyet sırrına mazhardı. Hâfız-ı hakîkî olan Cenâb-ı Hakk’ın muhâfazası altındaydı. Ma’sum olma, kötülük ve günahlardan korunmuş olma, peygamberlerde bulunması vâcip olan sıfatlardan biridir. Velî ise mahfuzdur. Allah Teâlâ peygamberleri günah işlemekten koruduğu gibi (ismet), velî kullarını da günah işlemekte ısrâr etmekten korur. Velînin bu şekilde korunmasına hıfz, onu koruyan Allah Teâlâ’ya Hâfız, korunan velîye de mahfûz denir. (Tehânevî) “Allah Teâlâ sâlih kullarının işlerini üstlenir.” (A‘râf, 196.) meâlindeki âyetle, şeytânın Hakk’ın dostu olan kulları azdıramayacağını belirtir. “Ve onlar, kötü bir şey yaptıkları veya kendilerine zulmettik...
» Devamı için tıklayınız ...
Nefis Kışını Tâatle Bahar Eylemek
Meryem vâlidemize Cenâb-ı Hakk ikrâmını Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde beyân eder: “Bunun üzerine Rabbi onu iyi bir rızâ ile kabûl etti. Onu güzel bir nebat gibi büyüttü. Zekeriyyâ’yı da onu (bakmaya) me’mur etti. Zekeriyyâ ne zaman (kızın bulunduğu) mihrâba girdiyse onun yanında bir yiyecek buldu: «Meryem, bu sana nereden (geliyor?)» dedi. O da: «Bu, Allah tarafından. Şübhe yokdur ki Allah kimi dilerse ona sayısız rızık verir.» dedi.” (Âl-i İmrân, 37.) Yaz gününde kış, kış gününde yaz meyvesi lütfeder. Nefis kışından, emmâre soğuğundan mutmainne bahârını ihsân eder Mevlâ (cc) kişi hevâ-i nefsden kurtulursa. Güçlü bir duygudur nefsânî arzular. “Gördün mü hevâsını ilâh edinip Allâh’ın bir ilim üzerinde saptırdığı ve kulağı ve kalbi üzerine mühür koyup görme gücünün üzerine de perde çektiği kimseyi? Artık, Allah’tan sonra onu kim hürriyete erdirir? Düşünüp hatırlamaz mısınız?” (el-Câsiye, 45/23) “Allah’tan bir hidâyet olmaksızın hevâsına uyandan daha dalâlette olan kim vardır?” (el-Kasas, ...
» Devamı için tıklayınız ...
Vakıf İnsan
İnsan Allah Teâlâ’ya adanmıştır. “Biz muhakkak ki Allah içiniz (O’na ulaşmak ve teslîm olmak için yaratıldık) ve muhakkak O’na döneceğiz (ulaşacağız).” (Bakara, 156.) Âlemde ne varsa O’na âid. De ki: “Benim duâ ve yakarışlarım, namaz, zekât, oruç, hac ve kurban başta olmak üzere bütün ibâdetlerim, kısacası hayâtım ve ölümüm, yalnızca âlemlerin yegâne sâhibi, efendisi ve Rabb’i olan Allah içindir!” Sadece O’nun rızasını kazanmak için ve yalnızca O’na yönelerek duâ ve ibâdet ederim; ancak O’nun egemenlik ve otoritesine boyun eğerek yaşarım ve ancak O’nun uğrunda canımı veririm! (En’âm, 162-163.) Rabbimiz buyurur. “Her şey O’na âiddir.” Bütün Peygamberlere tercümân olur İbrâhîm aleyhisselâm teslîmiyette Allâh’a (cc). “O, dedi ki: Doğrusu ben, Rabbıma gidiyorum. O beni hidâyete erdirir.” (Saffat, 99.) Sohbetinde Üstâzımızın şu mübârek sözünü kaydetmiştim: “Suyu suya, toprağı toprağa, ateşi ateşe, havayı havaya, kendinizi de Allâh’a verin.” Katıksız inanç, riyâsız amelle zarîf bir müslüman ...
» Devamı için tıklayınız ...
Gerçek Hayat
Sonbahar, yaprakların sararıp döküldüğü, bağ ve bahçenin bozulduğu, ticârî olarak işlerin yoğun olduğu mevsimdir. İnsan hayâtının da güz mevsimi olgunluk çağıdır ve âhirete hazırlığın daha yoğunlaştığı bir devredir. Ya’kûb (as)’a Azrâil (as)’ın “rûhunu kabz için haber veririm” dediği vakittir. Son gelişinde “neden haber vermeden geldin?” deyince, “çok haber yolladım” der Azrâil (as). “Dişin döküldü, belin büküldü. Saçlarına düştü ak, güçten kuvvetten kaldın bak.” Hep bunlar bir tarafa, ecel ansızın gelir. Sıddîk-ı Âzam’ın söylediği sözdür bizim için geçerli olan. “Ölüm gelse ne yaparsın?” suâline, “aynı hâl üzere kalırım” der. Çünkü her vakit uyanık, emr-i İlâhî’ye muntazır. Hem zâhir hem de bâtında muhâsebe etmeli kişi kendini. Muhyiddîn-i Arabî (ks) zâhirî muhâsebenin ötesinde, bâtınî, gönlünden geçen duyguların da muhâsebesini yapar. Kalbde beliren duyguları işleme koyma azmi mesûl tutar insanı. “Göklerde ne var, yerde ne varsa (hepsi) Allâh’ındır. Eğer siz içinizdekini açıklar, yâh...
» Devamı için tıklayınız ...
İletişim Dili
İlk insan, ilk peygamber Âdem (as)’dan Efendimiz’e (sav) kadar Rabbimizle iletişim vahy-i İlâhî’dir. Altı bin altı yüz altmış altı âyât-ı İlâhî bu vesîle ile inmiştir. “Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” (Yûnus, 109.) Efendimiz (sav) Mi’râc hâdisesinde direkt Rabbimizle mükâleme nîmetine mazhar olmuştur. Kimseye nasîb olmayan ruh maal-cesed buluşmuştur. Süleyman Çelebi: “Ermedi evvel gelen bu devlete Kimse lâyık olmadı bu rif’ate” der. Vâris-i Enbiyâ’ya ilhâm olarak gelmiştir haber Rabbimizden. “Sonra da ona hem kötülüğü, hem (ondan) sakınmayı ilhâm edene ki,” (Şems, 8.) İletişim dili Peygamberlerde aleyhimüsselâm vahiy, evliyâullahda ilhamdır. Bugünkü teknolojide de aynıdır. Söz ve fiil İlâhî ölçüye, sünnet-i seniyye ve gerçek ulemâya, ilimde rüsuh sâhibi ehlüllâha uydukça makbûldür. “Mü’minin kalbi Allâh’ın (kudret) parmaklarından iki parmak arasındadır”buyurulur. Vedâ hutbesindeki “burada bulunanlar bulunmayanlara sözlerim...
» Devamı için tıklayınız ...
Seyahat
Allâhımızın yüce kudretidir ancak gördüklerimiz. Ekseriyetle yolculuğumuz hava yoluyla olmaktaydı. Bu sefer doğuya husûsî arabayla gittik. Geçtiğimiz her yerde dağların, taşların, semâvât ve arzın o güzellikleri Rabbımızın yüce nîmetlerini; bütün mahlûkât, kuşların cıvıl cıvıl ötüşü hep Rabbımızın kudretini gösteriyordu. Bir yazı okumuştum, orada kötülükten isyandan iyiliğe dönen, ibâdet ve tâate dönen birisi şunu söylüyordu: “Ben artık günâha vedâ ettim, ibâdet ve tâate başladım. Öyle bir hâldeyim ki baktığım dağ ve taş, semâvât ve arz gözümü yaşla dolduruyor. Bu Rabb-i Zü’l-celâlimize dönüş ne büyük bir nîmetmiş ki bir karıncaya dahi baksam, herhangi bir mahlûku temâşâ etsem benim gönlüme ilâhî bir sevgi doluyor.” Bunun gibi, Rabbımızın lütuf ve keremi olarak, akan sulardan tutun öten kuşlara her şey insana bambaşka bir zevk veriyor. Tabiî bu zevk maddî olan bir zevk değildi. Bu rûhânî bir zevkti, mânevî bir zevkti. Çünkü eserden müessire geçilecek olursa, baktığımız eşyâda onu yarat...
» Devamı için tıklayınız ...
Mahlûkâta Şefkat
Allah, gökleri ve yeri yarattığı gün, yüz rahmet halketmiştir. Her bir rahmet göklerle yer arasını dolduracak enginliğe sâhiptir. Bunlardan sâdece bir rahmeti yeryüzüne indirmiştir. İşte anne yavrusuna bu sayede şefkat gösterir. Yabânî hayvanlar ve kuşlar bunun sonucu olarak birbirlerine merhamet ederler. Allah Teâlâ kıyâmette bu biri doksan dokuza katarak rahmetini yüze tamamlayacaktır.' (Müslim, Tevbe, 8/2753.) Rahmetten gaye, Allah'ın kâinatta yarattığı mahlûklarına ihsânıdır. Yeryüzünde varlıklar arasında gördüğümüz şefkat ve merhamet, Allah Teâlâ'nın sonsuz rahmetinin çok küçük bir parçasının eseridir. 'Eğer kâfir, Allâh'ın katındaki rahmeti kavrayabilse, aslâ cennetten ümidini kesmez' buyurur Efendimiz (sav). Bu dünyâda tek bir rahmetten hâsıl olan İslâm, Kur'ân, tâatler, gönülden gelen şefkat, merhamet gibi bin bir çeşit nimetler düşünüldüğünde, yüz rahmetin tecellî edeceği âhiret diyârındaki nîmet hesâb edilemez. 'De ki: Ey nefislerine karşı haksızlık yapmakta aşırı giden kulla...
» Devamı için tıklayınız ...
Kâinât Bir Âile
Herşey O’na âid olduğuna göre âlem birbirine hısımdır. Nehir, göl, deniz, baraj, kuyu; çorak, kireçli, minerallere göre değişen suların hepsi nîmettir. Sıcaklığı, buharlaşmayı artıran, kar erimelerine neden olan, kokuşmayı önleyen, aşılanmayı temin eden, bitkilerin olgunlaşma ve hasat süresini kısaltan rüzgârlar bir ihsandır. Isı, elektrik, mekanik, kimyâsal, nükleer, manyetik, kinetik ve potansiyel enerji hayâtın bir parçasıdır. Kırmızı toprak, orman, çöl, bozkır, kahverengi ve kara topraklar, farklılık arzetmekle birlikte doğanın bir güzelliğidir. Dağ, taş, akik, yeşim, yıldız, amazon, amber, mercan, bakır, yakut, zümrüt, safir, mermer, granit, alçı vs. bir süstür. Milyonlarca canlı çeşidi, kara ve sudaki hayvanlar, havada uçan mahlûklar, çiftliklerde, ormanlarda yaşayan, bildiğimiz ve bilmediğimiz birçok hayvanlar kıymettir. Canlıların ikinci grubunu oluşturan bitkiler, çam, köknar, ladin, kavak gibi ağaçlar, karada yetişen yosunlar, kamışlar, saksıdaki çiçeklerden tutun, damarsız, ...
» Devamı için tıklayınız ...
Doğa-Fıtrat Dengesi
“O´nun katında her şey bir ölçüye göredir.” (Ra’d, 8.) “Gerçekten Biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.” (Kamer, 49.) “Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.” (En’âm, 59.) “Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (En’âm, 38.) Bu âyet-i celîlelerde her şeyin bir denge, düzen ve intizam içinde olduğu, hem de Kitâb-ı Kerîm’de hayatta olabilecek herşey îzah buyurulmuştur. Semâvât ve arzın muhteşem bir kudretin eseri olduğu beyân edilmiştir. “O ki, birbiri ile âhenkdâr yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allâh’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?” (Mülk, 3.) Semâvât ve arzı ve içindekileri insanoğlunun hizmetine kulluk için veren Hâlik-ı Lemyezel, insanı madden ve mânen mükemmel yaratmıştır. “Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tîn, 4.) Mükemmeliyeti aklında ve rûhundadır. Maddesi îtibâriyle de, rızkının temizliği ve endâmının düzgünlüğündedir. Herşeyi yerli yerince yaratan Rabbimiz kâina...
» Devamı için tıklayınız ...
Gâlibiyet Îmandadır
Altı Gün Savaşı, diğer adlarıyla 1967 Arap-İsrail Savaşı, Üçüncü Arap-İsrail Savaşı, Altı Günün Savaşı veya Haziran Savaşı, 5 Haziran 1967 Pazartesi, İsrail ile Arap komşuları Mısır, Ürdün ve Suriye arasında başlayan ve 6 gün süren savaş. Korkuya kapılan halka, İsrailyöneticileri şu târihî sözü söyler:“Müslümanların sabah namazına iştirâkine bakın. Eğer Cuma namazındaki kalabalığı görürseniz korkun.” Nusret, Yardım Dayanışmadadır Başarı mü’minlerintesânüdü, ibâdeti,evradveezkârıylaorantılıdır. Bu gerçeğiMevlâmız(cc) şu şekilde haber verirKitâb-ı Kerîm’inde: “Toptan Allâh’ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allâh’ın size olan nîmetini anın: Düşmandınız, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da onun nîmeti sâyesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size böylece âyetlerini açıklar.” (Âl-i İmrân 3/103) “Şüphesiz mü’minler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah’tan sakının ki siz...
» Devamı için tıklayınız ...
Ülke Savunması
Dîn-i Mübîn’in müsâade ettiği hususlardaki savunmaya meşrû müdâfaa denir. Dînimiz hangi konularda müdâfaa hakkı tanır: 1- Mal. 2- Can. 3- Nâmus. İslâm hukûkunda, ölçüler dâhilinde kişi kendini korur. Zâten hakların devlet eliyle korunması îcâb eder. “Haklı bir sebep olmadıkça Allâh’ın dokunulmaz kıldığı cana kıymayın. Bir kimse haksızlıkla öldürülürse velîsine yetki verdik; ancak o da öldürme husûsunda haksızlığa sapmasın; çünkü o, yeterince yardıma mazhar olmuştur.”1 Kan dökme ve cana kıyma noktasında, yetkili organların gözetiminde gerçekleştirebileceği ifâde edilmiştir. “Müslümanın kanı, ırzı ve malı diğer Müslümana haramdır.”2 buyurur Efendimiz (sav). “Bir kimse size ne amaçla saldırmışsa, siz de aynı şekilde karşı saldırıda bulunun.”3 Hadîs-i şeriflerde: “Kim, canı (nefs) uğrunda ölürse şehittir, kim nâmusu (âilesi) uğrunda ölürse şehittir, kim malı uğrunda ölürse şehittir.”4 Başkasının hakkını korumada Efendimiz (sav) şöyle buyurur: “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsi...
» Devamı için tıklayınız ...
Evlilik
Sâmî Efendi Hazretleri (ks) evlenecek çiftlere üç tavsiyede bulunur: Soyunda kıtal, haksız yere adam öldürme olmasın. Geçmişinde zinâ şenîası, kötü fiili de olmasın. Âdetleri birbirine uygun düşsün. Üstâzımız da, mütâlaası netîcesi şu öğütleri verirlerdi: Mal cihetiyle, kocasına karşı övünmemek için alt seviyede olsun. Haseb-neseb yönünden kocasından üstün olmasın. Belki hamiyyet damarı kabarabilir. Boy bakımından da kocasından yüksek olmasın. Yaş itibâriyle de, kocasından küçük olsun. Ama uçurum olmasın. Peygamberimiz (sav): “Bir kadın, şu dört şey için nikâhlanır; ya malı için, ya soyluluğu için veya güzelliği için yâhud da dindarlığı için alınır. Siz dindar olanını alın, eliniz dert görmez.” (Müslim, Nikâh) Karşılıklı sevgi ve saygı esaslarına dayalı bir evlilik saygıdeğerdir, ciddî ve samîmîdir. Vâlide sultan, Rabia anamız der: İki iyi bozuşmaz. Biri iyi biri kötü olsa yine bozuşmaz. Çünkü iyi olan akleder fehmeder geçim yoluna bakar. İkisi de kötü olursa araba şarampole yuvarlanır...
» Devamı için tıklayınız ...
Yardımlaşma
Gözün biri kaybolsa diğeri, kulağın biri hasta olsa bir diğeri yardımcı olur. Elde ayakta vs. organlarda hep böyle. Vücutta bile yardımlaşma var. Tohumu toprak, yağmuru yer bağrına basar. Güneş ışık ve ısısıyla kucaklar kâinâtı. Varlıklar âleminde bir sevgi ve muhabbet var. Enfüste tesânüd olduğu gibi, âfakta da var. Atın yavrusunu, tavuğun civcivini koruması, yüz rahmetten biri değil mi? Maddî yardımlaşmanın yanında rûhî muavenet, akıl ve izana sığmaz. Kardeşin birbirine şefâatinden tutun, yardımına koşulan hayvânâtın imdâda yetişmesine kadar. Rabbimize tâatte bir haseneye on, yedi yüz, kat be kat ve sonsuz verilen mükâfat. Mevlâ-yı Müteâl’e dönüş nisbetinde, bir karışa bir zira, bir zira yönelişe bir kulaç, yürüyerek atılan adıma koşarak gelen rahmet. Sünnet-i Muhammediyye’sine riâyetle ümmetini kendisine komşu eder Cenâb-ı Ahmed (sav). Râbıta ve murâkabeyle açılan kalbe inen ikram, feyz, vâridât, tecellî, nur ve ilhâmât Kitâb-ı Kerîm’de haber verilir: “Nefse ve onu düzgün bir biçimd...
» Devamı için tıklayınız ...
'Ömrünüze Bereket' diye dua ederler
“Ömrüne bereket” diye duâ ederler. Belki o anda bunun anlamını bilmeyiz ama kelâm çok manidar. Kişi uzun ömürlü olur, fakat hayırsızdır. Kısa bir hayat sürer, ama bereketlidir. Said İbn Zeyd radıyallâhu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle söylediğini işittim: “Ebubekir cennetliktir, Ömer cennetliktir, Osman cennetliktir, Ali cennetliktir, Talha cennetliktir, Zübeyr cennetliktir, Sa’d İbn Malik cennetliktir, Abdurrahman İbnu Avf cennetliktir, Ebu Ubeyde İbnu’l-Cerrah cennetliktir.” (Râvi der ki: Zeyd) Onuncuda sükût etti. Dinleyenler: “Onuncu kim?” diye sordular. (Bu talep üzerine): “Said İbn Zeyd!” dedi. Yâni bu, kendisi idi. Zeyd sonra ilâve etti: “Allâh’a yemîn ederim, Onlardan birinin Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte yüzü tozlanacak kadar bulunuvermesi, sizden birinin ömrü boyu çalışmasından daha hayırlıdır, hattâ ömrü Hz. Nûh aleyhisselâm’ın ömrü kadar uzun olsa bile.”1 Ömürde bereket, Aleyhissalât ü Vesselâm Efendimiz’in mübârek dillerinde, “İn...
» Devamı için tıklayınız ...
Ortak Özellik
Ana tema, beşer olmak. Hepimiz Âdem’den (as), Âdem (as) da topraktandır. Ortak özelliğimiz, “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi milletlere ve kabîlelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstününüz O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, herşeyden haberdâr olandır.” (Hucurât, 13.) Aynı baba ve anadan geldiğimiz gibi, aynı toprakta yaşıyor ve aynı havayı teneffüs ediyoruz. Sayılan bu özellikler elbette bir hukuk içerir. Kur’ân-ı Kerîm’de Allâhu Teâlâ “…Anaya, babaya, akrabâya, yetimlere, yoksullara,yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere ihsân ile muâmele edin, iyi davranın…”(en-Nisâ, 36.) buyurmaktadır. Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:“Çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonrada komşularını gözden geçir ve gerekli gördüklerine güzel bir şekilde ikrâmet!”(Müslim,Birr, 143) “Komşusu açken tok yatan kimse bizden değildir.”(Hâkim, II, 15;...
» Devamı için tıklayınız ...
Liyâkat
“Emânet, ehlinin dışına verildiği zaman kıyâmeti bekle.” buyurur Aleyhissalât ü Vesselâm Efendimiz. Kâbe’nin anahtarını bile, Mekke’nin fethinde işin ehlidir diye bir müşrike verdi. Mûcize-i Nebî (sav) sâyesinde Osman b. Talha b. Abdüddar daha sonra Müslüman oldu. Bu hâdise Nisâ Sûresi’nin elli sekizinci âyetinin inmesine sebep oldu. “Allah size, emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emrediyor. Allah Teâlâ, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.” Es’ad-ı Erbilî Hazretleri, Sâmî Ramazanoğlu Hazretleri’ne icâzet verirken “Allah Teâlâ emânetleri ehline vermeyi emreder.” âyetini okur. Sâmî Efendi’nin şahsında bir mürîdin takınacağı evsâfı da şu şekilde sıralar: 1- Gençliğini nezih dînimizin dâiresi içinde geçirmiştir. 2- Bütün gayretini tarîkat-ı âliyye yolunda harcamıştır. 3- Ciddiyetiyle kendisini herkese kabûl ettirmiştir. 4- Emir âleminde beş letâifiyle mâsivâdan arınmıştır....
» Devamı için tıklayınız ...
«123456»
Namaz Vakitleri
Şehir :