Makaleler > Prof. Dr. Kadir Özköse
Kategoriler :
Yazarlar :
Görünüm :
Mevlȃnȃ Diliyle Eğitime Duyulan İhtiyaç
Mevlânâ, hem kendi bakışlarını hem de Kur’ân tefekkürünün bakışını insana, özellikle yaşayan insana çevirmiştir. Mevlânâ, dînin kuru bilgi, şekil ve doktrin tarafından çok duygu, iç tecrübe ve aşk aktivitesi yönüyle kucaklaşmıştır. Hem o; îmânı, aşkı ve cezbesi bakımından sünnet-i Muhammediyye tâkipçisidir.3 Mevlânâ, üç yönlü bir eğitim-öğretim faaliyeti sürdürmekteydi: Medresede din ilimleri öğreticiliği, müridlerini mânen geliştirmek için zikir halkaları ve câmi kürsülerinden halka yaptığı vaazlar. Mevlânâ’nın eğiticiliği Şems’le buluşmasından sonra derinlik ve yoğunluk kazanır. Onun Şems ile olan ilişkisi, Hızır (as) ile Hz. Mûsâ’nın ilişkisine benzemektedir. Mevlânâ Şems’le buluşmasının sonunda öğretim kürsüsünü ve vaaz minberini terketti. Şems’in huzûrunda diz çöktü. Ona öğrenci oldu. Ondan aldığı feyizle öğrenciliğe devâm etti.4 İslâm düşüncesinin en önemli düşünürlerinden biri olan Mevlânâ, savunduğu fikir ve tezleri büyük bir titizlikle işlemekte ve dâimâ insan fıtratını hareke...
» Devamı için tıklayınız ...
Mürşid-i Kȃmile Duyulan İhtiyaç
Tasavvufȋ eğitim bir mürşid-i kȃmilin gözetiminde gerçekleştirilen terbiyedir. Ebû Ali Dekkâk (ö. 405/1014)’ın ifâdesiyle söyleyecek olursak, yetiştireni ve dikeni olmadan kendi kendine yetişen ağaç yaprak açar, fakat meyve vermez. Tedricî bir surette tarikatın âdâbını öğretecek bir üstada sâhip olmayan mürîdin durumu da böyledir. O hevȃ ve hevesine tapar, kurtuluş yolu da bulamaz.1 Dolayısıyla seyr ü sülûka yönelen mürîdin, bir rehber gözetiminde yol alması tasavvufta esastır. Yusuf Hemedani (ö.534/1139) ise mürîdin tek başına on senede alamayacağı yolu bir pîr ile bir senede alabileceğini söylemektedir.2 Mürşid-i kȃmiller mürîdlerine uzun ve ince tasavvuf yolunu kısa zamanda ve sâlimen kat etmelerine vesîle olurlar. Erenlerin nazarına dikkat çeken Ya’kûb Çerhi (ö.851/1447), mürîdine kısa zamanda uzun mesâfeler aldırtan mürşid-i kâmili kibrȋt-i ahmer olarak nitelemekte ve şöyle seslenmektedir: Tebrizî’yi görüp de tek bir nazarıyla müşerref olan Çilede harcadığı zamana ta’n eder. Her n...
» Devamı için tıklayınız ...
Tasavvufta Murâkabe Eğitimi
Ebu Osman el-Mağribî (ö. 373/983) tasavvuf yolunda insanın nefsini âşinâ kılması gereken üç fazîletli amelden bahseder. O bunları; muhâsebe, murâkabe ve amelin şer’î bilgiyle idâre edilmesi olarak sıralar.1 İmam Kuşeyrȋ (ö. 465/1073) eserinde hocası Ebu Ali Dekkâk (ö.405/1014)’tan rivâyetle bir anekdot aktarır. Olayı aktardıktan sonra da “kulun yaratılmışlar karşısında riâyet edeceği rikkat ölçüsünün hassaslığı bu kadar fazla olur da Yaratanımız karşısında rikkatimize nasıl ehemmiyetsiz kalabilir?” diye sormayı ihmâl etmez. Olayı şu şekilde aktarır: “Pâdişahlardan birinin bir vezîri vardı. Vezir bir gün pâdişâhın huzûrunda iken orada bulunan gulam/hizmetçilerden birine gözü kaydı. Vezir hizmetçiden şüphelendiği için değil, ondan kendisini ilgilendiren bir ses veya hareket hissettiği için bakmıştı. Vezîrin hizmetçiye bakmakta olduğunu tesâdüfen pâdişah gördü. Vezir ‘pâdişah şüpheli bir iş için hizmetçiye baktığımı vehmeder’ diye korkuya kapıldı. Vezir o tarafa bakmaya devâm etti. O günd...
» Devamı için tıklayınız ...
Namaz Vakitleri
Şehir :