Makaleler > Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (K.s) > Tasavvuf > Büyükler Küçüklerin Her Haline Vakıftırlar
Kategoriler :
Yazarlar :
Büyükler Küçüklerin Her Haline Vakıftırlar
Tarih : 03.10.2011 16:25:50
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (K.s)
Okunma : 1057
İlim sahipleri demişlerdir ki: “Zorun en zoru, anlamayan kişiye söz anlatmaya çalışmaktır.” Bazı ilim vardır ki herkesin kabulüne açık değildir ama haktır. Büyükler, ihvanın her haline vâkıftır. Hazarda seferde, içerde dışarıda her halleri mürşid-i kâmillerine malumdur. Geçenlerde bir hanım kardeşimizin evine lüks eşya aldığı için diğer bir kardeşi tarafından kınandığını işittik. Sözü getiren kişiye dedim ki: “O eşyalar o evladımıza helal olsun; her gece tesbih namazını kılmadan yatmaz” Kişi Allah’ına muhabbetli, emirlerine nehiylerine hürmetli, mahlûkatına da şefkatli ise dünya malı ona zarar vermez. Esas zararlı olan samimiyetsizliktir, riyakârlıktır. Riya, Allah’ımızın katında gizli şirk olarak kabul edilir.

Musa (as) zamanında bir adamın çocuğu olmamış. Musa (a)s’a gelip “Ya Musa, Rabbımıza bir sor; bana hiç çocuk verecek mi?” demiş. Musa (as) da sormuş. Rabbımız: “Ona çocuk lutfetmedim” buyurmuş. Adam: “Lutfetmediyse gücü yetmez değil ya, lutfediversin” demiş. Seneler sonra Musa (as) o kişinin çocukları olduğunu görmüş. “Ya Rabbi, demiş, lutfetmedim buyurmuştun ama şimdi çocuk vermişsin” deyince Rabbımız: “O sözü hoşuma gitti” buyurmuş. Bütün iş samimiyete bağlıdır. Rabbinin her verdiğine razı olana, zamanla Rabbine naz etme gücü de verilir. Bu, dostluğun bir nişanesidir. Yahyalımızda öyle kardeşlerimiz var ki kimse onların büyüklüklerini bilmez. Belki çağırıp sofranıza bile oturtmazsınız. Ama onlar her öğün Rablerinin rıza sofralarına otururlar. İslâm, oyun ve eğlence yolu değildir. “Ve hüve meakum eynemâ küntüm” Her nereye dönersek Rabbi zülcelalimizin bizimle beraber olduğuna vâkıf olmaktır.

KULLUKTA SAMİMİYET

Namaza durduğunda Kur’ân-ı azimüşşanı indirenin sadâsını duyan kullar vardır. Allah’ının sadâsını duymak için önce dilinden ve kalbinden geçenleri düzeltmek gerekir. Bir kimsenin arkasından konuşmak münafıklıktır. Dilini gıybetten, nemimeden boş sözlerden muhafaza etmeyenin ahlakı güzelleşmez. Ne kadar ameli olsa, kabirden insan suretinde diriltilmez. Dünyada gıybet konuşulurken yüzü gülenin ahirette iki gözü de ağlar. Gıybet, zinadan daha şiddetli bir fiildir. Gıybeti terk etmeye muvaffak olanlar defterlerini sağ taraflarından alırlar. Asr-ı saadette yalan söyleyenlerin kırk gün ağızlarının koktuğuna dair rivayetler var. Kul, Allah’ından korkar, O’nun sevmediği hallerden sözlerden sakınırsa, Cenâb-ı Hak ona hak ile bâtılı ayıracak bir anlayış, bir nur ihsan eder, günahlarını örter ve kulunu bağışlar. Kur’ân-ı Kerim’de böyle buyrulmuş, böyle va’dedilmiştir. Musa (as)’a bir kul gelip diyor ki: “Ya Musa, sen Rabbımızla konuşursun, bir sor bakalım ben cennetlik miyim, cehennemlik mi?” Musa (as) soruyor ve adama şu cevabı veriyor: “Rabbımıza sordum; buyurdu ki: “O kulum…” Adam Musa (as)’ın sözünü kesiyor; “Ne dedin ey Musa, Rabbım benim için kulum mu dedi? İster cennetine koysun, ister cehennemine” diyerek neşeyle oradan ayrılıyor. Rabbımız bizi kulluğa kabul eder de “kulum” diye nida buyurursa iki cihanda aziz oluruz. Rabbinin katında yerini bilmek isteyen, O’nun kendi gönlündeki yerini hesap etmesi lazımdır. Biz ne derece kulluk ediyorsak, O da o derece Rablığını bize gösterir.

Mevla cümlemizi “kulum” dediği kulları safında haşr ü neşr etsin.

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah’a.
Namaz Vakitleri
Şehir :