Kategoriler :
Yazarlar :
Gıybet Eden Kamil Mümin Olamaz!
Tarih : 07.09.2011 20:37:27
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (K.s)
Okunma : 1242
Bu tarikat-i âliyyeye girip de bir mukaddime dersi eline geçen, dünya ve ahiretin anahtarını eline geçirmiş demektir. Muttakiler ders yaparken vücutları tir tir titrer. Rabbi Zülcelalimiz Kur’an-ı azimüşşanında, Ali İmran suresinin sonunda onları vasfetmiştir. Sünnet-i seniyye edepten ibarettir. Çocuğuna muamelede bile edebi terk etsen, bağırıp çağırsan dersinden feyiz alamazsın. Büyüklerimiz bizden rabıtalı olmamızı ister. Bu aziz yol insanı Allah Teala’dan gayrı ne varsa kalpten çıkarmaya götürür.

Bayezid-i Bistami (k.s.) Hazretlerine, “Senin de kalbine kötü şeyler gelir mi?” diye sual etmişler; “Uğrar geçer, durmaz” buyurmuş. Suların akışı, güneşin doğuşu, karların eriyişi, evliyaullahın çilesi hep “la ilahe illallah” içindir. Güneş doğduğu zaman, onun aydınlığından yıldızlar görünmez olur. Aslında yıldızlar vardır ama ışıktan dolayı görünmezler. Güneş varken niye yıldızlara tabi olalım ki…

Her kim olursa olsun, isterse bütün soyu sopu âlim olsun, ameli yoksa bir faydası olmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kızına: “Ey kızım Fatıma, sakın babam peygamber diye güvenme” buyurmuştur. Kişi, sırat-ı müstakimden geçene kadar tehlikeden kurtulmuş sayılmaz. Üstadlarımız mübarek gecelerde ve seher vakitlerinde evlatlarını gözlerler; amelleri gök katlarını geçebiliyor mu diye. İnsan son nefesinde iman ile gidebilir ama salih ameli yoksa, yaptıklarının cezasını bir bir çeker. Kılmadığı bir namaz için seksen bin yıl yanacak insan. Ama zahirine bakıp da kimse hakkında su-i zanda da bulunmamak lazım. Bir mevtayı on üç gün sonra kabirden çıkarmışlar, hiçbir değişikliğe uğramadığı görülmüş. Halbuki doktorlar bir ölü 24 saatte kokar diyorlar. O adam da pek iyi bilinmezmiş halk arasında. Ama Allah Allah diye diye gitmiş ki cesedi bozulmamış. Yine de ahirette her şeyini kurtarmış anlamına gelmez. Kabir azabının en hafifi, kemiklerin sıkılmasıymış. Bütün bu azapların sebebi kalbimizden söküp atamadığımız dünya muhabbeti sebebiyledir. Kalbimizde dünya muhabbeti var da mücadele etmiyorsak, bu yolda yol alamayız. Bir kişi ehl-i tarikse kalbinde zerre kadar gayrullah bulunmaz. Tesbihini çekerken onu bunu düşünüyorsak hiç gönül koymayalım biz tesbih çekmiyoruz demektir.

Nefsinin arzularını terk edene şehitlik mertebesi verilir. Tamamen terk edememiş yaralamış; ona da gazilik rütbesi var. Ama hiç terk edemeyene ganimet yok. “Ben bu dünyalık, geçici, ahiretime faydası olmayan, üstelik sevdiklerime zarar veren düşüncelerle uğraşmak istemiyorum” diyene yardım edilir. Bunu böylece bir kere söylemek sâlike bu yolda çok mesafe aldırır. Rabbimizin cemalini isteyeceğiz, gayret edeceğiz. Karıncanın kanadı kadar karalık kalmayacak kalbimizde.

Babam Şeyh Mustafa Efendi (k.s.) “Kıyamete ne kaldı ki dünyaya bu kadar hizmet ediyorlar” derdi hep. Bir bayram temizliği yaptığımız kadar gönlümüzü temizlemiyoruz. Nefsimize “dur” demezsek kurtuluş ümidimiz de olmaz. Dilimizi hapsedemiyoruz. Nefsimize hakim olamıyoruz. Birbirimize karşı gönlümüzü düzeltemiyoruz. Ufacık şeylerden kırılıyoruz. Gıybet ediyorsan, kamil mümin olamazsın; bunu böylece bilmemiz gerekiyor. Bize, yatmadan bir tesbih “hasbünallah ve ni’mel vekil” çektirirdi üstadımız. Uyanınca da bir tesbih “la havle vela kuvvete

illa billahil aliyyül azim” çekerdik. Bu söylediklerimi hafife almayın. İksir gibi kıymetli kelimelerdir bunlar. İnsanın ahlakı her işinde Allahını vekil tutmakla ve kainat üzerinde ondan başka güç ve kuvvet sahibi olmadığına inanmakla güzelleşir.

Mevla cümlemizi dünya muhabbetini gönlünden atarak nefsiyle mücahedede şehitlik gazilik makamına erenlerden eylesin.

Hamd olsun alemlerin Rabb’ı olan Allah’a.
Namaz Vakitleri
Şehir :