Kategoriler :
Yazarlar :
Ölmeden Önce Ölmek
Tarih : 05.11.2014 23:19:14
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (K.s)
Okunma : 1003
Yüce Rabbimiz buyuruyor: “0 mü’minler; ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allâh’ı zikrederler.” (Âİ-i İmrân, 191.)

Sûfîler bunu zikr-i daimî olarak anlamışlardır. Yani her dâim Mevlâ’mızı zikredeceğiz. Yatağa yattığımız zaman dahi Hakk’ın zikriyle meşgul olacağız. Tabii ki abdestli yatacağız. Böyle ölürsek îmânlı ölmüş oluruz. Kardeşlerim, abdestsiz yatarsak uyku israf olur. Altı saatten fazla uyursak yine uyku israf olur.
Bu âyet-i celîleye üstadlarımız çeşitli mânâlar veriyor. Meselâ bir kimsenin kalbi zikrederse; ruhu, sırrı, hafisi, ahfâsı zikrederse yani zikr-i külli kişiye hâkim olursa bütün vücut zikreder. Bu sayede ayakta dururken, yolda giderken, her ân beden Allâh’ı (cc) zikreder.

Başka müfessirler, “kıyamen” kelimesini ayağa kalkarak, Abdülkâdir Geylânî Hazretlerinin yolunda olanların yaptığı gibi “Allah, Allah” diyerek zikretmek olarak açıklıyorlar.

Oturduğun zaman da kalbin zikreder. Dil bir şey söylemese de kalb hatta bütün âzâlar zikreder. Bunlar tasavvuf yolunun sırları kardeşlerim. Üstadımız (ks) buyuruyorlar ki: “Hiç olmazsa kalbiniz zikretsin de kabirde bedeniniz çürümesin.” Çünkü zikredenler ölmez, bilakis onlar diridirler.

Âşık öldü diye salâ verirler

Ölen hayvan imiş âşıklar ölmez.

Ehl-i zikir ölmez. Ölüm onlar için, bir yerden diğer bir yere geçiş gibidir. Ölmeden önce ölmeli insan. [1]

Mûtû kable en temûtû sırrına mazhar olanlar

Onda gördü haşr u neşri nefhâ-yı sûr olmadan

“Ölmeden önce ölme” sırrına erenler, daha sûra üfürülmeden bu dünyada âhiretin haşrini-neşrini yaşarlar.

Ârifler işte bu sırra eren, beşer vasıflarından arınan kâmil insanlardır.

Sevgili kardeşlerim! İşte burada ölürsek, yani nefsimizi öldürürsek, orada ölmeyeceğiz!

Hakk celle ve alâ, “ölmeden önce ölmek” sırrına bi-hakkın vâkıf olan kulları zümresine bizleri ilhâk buyursun. (Âmin)
 

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allâh’a.

Namaz Vakitleri
Şehir :