Kategoriler :
Yazarlar :
Sâmî Efendimiz' in Feraseti
Tarih : 15.02.2013 09:50:33
Kategori : Tasavvuf
Yazar : Yahyalılı Hacı Hasan Efendi (K.s)
Okunma : 1182
Üstadımız Sâmî Efendi Hazretleri bazen Yahyalı’ya dönüş yerindeki İçmecelere gelirdi. Kayserili Hacı Hüseyin Efendi’nin oğlu Hacı Mehmet Aksakal ile biz de hizmetini ederdik. O zamanlar sakallarımız da yoktu. Saçlarımız da açıktı. O sıralar Üstadımıza iftiralar atılmış, Üstadımız aleyhinde bazı haberler yayılmış.

Bu yüzden İçmelere dört jandarma gelmişti. Sâmî Efendimiz, daha onlar gelmeden feraseti-kerâmeti ile bize “İkinizden başka yanımda dolanan kimse olmasın.” buyurdular.

Oturması dâima diz çökme ile olurken, o zaman yastığa yaslandı ve dizini dikti. Üstadımız hukuk fakültesi mezunu olduğu için kanunu, siyaseti çok iyi bilirdi. Herkes namazını yalnız başına kılsın dedi ve bizi cemaatten menetti.

Jandarmanın birisi kavakların arasından ara ara bakıyordu. Askerlik devrim aklıma geldi. Kendi kendime “Ben asker olsaydım, Efendimiz gibi bir zâtı sevseydim, ben de onun şahsını, yüzünü görmek için canla başla uğraşırdım.” diyordum. Kalbime böyle şeyler geliyor. Efendimiz (ks)’e:
- “Efendim! Aklıma böyle şeyler geliyor. Müsaadeniz olursa şu askerle bir konuşayım.” dedim.
Efendimiz:
- “Peki.” dedi.
- Asker arkadaş! Gel şöyle bir, dedim. Geldi. “Kavakların arasından niye böyle dikkatli bakıyorsun, ilgini çeken bir şey mi oldu, Hoca Efendi’yi görmeyi mi arzu ediyorsun?”
- “Bu zâtın yüzünü görünce tahammül edemedim.İlla bir görsem de elini öpsem dedim. Diğer arkadaşlardan soruyorum bu zatı. Onlar da, ‘Ne bilelim biz, kimse kim!’ diyorlar. Ben o zatı semaya doğru başı yükseliyor bir şekilde görüyorum, bir hâl oluyor bana.”
- “Gel, ben sana elini öptüreyim. Yalnız bir şey soracağım: Bu zâtın hakkında herhangi bir soruşturma var mı?”
- “Dört jandarma komutanı bahçenin dört bir tarafına oturdular. Bize de, aralarda gezin diye emir verdiler. Bu yüzden sivil giyindik. Bu zâtı gözetliyoruz.Bu kadar bilgim var.”
Efendimiz Hazretleri’nin huzuruna vardım:
- “Efendim! Şu asker elinizi öpmek istiyor.” diye askeri gösterdim.Efendimiz kavakların yanına kadar geldi ve asker O’nun elini öptü.İçmeler’de oturuyorduk, kadının biri eteğine doldurduğu armutları, erikleri ve kayısıları getirip önümüze döktü.
“Efendiler! Şunlardan, şöylece birer lokma alın.” dedi.

Biz Hacı Mehmet ile birer tane aldık. İçmeler’de insanı acıktırıyor tabii. Efendimiz, bana şöyle gözüyle bir işaret etti. “Yemeyin!” demek istediğini anladım.İçmeler’den bizim midelerimiz hasta olur diye korkudan; erik, armut, kayısı pekiyi gelmeyeceği için mi acaba bize yedirtmedi bunlardan dedik. Kadın gidince Efendimiz, elinin dışıyla o meyveleri dışarıya attı. Biraz da hiddetlenerek “Uzak gitsin!” diye attı meyveleri. Biz de hemen bıraktık ama ikimizde de cesaret yok ki “Efendim! Bu erikte, armutta, kayısı da ne vardı da böyle atıyorsunuz.” diyebilelim.

Eee, sırrını bekleyelim bakalım. Belki anlarız, dur bakalım, derken oturduk. Karanlık Hacı Mehmet Ağa vardı Yeşilhisar’da. Yanında bir icra memuru ile geldi. Efendimiz’in elini öptüler oturdular. Sonra o meyveyi getiren kadından bahisle “Efendim! O kadın on sekiz varisin mirasını vermedi, olmadık hırıltı çıkardı. Bu işi halletmek için hâkim kaldırdık, icra memuru geldi. Oraya dökülen kayısı ve armut varislerin hakkıdır.” dedi. Bizler de şaşkınlık içinde bu olayın hikmetini anlamış olduk.

Sâmî Efendimiz “ Haram lokma midede dönerken, kalpten geçerken kalbi simsiyah eder. Kalp katılaştı mı Allah’a yönelmez. Katılaşan kalbin yönü dâima dünyayadır.” buyurmuşlardı.

Cenâb-ı Hak, cümlemize helal rızık ve kalb-i selîm ihsân buyursun. (Âmin)

Hamd olsun âlemlerin Rabbi olan Allah’a.
Namaz Vakitleri
Şehir :