Makaleler > Servet YALÇIN > Maneviyat > Kabrin Düşündürdükleri
Kategoriler :
Yazarlar :
Kabrin Düşündürdükleri
Tarih : 14.12.2012 08:21:13
Kategori : Maneviyat
Yazar : Servet YALÇIN
Okunma : 894
 İnsan yaratılışı gereği bilmediği ve görmediği bir şeye karşı şartlıdır. Hatta ondan korkar ve ürker. Ünsiyet peyda edinceye kadar bu hâl devam eder. İşte bu tedirginlikten dolayı insan, ana rahminden dünyaya geldiği zaman bilmediği bir ortama geldiğinden dolayı gözünü dünyaya açar açmaz ağlamaya başlar. Gıdasını bir damarla annesinden aldığı ve hiçbir geçim derdinin olmadığı o, sıcacık ve daracık ana rahmine göre geniş bir dünya ve Allah’ımızın annesinin göğüslerinden ikram ettiği tatlı içeceği içip sıcak bir kucak ve alâkayla karşılaşınca susuyor insanoğlu. “Oh be! Dünya varmış” diyerek derin bir nefes alıyor.

Ruhlar âleminden ana rahmine, ana rahminden dünya âlemine, dünyadan kabir âlemine yani berzaha oradan da son durak âhiret âlemine yolculuğumuz devam ediyor. Dünya hayatımızdan sonra şimdi sırada ve önümüzde kabir hayatı var. Bu yolculuğa başlamak elimizde olmadığı gibi, devam etmemek de elimizde değil. Mecburi istikamet yani yol tek yönlüdür. Yönü belirleyen ise âlemlerin mutasarrıfı olan Rabb’imizdir. Bilmediğimiz ve görmediğimiz bir ortama gittiğimiz için yine tedirginiz. Çünkü kabir dendiği zaman aklımıza ancak bedenimizin yan yatırılarak sığacağı dar, kuytu, karanlık ve yalnız başımıza kalacağımız bir çukur geliyor. Bu da bizi ürkütüyor. Peki, gerçekten kabir âlemi bu mudur? Yani bu çukurdan mı ibarettir?

Elbette ki hayır! O çukur, bizim topraktan yaratılmış bedenimizin tekrar toprağa dönüşeceği evidir. Kabir hayatı ya da berzah âlemi dediğimiz hayat apayrı ve bambaşka bir hayattır. Tamamen ruhlarımızı ilgilendiren ve bedenimizin işe yaramadığı bir âlemdir orası.

İman edenler eğer orada kendilerini bekleyen güzellikleri bilselerdi, bir an önce oraya kavuşmak isteyeceklerdi. Çünkü dünya hayatı ana rahmine göre ne kadar geniş, güzel ve çok değişik nimetlerle donatılmış bir yer ise berzah da aynen dünyaya göre bir o kadar geniş ve güzeldir. Âhirette cennet ise mü’minler için berzaha göre bir o kadar geniş ve güzel olacaktır her şeyiyle. İşte bunu görmediğimiz ve bilmediğimiz için korkuyoruz ve ürküyoruz ama onu baktığı zaman görenler Yusuf (as)’ın : “(Ey Rabb’im!) Beni Müslüman olarak öldür ve sâlihlerin arasına kat.” (Yusuf/101) derlerdi. Çünkü onlar baktığı zaman kabrin çukurunu değil de oradaki hayatı görüyorlar.  Oradaki hayat ruhların birbirleriyle buluşmasıdır. Ve ruhların hareketinde sınır yoktur. Her ruh kendi amel durumuna göre lâyık olduğu bir ortamda bulunacaktır. Meselâ Efendimiz (as)’ın sohbet meclisinde olanlar olacak, velilerin sohbet meclislerinde olanlar ve mü’minler aynı ortamda sohbet edeceklerdir. Şimdi baktığı zaman kabrin bu ortamını görenler kabirden korkar mı?

Bir de bunun tam tersi bir ortam var ki, azap ortamı! Allah’ımız bizi muhafaza etsin. Efendimiz (as) da bazen kabristandan geçerken oradaki ahvâli sahâbe efendilerimize haber vermişti: “İbn-i Abbas(ra) demiştir ki: Resûlullah iki kabrin yanına uğradı da: ”Bunlar muhakkak azap çekiyorlar. Hem de bunların kanaatimce büyük bir şey sayılmayan günahlardan dolayı azap çekiyorlar. Bunlardan biri koğuculuk yapardı, diğeri de küçük abdestten sakınmazdı” buyurdular.

Evet, Efendimiz’in(sav) haber verdiği gibi: “Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur.” Bu hâli Allah’ımız gördüğümüz rüyâlarımızla bize daha bu dünyada yaşatmaktadır. Bazen çok güzel rüyâ görüyoruz, uyandığımız zaman “keşke uyanmasaydım” diyoruz. Bazen de çok korkunç rüyâ görüyoruz, uyandığımız zaman “iyi ki rüyaymış” diyoruz. Hâlbuki biz bu rüyâları görürken bedenimiz yatakta yatıyordu. Peki o güzellikle (sefayla) ve korkunç hâlle (azapla) muhatap olan kimdi? Evet, ruhumuz… Demek ki kabir hayatı tamamen ruhlarımızı ilgilendiren, ahiretle dünyamızın arasına yerleştirilen ahireti bekleme istasyonudur.

Bu istasyondaki muamele, karşılama ve ağırlama buradan beraberimize aldığımız yol azığımızla ilgilidir. O azık ise amelimizdir. Zira bizimle beraber kabre girecek olan sadece amelimizdir. Efendimiz (as) öyle buyuruyor: “Ölüyü üç şey takip eder: Aile efrâdı, malı ve ameli. İkisi geri döner birisi beraberinde kalır. Aile efrâdı ve malı geri döner. Ameli onunla kalır.” Amel valizinde güzel şeyler varsa ağırlama güzel olacak. Mevkii cennet bahçesi olacak. Yoldaşı sâlihler olacak. Ama eğer valizinde güzel şeyler yoksa, karşılama çok korkunç olacak. Münker ve Nekir’in sorgusundan sonra cehennem çukurlarından bir mevkide zâlimlerle beraber, onların ortamında ahireti bekleyecektir. Bakınız Kur’ân’ımız onların ortamını nasıl haber veriyor: “Onlar her akşam o ateşe sokulurlar. Kıyametin kopacağı gün de, Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (denilecek)! (Mümin/46)

İşte görüldüğü gibi âhiret öncesi sorgulama merkezi olarak karşımıza çıkan kabir hayatı direkt olarak dünya hayatımızla ilgilidir. Eğer burada Allah’ımızın emirlerini unutmamışsak, hayatımızın her anını O’nun emirleriyle geçirmişsek “acaba bu işimi şöyle yaparsam Rabb’im ne der” diyerek onun rızasını gözetmişsek, orada da kabir melekleri “Rabb’in kim” diye soru sorduklarında, Allah’ımız kendini bize unutturmayacak ve sorgumuz kolay olacaktır. Sorgulanmamızın kolay geçmesi beraberinde kabrimizin cennet bahçesi olmasını getirecek.

Ancak burada Allah’ımızın emirlerini unutmuşsak, orada da O(cc), bize kendini unutturacak. O(cc) unutulunca sorgulanma kötü sonuç verecek. Sorgulanması kötü  olanların vay hâline! Hâllerini anlatmak istemiyorum. Ancak Efendimiz kabir sıkmalarını ve hâllerini haber veriyor: “ Kabir onları öyle bir sıkacak ki, kaburgaları birbirine geçecek.” Başka bir hadis-i şerifte bu gibiler için “ melekler onların iki kaşları arasına demirden balyozlarla vuracaklar. Öyle bir ses çıkaracaklar ki, insanlar ve cinler hariç tüm mahlûkat bu sesi işitirler.” Muhakkak ki, bu ümmet, kabirlerinde imtihan olunuyorlar. Eğer ölüleri defnetmeyi terk etmeniz endişesi olmasaydı, bu kabristandan işittiğim kabir azabının sizlere de işittirilmesini Allahu Teâlâ’dan isterdim.”(Suyuti, Hasaisu’l- Kübra, 2/343)

Demek ki kabrimizin ve âhiretimizin güzel olması buradaki hayatımıza bağlıdır. Kabir bize buradaki hayatımızı düzeltmemizi hatırlatıyor.
Namaz Vakitleri
Şehir :