Makaleler > Servet YALÇIN > Fıkıh > Amellerde İhlâs ve Samimiyet
Kategoriler :
Yazarlar :
Amellerde İhlâs ve Samimiyet
Tarih : 09.08.2012 11:34:22
Kategori : Fıkıh
Yazar : Servet YALÇIN
Okunma : 1508
 Allah’ımızın bize verdiği en büyük nimetlerin başında gelen ve yeri kalbimiz olan imanımızın organlarımızla dışa yansımasına amel denir. Bu amellerimizin bazılarını dışarı yansıtmayı imanımız bize zorunlu kılar. Farzlar bu sınıfa girer. Onun için bazı âlimler imanı;“Kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve erkân ile amel” diye tarif etmişlerdir.

Sonra bunu vacipler, sünnetler ve günlük işlerimiz takip eder. Yani hayatımız kalbimizdeki imanın organlarımıza yansıyarak makes bulmasıdır. Onu için amel sadece ibadetle sınırlı tutulamaz.Memur masa başında, işçi işinin başında, esnaf ticaretinde, çiftçi tarlasında, kadın ev işlerinde, öğretmen ders verirken, öğrenci ders öğrenirken, imam cemaatine hizmet ederken, hâkim hüküm verirken kısaca kim ne yaparsa her şey ameldir.

Onu için amel sadece ibadetle sınırlı tutulamaz. Çünkü imanımız hayatımızın her alanına müdahale eder. Sevgili Peygamberimizin (as) “İnsanlara eziyet veren nesneyi kaldırmayı imanla ilintilemesi” buna işarettir.

İMANIN İKİ DÜŞMANI: ŞEYTAN VE NEFİS

Ancak unutmamak gerekir ki imanımızın geçerliliğini devam ettirmesi için, onun safiyetini, temizliğini letafetini korumamız gerekir. Onu her türlü şüpheden, şirkten koruyarak bunu yapabiliriz. Kalbimizin içindeki bu cevherden (nurdan) dışarıya temiz niyetlerimizle yansıtmak istediğimiz her türlü amellerimize müdahil olan onların temizliğini bozmaya çalışan iki önemli aktörü hesaba katmak zorundayız.

Çünkü bizim amansız düşmanımız olan bu iki unsur imanımız ve imanımızın gereği yapmak istediğimiz her şeyi sabote edip gayretlerimizi boşa çıkarmaya çalışırlar. Bunu için kalbimizi her an gözetim altında tutarlar. Oradan dışarıya yansıyacak o berrak niyetlere, nurlara birtakım parazitler katarak onu kirletmeye ve yerinde makes bulmasını engellemeye kalkarlar.

Bunlar şeytan ve nefsimizdir. Onun için Rabbimiz bize “Allah’a ortak tanımayan halis muvahhitlerden olun! Çünkü bilin ki Allah’a şirk koşan kimse, gökten düşüveren ve kuşların didik didik edip kapıştığı birine yahut rüzgârın uzak ve ıssız bir yere savurduğu kimseye benzer.” (22 Hac, 31)

Ve yine, “Halbuki onlara, şirkten uzak olarak yalnız Allah’a ibadet etmeleri, namazı hakkıyla ifâ etmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte sağlam, dosdoğru din budur.” (98 Beyyine, 5) buyurmaktadır.

İman ederken ve ibadet ederken sadece kendisi için yapmamızı emrediyor. Çünkü şirk imanın safiyetini bozuyor. Onun için halis mü’min olmamız isteniyor.İçerisine şirk karışmış saflığı bozulmuş bir iman geçersiz bir imandır.

AMELİN BAŞI NİYET

İbadetler de aynen böyledir. Eğer amelleri işlerken Allah’ımızın isteğinin dışında başka bir şey devreye girmişse ihlâsı bozmuş demektir. Çünkü ihlâs: “Kalbin saflığını bozan karışmış kirlerden onu arındırmaktır.” Kendisine başka bir şeyin karıştığı tasavvur edilen her şey, karışığından arınıp ondan kurtulunca halis diye adlandırılır.” (Cürcani, Tarifat, 15)

Nitekim Nahl suresin 66. ayette: “Doğrusu davarlarda da size deliller vardır: Zira size onların karınlarındaki işkembe ile kan arasından, halis bir süt içiriyoruz ki içenlerin boğazından afiyetle geçer.” buyurarak içerisine dışkı ve kan karışmamış süt halis olarak tarif edilmiştir.

Niyetin nefsin ve şeytanın her türlü parazitinden ve karıştırmak istedikleri virüslerden arındırılmasına “ihlâs” denir. Yani ihlâs niyetle ilgilidir. Böyle bir niyetle yapılan İbadet ya da amele de “salih amel” denir. Salih amel nefsin bütün hastalıklarından arınmış bir amel demektir

Nefsin amellerimize katmak istediği hastalıklar ise; kibir, riya, süma, ucb, haset, enaniyet, şöhret ve şehvet (dünya menfaati)dir. O halde bize düşen imanımızı şirkten koruyarak halisiyetini ve geçerliliğini devam ettirmek.

İmanımızın gereği yapmakta olduğumuz bütün amellerimizi de “Allah rızası” ve “Allah için” dışında başka hiçbir şey karıştırmadan salih ve ihlâsla yapılan amellerden kılmaya çalışmaktır. Eğer amellerimize yukarıda saydığımız nefsin hastalıklarından herhangi birisini bulaştırmışsa bu tahlile tabi tutulacak ve sahibine iade edilecektir.

Mesela ameline riya katan birisine Peygamber Efendimizin beyanıyla şöyle denecektir: “İbadetine riya karıştırana ahrette denir ki: Git sevabını o kişiden iste.”(Münziri, Eterğib vet Terhib, 48) İşte bundan dolayı Sevgili Peygamberimiz riyayı gizli şirk yani Allaha ortak koşmak olarak değerlendirilmiş ve bu şekilde yapılan amellerin sahibinin yüzüne çarpılacağını haber vermiştir: “Sizin için en çok korktuğum şey “gizli şirktir”.

Gizli şirk nedir ya Resulallah? diye sordular. O da: Riyadır.Allah kıyamet günü insanları amellerine arşılık mükafât verirken onlara: Bu amelleri kimin için yaptıysanız onlara gidin bakın bakalım onlardan bir mükafât alabilecek misiniz?” (Münziri, Eterğib vet Terhib, 48)

GÖSTERİŞ İÇİN

Rabbimiz de Ku’ân’ımızda gösteriş için yapılan amellerin boşa çıktığını ve bir işe yaramayacağını haber vermektedir: “Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.”(2 Bakara, 264)

Başka ayetlerde ise gösterişin yani riyakârlığın münafıkların sıfatları olduğu haber verilmiştir: “ Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar.”(4 Nisa,142) “Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar”. (107 Maun, 6) “Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah’ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) harcasalardı, kendilerine ne zarar gelirdi? Allah, onları en iyi bilendir”.(4 Nisa, 39)

HADİSLER DE AYNI ŞEYİ SÖYLÜYOR

Ayrıca yine her kim ki Allahın rızasının dışında başkaları duysun diye bir amel işlerse Allah onun amelini boşa çıkarır buyuruyor Peygamber Efendimiz (as): 'Her kim duyulsun diye bir iş işlerse, Allah onun kıymetsizliğini duyurur. Her kim gösteriş olsun diye bir iş yaparsa, Allah da onun gösteriş yapmasını ve değersizliğini ortaya çıkarır.' (Müslim,Zühd, 38)

Dünyevî menfaat söz konusu olunca da ameller boşa çıkar. 'Ben ortakların ortaklığından en müstağnî olanıyım. Her kim bir iş yapar da, onda, benden başkasını ortak kılarsa onu da, o ortaklığını da terk ederim' (Müslim, Zühd, 46) Onun için her Müslümana düşen görev amellerinde ihlâsa riayettir.

Zira amellerin az da olsa ihlâslısının makbul olacağını sevgili Peygamberimiz buyuruyor: “Amellerinizi Allah için halis kılın. Çünkü Allahü Teâlâ, ancak kendisi için ihlâsla yapılan ameli kabul eder.”(Munziri) Ameli salih olmayanlar yani ihlâsla amel yapmayanların hali sermayesi buz olan kimsenin haline benzer. Menzile varmadan elindeki avucundaki her şey kaybolur.

Ne dünyada ve ne de ahirette bunların faydasını göremez. Amellerinde Allahın dışındakilere mesaj verenler unutmamalıdır ki, hiç kimseyi memnun edemezler. Ama sadece onun rızasını gözetenleri O, herkese sevgili yapar. Ve onları unutturmaz. Çağlar onları eskitemez. Ayrıca amel ihlâslı ve salih olursa onu vesile kılarak yapılan dualar makbuldür.

Bu müjdeyi bize Peygamberimiz (as) veriyor. Öyle ise amellerimiz ihlâs ve samimiyetle yapalım. Amellerimizin safiyetini bozacak her türlü reklam, nefsimizin ve şeytanın hilelerinden uzak tutalım. Yoksa paçavra gibi suratımıza çarpılacağından emin olamayız. Rabbimiz bizi muhlislerden ve salihlerden eylesin.
Namaz Vakitleri
Şehir :