Makaleler > Rasim ÖZDENÖREN > Söyleşi > DÜZENİN İSLAMİLEŞTİRİLMESİ YA DA YANLIŞLIKLAR KOMEDYASI
Kategoriler :
Yazarlar :
DÜZENİN İSLAMİLEŞTİRİLMESİ YA DA YANLIŞLIKLAR KOMEDYASI
Tarih : 02.08.2011 11:00:34
Kategori : Söyleşi
Yazar : Rasim ÖZDENÖREN
Okunma : 1015
Yakın geçmişte bu işe bilginin İslamileştirilmesi deniyordu. Ama buna düzenin İslamileştirilmesi çabası dense daha isabetli olur. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Putun İslamileştirilmesi mümkün müdür?

Bir Müslüman bir putpereste şunu söyleyebilir mi: “Sen bu putundan vazgeçme, fakat gel biz ona Allah muamelesi yapalım! Onu İslamileştirelim!” Böyle bir teklif ne ölçüde geçerli sayılabilir? Eğer put, put olarak kalıyorsa ona Allah muamelesi yapmak abesle iştigal etmek olur. Kurulu düzen için geliştirilen bir tür söylem için de bu durum geçerlidir. Şöyle ki, kurulu düzenin bütün rükünleri aynı bırakılmak suretiyle biz onun içinde Müslümancılık oynayalım teklifi, aynıyla bilginin veya putun veya düzenin İslamileştirilmesi söylemine çıkar...

Aslında bu oyun İslam dünyasında yeni değil. Bu ülkede 1839’dan (Tanzimat) bu yana oynanıyor. Batı kültür/siyaset dünyasından alınan ariyet kavram ve kurumlarla, kurulu düzen böyle bir dönüşüme uğratılmak istendi. Ancak bu oyunlar hiçbir zaman –yöntem yanlışlığından dolayı- hedefe ulaşmadı. Çünkü bu yöntemle hedef kendiliğinden belirsizleşiyordu. Aslında Müslümanlar tarafından oynanıp durmakta olan bu oyun, onun karşıtları tarafından da yanlış anlaşıldı ve bu yanlışlığa karşı koymak istediler. Hayır, yöntemin yanlış olduğu gerçeğinden hareketle gerçekleştirilmek istenen bir muhalefet değil söylemek istediğim. Yanlış yöntem uygulayanların doğru hedefe ulaşabileceği kaygısıydı onları (Müslüman muhaliflerini) harekete geçiren. Kısacası, eğer Tanzimat’ı bir hareket noktası (başlangıç) olarak kabul edeceksek, o günden bu yana, bir yanlışlıklar komedyasının icra edilmekte olduğunu söyleyebiliriz. Tanzimat olsun, I. ve II. Meşrutiyet yönetimleri olsun Osmanlı siyasal düzeninde bir dönüşümün ifadesi değildi. Belki bir revizyon veya reform telakki edilebilirdi, fakat bir metamorfoz (radikal bir dönüşüm) olarak asla kabul edilemezdi. Radikal dönüşüm 1923’te Cumhuriyet’le gerçekleştirildi.

Cumhuriyet Osmanlı yönetim düzeninin revizyonu veya reformu niteliğinde bir değişim değildi. Eski düzeni bertaraf edip veya daha doğrusu yok sayıp onun yerine yeni bir düzen kurma hedefini gerçekleştiriyordu. İmdi, Osmanlı yönetim umdelerine sadık kalınarak Cumhuriyetin gerçekleştirmek istediği hedefe ulaşmak mümkün olur muydu? Elbette hayır! Putun İslamileştirilemeyeceği bağlamındaki mantık aynıyla burada da geçerlidir. Ama ikiyüzyıla yakın bir zamandır bazı Müslümanlar hâlâ bu yanlışın içinde döneniyor. Aynı yanlışlıklar komedyasını oynamaktan usanmış görünmüyorlar. İslam dışı düzenin bazı kurumlarıyla, kurallarıyla oynayarak İslamî bir sonuca ulaşılabileceği umuluyor. Tanzimat’ın ürettiği bölmeli kafa yapısı Cumhuriyet döneminde farklı bir düzlemde devam ediyor. Tanzimat kafası, Batı’nın ilmini alalım ahlakını almayalım, diyordu. Cumhuriyet’te bu söylem Batı’nın ilmî zihniyetini alalım biçimine dönüştü. Çünkü Batı’nın ilmî zihniyetinin istinat ettiği temel zaten onun ahlâk telakkisinde mündemiçti. Kaldı ki, Batı’nın ahlâkını da aynı zamanda benimsemek üzere bir program öngörülüyordu. Eğer mesele tutarlı olmaksa, Cumhuriyet döneminin zihniyetinin kendi batılında daha tutarlı olduğunu itiraf etmemiz gerekiyor. İslam’ı “asrın idraki”ne söyletmeye karar verdikten sonra, ilhamı Kur’an’dan almaya teşebbüs etmenin fazlaca bir anlamı kalmayacağı, kalmadığı sanırım tecrübeyle sabit kılınmış olmalıdır. Burada dikkate alınması gereken soru şudur, bu soruyu sürekli gündemde tutmak istiyorum: acaba İslam’ı mı asrın idrakine söyletmeliyiz, yoksa asrın idrakini mi İslam’a söyletmeliyiz? Kim kimi tezkiye edecek?

Tanzimat kafası İslam’ı asrın idrakine söyletmeyi teklif ediyordu. Bizse asrın idrakini İslam’a söyletmeyi öneriyoruz. Batı’yla, onun ilmî zihniyetiyle ve ahlâkıyla eğer hesaplaşmak gerekiyorsa, eğer hesaplaşma göze alınıyorsa doğru soruların doğru cevabını araştırmalıyız. Yanlış sorunun doğru cevabı bulunmaz. Olayın trajikomik yanı şu ki, kurulu düzene sahip çıkanlar, yanlış sorunun doğru cevabı bulunacağı zannıyla, önüne yanlış soru koymuş olanlarla mücadele ediyor ve bu abes mücadeleyi baştan beri ısrarla sürdürmeye devam edip gidiyorlar. Bu oyundan bir sonuç çıkabileceğini düşünüyorlar! Hâlihazırdaki hengâme de bu vehimden kaynaklanıyor...
Diğer Yazıları
Namaz Vakitleri
Şehir :