Kategoriler :
Yazarlar :
Tekkeler, Ah Tekkeler!
Tarih : 09.05.2012 11:13:53
Kategori : Güncel
Yazar : Rasim ÖZDENÖREN
Okunma : 1078
Tekke asal işlevi açısından halkın eğitim gördüğü yer (mekân) anlamına gelir. Orada öğretimden ziyade eğitim yapılır. Açılması özel bir izne bağlı olmaksızın serbesttir. Ancak böyledir diye her önüne gelenin bir tekke açması da pratikte söz konusu değildir. Orası bir eğitim yeri sayıldığı için asal işlevine uygun bir çerçevede faaliyet göstermesi gerekir. Bu nedenle de, tekkeyi yöneten kişinin toplumda sözüne itibar edilen, sohbeti, nasihati dinlenir, kısacası toplum önderi olarak kabul edilebilir bir kişi olması beklenir. Bu koşullar yerine gelmediğinde tekke diye açılmış olan yer bir boş mekân olarak kalmaya hükümlü olur.Demek ki, tekkenin hem itibar edilir bir kişi tarafından yönetilmesi gerektiğini söylüyoruz, hem de o yerin bir eğitim mekânı olarak kabul edilmesi gerektiği koşulunu arıyoruz.

Tekkenin yönetiminden sorumlu olan kimse şeyh mertebesinde bulunan bir şahsiyettir. Şeyh, belli bir tasavvuf telakkisinin o mahaldeki temsilcisi mesabesindedir. İnsanlar oraya o şeyhin sohbetini dinlemek üzere giderler. Tekke müdavimlerinin illa o tarikata intisaplı olması gerekmez.Salt şeyhefendiyi dinlemek, vaktini değerlendirmek maksadıyla tekkeyi ziyaret etmiş de olabilir. Bu ziyaretler sürekli ve kesintisiz olabileceği gibi, kişinin kendine belirlediği vakitlerle mukayyet de olabilir.

Tekkeyi ziyaret eden kimseye kimse niçin geldin diye sormaz. Bilakis onun ziyaret etmesinin devamlı olması arzulanır. Tekke müdavimlerinin okuma yazma bilmesi de aranmaz. Her isteyen, her istediği vakitte orayı ziyaret edebilir. Orada kimse sınava tabi tutulmaz. Orada kimse kimseyi sorgulamaz. Böyle olmakla birlikte, tekke müdavimleri arasında belli bir edep gelişir. Müdavimler birbirlerine kardeş muamelesi yapar. Birbirlerini tekkenin içinde ve dışında kardeş olarak korur, kollar.

MÜRİD, İRADE GÖSTERENDİR

Tekkedeki sohbetlerden herkes kendi liyakati oranında istifade eder. Şeyhefendinin sohbetinden sonra müdavimler –ki, şeyhefendinin tarikatına mensup olanlar mürid veya derviş adıyla anılır; diğer müdavimler intisaplı olmadıklarından onlara genelde muhip (yakınlıkduyar, sever) denir- kendi aralarında şeyhefendinin sohbetini yorumlarlar, o sohbetten anladıklarını birbirlerine anlatırlar. İşte asıl müritlerin –müdavimlerin- kendi aralarındaki bu sohbet onların zihinsel gelişmesinin önünü açar; onlara günlük hayatlarında riayet etmesi gereken kurallar hakkında ipuçları verir.

Tekkeler her tahsil düzeyindeki, her meslekteki insanın devam edeceği mekânlar cümlesindendir. Oraya devam edenler birbirlerine karşı üstünlük taslamazlar. Çünkü her biri oraya aynı şeyhin sohbetini dinlemek üzere gelmiştir. Orası lügat anlamında mektep (okul) değildir. Orası kelimenin bütün anlamlarıyla bir eğitim yeridir. Medresede müderrislik yapan kimse de, bir bakırcı esnafının yanında çıraklık yapan birisi de aynı sohbet halkasında beraberce oturur ve aynı sohbeti dinlerler. Sohbet ve elbette zikir tekkenin asal işlevini oluşturur.

Bunun yanında aynı mekânın ikincil işlevleri vardır. İkincil, fakat önemi ikinci derecede değil. Bilakis sohbet kadar işlevsel görevlerdir onlar da. Tekkeye devam etmek isteyenden kimse para talep etmez. Bilakis oraya gelen tekkede karnını doyurur. Kalacak yeri yoksa orada kalabilir. Kimse kimseye oraya niçin geldiğini sormaz. Niçin orada kaldığını sormaz. Bilakis o durumda olanlara herkes yardım etmeye çalışır.Ziyaretçinin sıkıntısı varsa elbirliği ile onun sıkıntısını giderecek tedbirleri imece usulüyle alırlar. Tekkeler vakıflar marifetiyle desteklenebildiği gibi, bizzat muhtelif sıfatlardaki müdavimleri tarafından da desteklenir.Tekkenin sürekli masrafları vardır. Binanın onarımı, bakımı masraf gerektirdiği gibi, barınma ve mutfak işleri, suyu, yakıtı da elbette masrafa baliğ olur. Bütün bu masrafların finanse edilmesi gerekir.

HERKES HER İŞE KOŞAR

Tekkeler mahalle aralarında olabileceği gibi kent merkezinde büyük binalar halinde de inşa edilmiş olabilir. İster büyük olsun, ister küçük olsun, bütün tekkelerin sohbete ve zikre elverişli bir salonu mutlaka bulunur. Bunun dışında yatakhanesi, mutfağı ve sıhhi hizmet mekânları mevcut olur. Belirli kişiler tekkede kendini hizmete adamış olur. Ancak orada hizmet edenler bulunuyor diye, diğer müdavimler kenarda onları seyretmezler. Herkes her işe koşar. Sofra hazırlanırken veya toplanırken kimse başkasının eline bakmaz, herkes her işe gönüllü olarak koşar.İcabında yüzlerce kişinin oturup yemek yediği bir sofra birkaç dakika içinde kurulduğu gibi, yemekten sonra birkaç dakika içinde de toplanır.

Böylece tekkelerin, günümüzde sığınma evi olarak bilinen mekânların gördüğü hizmeti de üstlendiğini söylemiş oluyoruz. Kaldı ki, tekkelerin illa yerleşim merkezlerinde kurulmuş olması gerekmiyor. Kervan yolu güzergâhında, yani bu günün şehirlerarası yol güzergâhında kurulmuş olan tekkeler orayı ziyaret eden yolculara da karşılıksız hizmet verirdi. Ancak bu nitelikteki tekkeler genelde yarı resmî kurumlar olarak hizmet görürdü. Gene böylece tekkelerin günümüzde sivil toplum kuruluşları bağlamında anlaşılabileceğini söylemek de mümkündür.

Ancak onlardan esaslı farkı şu:

Tekkeler her halükarda gönüllü bir kuruluştur. Böyle olmasına rağmen veya böyle olduğu için tekkeler ülkenin her tarafında, en ücra köşelerde bile gece, gündüz, her an, herkese hizmet vermeye hazır bulunan hizmet ocaklarıdır. Yukardan beri söylediklerimizden anlaşılacağı gibi tekkeler birer eğitim yuvası olduğu  gibi, toplumsal dayanışmanın da merkezinde bulunan kuruluşlardı. Oraya hizmet götürenler de, oradan hizmet alanlar da birbirine üstünlük taslamadığı gibi, tersine birbirlerine hizmet etmeye koşarlar. İcabında zengin, kerli ferli bir ziyaretçi; yaşça başça kendisinden küçük olanın ayakkabısını çiftleyip onu giymesine yardım edebilir.

Bundan dolayı da ne birisi kibirlenir, ne ötekisi kendini aşağılanmış hisseder. Esasen tekkenin işlevlerinden biri de, insanları bu ve benzer hizmetlerde birbirinin yardımına koşmaya hazır bulundurmaktan ibarettir diyebiliriz. Tekkeler 1925 yılında kapatıldı. Ancak onların yerine getirdiği hizmeti görecek başka kuruluşlar geliştirilemedi. Yaz günlerinde sıcaktan, kış günlerinde soğuktan sokaklarda can veren insanlara yardım edecek, hizmet götürecek kuruluşlar geliştirilemedi. Belediyelerin bu maksatla verdiği hizmet yazık ki, çok mevzii ve tesadüfî bulunmaktadır. Kaldı ki, tekkelerin yerine getirdiği asal işlev –eğitim hizmeti- belediye hizmetlerinde yer bulmamaktadır. Medreseler için ciğerimizden kopan yazıklanma hissi, aynıyla tekkeler için de geçerlidir.

Tekkelere de yazık edilmiştir.
Diğer Yazıları
Namaz Vakitleri
Şehir :